Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasak ta... - Blogcu

Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasak ta...

4/12/2009 - BİZZAT:Milliyet Sansür Komisyonu

Kategori: bizzat


Milliyet Sansür Komisyonu

 

Lütfen bunu da sansürleyiniz...        

                 Sayın Milliyet blog onay sorumluları,

Milliyet blog yazarlarından kaçının yazılarını sansürlüyorsunuz?

Peki sizler gerekçelerinizde öne sürdüğünüz ilkelerinize ne derecede bağlısınız?



Merak ediyorum;

-Eğitim seviyeniz nedir?

-Sizlere bu görevi verenler, hangi yöntemlerle sizleri seçmişlerdir?

-Sizler,hakaretin,insanlığın,insan haklarının ne olduğunu blog yazarlarından daha mı iyi bilmektesiniz?

-Buna gerçekten inanarak mı bu görevi yapmaktasınız?

     Bizim kim olduğumuz bellidir.

Nereden ve nasıl yazdığımızı,kimliğimizi,bilgilerimizi,IP adreslerimizi istedikleri an bulma imkanları olduğunun da bilincindeyiz.



Kimin hakkında ne düşünmemiz gerektiğini,kime ne kadar eğilmemiz ,kime ne kadar karşı duruş sergileyeceğimizi sizler mi belirleyeceksiniz?

Özgürlük,bağımsızlık konusunda teröristler kadar özgürlük istiyoruz.
Emin olunuz ki daha fazlasını değil.


Siz kim oluyorsunuz da neye,kime,ne kadar,nasıl eleştiri ya da övgü yapabileceğimize karar verebiliyorsunuz?



Düşüncelerimiz çok farklı,çok sınırsız ölçülerde olsa dahi,inanın ki şu an,bu satırlara düşüncelerimi aktarana kadar  hesabını veremiyeceğimiz hiç bir söz ağzımızdan çıkmamıştır.

Bu pervasızlığın da bir sınırı olmalı,düşüncelere gem vurmanın da.



Eğer ki kendinize güvenemiyor iseniz,üyelik sisteminizi değiştirmenizi öneririm.

Vatandaşlık,telefon numarası vb...gibi kesin tanımlayıcı kimlik bilgilerinin kayıt altına alındığı bir sistemi devreye sokunuz ve sansürcü zihniyetten kurtulunuz.

Şahsım olarak devletime,milletime sadakatten başka hiç bir derdi olmayan Ahmet Dursun'un yazılarına sansür yapmaktan da vaz geçmenizi temenni ediyorum.

Unutmayınız ki;hukuk bir gün herkese lazım olacaktır.

Sansürcüye de.

Saygı ile...

04 Aralık 2009

Ahmet Dursun
---------------
Yüce makamınızın sansüründen geçemeyen yazı başlıklarından sadece bir kaçı.

SOROS DİYOR Kİ;"ULUS DEVLETLER GEREKSİZDİR."
Sayın Ahmet Dursun,  
Yazınız Milliyet Blog sitesi yayın çerçevesine uygun bulunmamıştır. Değerlendirmedeki gecikme için özür dileriz.  
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1201.0


Kasımpaşalı,Rabbini de al git
Red sebebi : Eleştiri sınırını aşan ifadeleriniz nedeniyle yazınız yayın çerçevemize uygun bulunmamıştır.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7669.0


Epilepsili Tayyip aşı olamaz.
Red sebebi : Eleştiri sınırını aşan, kişilere cevap hakkı doğuran ifadeleriniz nedeniyle yazınız yayın çerçevemize uygun bulunmamıştır.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7878.0


BAŞBAKAN;PKK DÜŞMAN DEĞİL.
Red sebebi : Eleştiri sınırını aşan, kişilere cevap hakkı doğuran ifadeleriniz nedeniyle yazınız yayın çerçevemize uygun bulunmamıştır.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3376.0
------------
Türbandan Muhammed, Pastadan Mustafa çıktı
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=216183
----------
Mühür kimdeyse muhtar o mu?
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=216182
---------
Seksist olan Bilim adamı mı? Bilim kadını mı?
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=216188
---------
Yavuz Sultan Selim ve Kürtlerin tarihçesi
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=216185
------
Seksist olan Bilim adamı mı? Bilim kadını mı?
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=216188
--------
Yavuz Sultan Selim ve Kürtlerin tarihçesi
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=216185

http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=753778
**************************************
TARİH,BAŞBAKAN'I nasıl yazacak?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3182.0

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - DEĞİZLİLİ HATÇE DEYZEDEN ÖĞÜTLE/Esk.Devlet Bakanı Rifat Serdaroğ

DEĞİZLİLİ HATÇE DEYZEDEN ÖĞÜTLE/Esk.Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

DEĞİZLİLİ HATÇE DEYZEDEN ÖĞÜTLE;
(Denizlili Hatice Teyzeden Öğütler)
 
İrecep bey sen bize, meydanlarda söz verdin,
Memleketi düzlüğe, götcem dedin götmedin.
Garşımızda safilce, boynun büküp durdun,
Haydut, hırsız, haksıza çatcem dedin çatmadın.
 
Bizde koca koca fabrikala vardı,
Dünya bilem onlara dardı,
Şimdi hepisi tahtalıköye vardı,
Destek olcem dedin olmadın.
 
Kerkükte gızanları, Kürde teslim eyledin,
Türk’e vurana güldün, vurulanı payladın.
Bi ara sevindiydik, böyük laflar eyledin,
Kerkük gırmızı cizgim, gitcem dedin gitmedin.
 
Aşiret artığından, korkup gaçacak millet,
Asgerinin başına, çuval geçecek millet,
Senin gibi içi boş, balon seçcek millet,
Değildik emme, yemin ettin, tutcem dedin tutmadın.
 
İrecep bey, tüm köylü milleti senin partine oy verdi idik. Vermez oleydik. Carşı bazardan ne alsek, sen geldiğinden kelli dört, beş mislim artıverdi. Benim sarı ineğin sütü hep aynı para be. Battık inan, müslümansan inan be. Demin de dediydim, bizim şehrin her yanı fabrikaydı. Gızlar, gızanlar çalışırlar, düğün paralarını biriktirirlerdi. Ne ettin bunlara? Hepisi battı be ya. Buraların patronları namuslu adamlardı. Neden tutmadın ellerinden İrecep Bey?
Emme ben biliyom neden bunlar başımıza geldi. Seni sapıttırdılar be yavrım. Ne dediysen doğru dediler. Tövbe seni padişah gibi yaptıla. Baksene, Mecilis başkanını bağırıyon susuyo, bakanları bağırıyon susuyolar, Mebuslarının amiriyim deyon, hey neoluyo, biz memurmuyuz? Bizi de millet seçti deyemeyolar. Hepten içleri geçmiş be bunların.
 
İrecep bey, sana son laflarmı deyim, sonra şiirimi bitirivecem.
Geçen iki seçimde senin gızanların, eve kadar geldiler, makarna bulgur gibi erzak gettiler. Bizlerde oy verdiydik. Be defa senin kızanla gelirse, erzağı alcen, emme oyu vermecen. Hemide vercem dicem, vermecem. Sen beni iki defa aldatdın. Şimdi be seni aldatcem.
Hadi bana eyvallah.
 
Bizden oy ister iken, cavırlara hep çattın,
Değizli meydanında, bol bol palavra attın,
Amerikaya karşı söyle bakam, ne ettin,
Çilli horozlar gibi, ötcem dedin ötmedin.
 
Erbakandan kurtulduyduk, rahmet okuttun ona,
Nah bu eller gırılsın, daha oy versem sana,
Rezil rüsvay eyledin, bizi tekmil cihana,
Devleti böyük devlet, etcem dedin etmedin.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle, 13.Kasım.2009
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - AKP’den ABD’ye DARBE UYARISI/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat

AKP’den ABD’ye DARBE UYARISI/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

CİDDİ KONULAR:
 
AKP’den ABD’ye DARBE UYARISI;
 
AKP Hükümeti’nin, 2004 ve 2005 yılında toplam iki kez, ABD’yi darbe konusunda uyardığı ortaya çıktı.
AKP Hükümeti adına bir yetkili, 2004 ve 2005 yıllarında ABD Ankara Büyükelçisi Eric Edelman’ı arayarak, PENTAGON’DAN emekli olmuş iki general’in ve ABD Columbia Üniversitesi eski rektörü ve California (UCLA) Üniversitesi rektörü ve solcu bir gazete olan News Week’in başyazarının organize ettiği bir çeteyi ihbar etmiştir. Bu kökü, Amerika’nın kuruluşuna kadar giden çete, adını Kızılderililerin ünlü “ÇEROKİ” destanından almıştır. Çeroki çetesi’nin hedefi “DARBE” yaparak Amerika’da yönetimi ele geçirmek ve Evangelist Hıristiyanların önderlerinden Mr. Bush’u Guantanamo’ya kapatmaktır.
Bu ihbarı alan ABD Büyükelçisi, önce AKP yetkilisinin suratına dikkatle bakmış ve sonra  “Is ıt a joke?”(bu bir şaka mı?) demiştir. Fakat AKP’li yetkili, ihbarında ısrar ederek şunları söylemiştir; Sayın Büyükelçi, önce “Ulema’ya” sorduk, sonra “ istiare’ye” yattık, yetinmedik Amerika- Utah’taki çiftlikte yaşayan Hoca’ya da sorduk, ihbarımız kesindir, garantilidir.
Bu kadar ısrar karşısında bu ihbarı ciddiye alan Büyükelçi, ihbarı Mr. Bush’a iletmiş. İki tekerlekli “Gınger”dan, dünya’da düşen ilk insan olan Bay Bush, önce ihbar mektubunu dikkatle okumuş sonra, Dışişleri Bakanına şu talimatı vermiş; Edelman’ı görevden al.
 
VİZE’YE KARŞI VİZE:
 
AB 3 Ülkeye Vizeyi Kaldırdı;
 
Türkiye’nin insanüstü bir gayretle gerçekleştirdiği, Suriye ile vizenin kaldırılması başarısının ardından, tüm dünya ülkelerine vize uygulayan Libya’nın Türkiye ile vize’yi kaldırması, Avrupa Birliğini şoke etti. Kısa süren bu şoktan sonra AB, Türkiye’ye Suriye, Lübnan ve Libya’nın kaldırdığı vizeyi, onlarında kaldırmak istediğini bildirdi.
Türkiye bu teklifi kabul etmedi ve AB’ye “ Bizim insanlarımızın zaten yurt dışına çıkması mümkün değil, çok fakirleştiler, yakında komşularına bile gidemeyecekler, siz Sırbistan, Karadağ ve Makedonya vatandaşlarından vizeyi kaldırın” dedi. AB çaresizce bu emri yerine getirdi.
 
İŞSİZLİK FONU AKP’NİN FONU OLDU:
 
Teğet geçen kriz yöntemiyle işsizlik ordusuna rekor kırdıran AKP, yine de parsayı toplamayı başardı. Çalışanların işsiz kaldığı takdirde yararlanması için kurulan İşsizlik Sigortası Fonu, AKP’nin kaynağı haline geldi.
Fondan ödenek alma şartlarını ağırlaştıran AKP, işsizliğin tarihi rekorlar kırdığı dönemde bile işsizlerin sadece % 8’ine para ödedi.
Bu durumu protesto eden sendikacılara konuşan Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı şunları söyledi; “ Dinimize göre zekât vermenin oranı nedir? Kırkta bir. Yüzde üzerinden ne eder? İki buçuk. Biz ne vermişiz % 8. Daha ne istiyorsunuz. Haydi, başka kapıya, Allah versin.”
 
VADİ REPLİKLERİ:
 
Sevilen dizi “Kurtlar Vadisinin” beğenilen replikleri belli oldu.
Bu repliklerin kullanma haklarını satın alan Almanya Deniz Feneri Derneği, bu haklarını Aralık ayının 7’sinde ABD’ye gidecek ve Avrupa basını tarafından “sert bakışlı Başbakan” seçilen Sn. Erdoğan’a devretti. Sn. Başbakan Okyanus ötesinde bu replikleri kullanarak konuşmalarını yapacak. İşte replikler;
*“Ben Soru Sormam, Hesap Sorarım” (Oval Ofiste kullanılacak)
* “Kurtlarla yaşayan ulumayı öğrenir” ( ABD Basınına söylenecek)
* “İki kişinin bildiği sır değildir” (CIA Başkanına söylenecek)
* “Sonunu düşünen Kahraman olamaz” (ABD Genelkurmay Başkanına söylenecek)
* “Ne sevdiğim için yaşayabiliyorum, ne vatan için ölebiliyorum” (Think Tank kuruluşunda)
* “Ölüm ölüm dediğin nedir gülüm? Ben senin için yaşamayı göze almışım”( Bu replik Bay Obamaya ezberlettirilecek ve Bayan Obamaya söylemesi istenecek).
* “Devlet cinayet işlemez, idam eder” (ABD Yüksek Mahkeme Başkanına söylenecek)
* “Bizim adımız Ezanla kondu, ancak Selâ ile silinir. (ABD’nin en büyük Kardinaline söylenecek).
Gördüğünüz gibi bizim de bir güzelliğimiz olsun dedik, Kasımpaşalı Ağır Abiye,
İmza; Bergama’da yetişmiş, Eşrefpaşa’da olgunlaşmış harbi kabadayı ihtiyar Delikanlı,
 
 
Sağlık ve Başarı dileklerimle, 02. Aralık. 2009
 
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

 

-------------

Bayramlık/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Bu Gidiş,Gidiş Değil/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Kararı Millet Versin/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Paralarınızı Türk Bankalarına.../Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Yol Haritası Bu/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - Yolun Sonu Görünüyor/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğ

Yolun Sonu Görünüyor/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR (2) :
 
Türk Halk Müziğimizi sevenler ve ilgilenenler Sayın Musa Eroğlu’nu çok iyi tanırlar ve severler. Benim gibi. Bu yazının birincisini aylar önce yazmıştım. Gelişen siyasi ve ekonomik olaylar ve tüm Türkiye’ye yayılan yeni dostlarımız için güncelleyerek tekrar yazmak şart oldu. Ne diyordu Musa Eroğlu;
 
Bu Dünyanın Direği Yok,
Merhameti Yüreği Yok,
Kılavuzun Gereği Yok,
Yolun Sonu Görünüyor.
 
“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünün çeşitli yerlere yazılmasını “İLKELLİK” sayan bir Cumhurbaşkanı ve “ Demokrasi benim için araçtır, amaç değildir”, “Amacım için Papaz elbisesi bile giyerim” diyen bir Başbakanla dopdolu 7 yılı bitirdik, 8’ den de gün aldık. 2001 yılında yazdığı “Stratejik Derinlik” adlı kitabında, Irak’ın 3’e bölünmesi gerekir diyen kişi, Dışişleri Bakanımız oldu. İstediği gibi Irak bölündü ve Kuzey Irak’ta “Kürt Devleti” kuruldu. Bizim yöneticilerimizin en kankaları, BARZANİ ve TALABANİ oldu. Suriye ve Libya ile karşılıklı olarak vize zorunluluğu kaldırıldı. İran’la ilişkilerimiz iyi, fakat dostumuz İran’a karşı Patriot füzesavar sistemi satın almaya karar verdik. Kaddafi’nin dediğine göre Başbakan’ımız adeta son Osmanlı Padişahı.
AB ile ilişkiler tıkandı. Bizzat Merkel ve Sarkozy, Türkiye’nin AB’ye alınmayacağını bağırarak söylüyorlar.
Kıbrıs’ta tam bir kördüğüm içindeyiz. “Yes be annem” ciler, Güney Kıbrıs a gittiler galiba, ses soluk yok.
Ermeni’ler ile aramız gayet iyi, fakat bu arada kardeşimiz Azerbaycan’ı küstürdük.
ABD ile ilişkiler mükemmel. Onlar proje yapıyorlar, bizimkiler uyguluyor. Aynen emireri gibi. Yani Dış politikada “Eksen Kayması” yok. Eksen’i kaybettik, Libya’da da aradık, henüz bulamadık.
 
Bana Ne Yazdan Bahardan,
Bana Ne Kardan Borandan,
Aşağıdan Yukarıdan,
Yolun Sonu Görünüyor.
 
“Açılım” dediler, nerelerini, nasıl açacaklarını bilemediler. İrticai faaliyetlere karıştığı iddiasıyla Rektör yapılmayan İçişleri Bakanı günlerce dolaştı, dolaşmaktan başı döndü, şaşırdı. Hatta şaşkınlıktan Polis Akademisinde açılım toplantısı yaptı. Devletin koca Müsteşarı, Genel Müdürü, Vali’si esas duruşta Habur’da “açılımcı” beklediler, gele gele 34 adet propaganda uzmanı terörist geldi. Onları havai fişeklerle karşıladılar, fonda PKK bayrakları ve AKP’nin Paşası Apo’nun posterleri vardı. Yetmedi Van’da bu eli kanlı zibidileri “Şeref Salonunda” ağırladılar. DTP’nin mitinglerinde PKK bayrakları, Apo posterleri, artık vazgeçilmez ürünler oldu. Domuz Gribi sebebiyle gözleri bozulan, Savcılar ve Güvenlik Güçleri bunları göremediler!
 
Geçtim Dünya Üzerinden,
Ömür Bir Nefes Derinden,
Bak Feleğin Çemberinden,
Yolun Sonu Görünüyor.
 
Ocak- Ekim arası yani 10 aylık bütçe açığı, 43,2 Milyar TL oldu. (Cumhuriyet Tarihi Rekoru)
Bütçe açığında yıllık %40,4 azalma hedeflenirken, açık % 784,7 Arttı.
Gelirlerin yıllık %18,7 artması hedeflenirken, % 0,2 GERİLEME oldu.
Giderlerde % 14,2 artış hedeflenirken, % 21 ARTIŞ oldu.
Vergi gelirleri geçen seneye göre GERİLEDİ.
Ekonominin durumuna örnek olarak, her gün gazetelerde sayfa sayfa yer alan icradan satılık menkul ve gayrimenkul ilanları gösterebilir. Bankalar yakın bir zamanda Türkiye’nin en fazla arazi, ev, otomobil sahibi kuruluşları haline gelecekler.
 
Azrail’in Gelir Kendi,
Ne Ağa Der Ne Efendi,
Sayılı Günler Tükendi,
Yolun Sözü Görünüyor.
 
Şimdi, iktidardan gitme ve hesap verme zamanı geliyor. AKP’nin bundan ürkmemesi gerek. Bizler askeri darbelere hesap verdik. Demokrasiye inanan, kendi de Demokrat olan kişiler, emanetin gerçek sahibi millet adına vekâleten yaptıkları işlerin hesabını gönül huzuru ile vermelidirler. Yanlış yaptılarsa, kul hakkı aldılarsa, sebepsiz zenginleştilerse, insanları fakirleştirdiler ise, ülkeye zarar verdilerse onun da hesabını bağımsız Türk Yargısı önünde vereceklerdir. Bu yanlışlara bilerek uyan, göz yuman, lâik devletin yıpranması için her türlü katkıyı koyan BÜROKRAT ve T.C DEVLETİ Memurlarının, yargı önünde hesap vermede öncelikleri olduğu tabiidir.
Sevgili Dostum, H. Akıncı ne güzel yazmış;
 
“İrfansız eğer şah-ı cihan olsa da insan,
Âlem-i insaniyete ziyan eyledi de gitti.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle, 25. Kasım.2009
 
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

 

---------------------

21 YÜZYILDA TÜRKİYE’NİN HEDEFLERİ/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

BASININ YAPISI ve TSK/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Öcalan PKK’nın Lideri Değilmiş;Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

AHMET TÜRK’ÜN KONUŞMASI:Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

YA DİĞERLERİ;Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Rakamlar Yalan Söylemez/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Türk Ordusunu, Düşman Ordusu Gibi..Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Konu Mankeni Olmayın/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Çek Yasası/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Bitmeyen Kin/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

ŞAM BÜYÜKELÇİMİZ/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Bankalar 2009- 2010/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

Aklımızı Başımıza Alalım/Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - YÖNETEMEMEK- BECERİKSİZLİK/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu


YÖNETEMEMEK- BECERİKSİZLİK/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

 

AKP Hükümetinin şu son bir ayda yaptığı yönetim yanlışlarını, çağdaş demokrasiye sahip bir ülkenin iktidarı yapsa idi, onu bir gün bile iktidarda tutmazlardı. Bugün AKP İktidarının uygulamalarına sessiz kalmakla, en azından pasif destek veren TÜSİAD üyeleri, kendi şirketlerindeki profesyonel yöneticilerin böyle hatalar yapmaları halinde, o yöneticileri anında kapının önüne koymazlar da ne yaparlardı? Bizim halkımızda, “demokratik denetim hakkını kullanma” ve “demokratik tepki koyma” geleneği henüz gelişmediğinden, olan gene halkımıza oluyor. Atalarımız boşuna dememişler; “Tıraşını acemi berbere yaptıran, cebinden pamuğunu eksik etmesin” diye.
Yapılan yanlışlıkları sıralayalım;
*Açılım; Daha adını bile koyamadılar. Önce Kürt Açılımı, sonra Demokratik Açılım, en sonunda Milli Birlik Açılımı dediler. Habur’dan gelen PKK militanlarını, Devletin Müsteşarına karşılattılar. Yapılan gösterilere göz yumarak, Türk Milletini üzdüler. Terörle mücadelede Devletin direncini kırdılar. İşi gücü Türk Devletini ve Türk Silahlı Kuvvetlerini karalamak olan, tescilli Devlet düşmanı yazarların dümen suyuna girdiler. Açılımın ne olduğunu AKP’li milletvekilleri dahi bilmiyorlar. Bir Devletin en önemli olayını, böylesine acemice ve beceriksizce yöneten iktidara kim güven duyabilir?
 
*Genelkurmay Başkanı’nı görevden alma girişimi; Ülkesinin gerçeklerini bilen, yönetim yeteneğine sahip hiçbir siyasetçi, Genelkurmay Başkanı ile ilgili konuları kamuoyu önünde tartışmaz, onu küçük düşürmeye çalışmaz. Halkın bilincinde, Tayyip Radyo Televizyonu adını alan ve kadın eli sıkmayan “uzman tarikatçı” genel müdürü olan TRT’de yalaka ve çanak soru uzmanı kişileri alıp, ülkesinin Ordusunun Komutanı yıpratmaya çalışan birinin yönetimine kim güven duyabilir?
 
*Domuz Gribi Aşısı; Önce Milleti korkuttular, normal ölümleri domuz gribine bağladılar. 500 Milyon Dolar para ödediler. Okulları tatil ettiler. Herkes aşı olacak dediler. Bakan kameraların önünde aşı oldu. Sonra Başbakan “ Ben aşı olmam” dedi ve aşıların ABD’de ki aşılar gibi güvenli olmadığını söyledi. İnanın tüm bunlar bir komedi filminde olmadı. Kendi insanının “SAĞLIK” sorunu konusunda bu kadar beceriksiz ve acemi olan bir yönetime kim güven duyabilir?
 
*GDO’lu Gıda Yönetmeliği; Henüz yasa çıkarmadan, yönetmelik çıkardılar. Yani olmayan yasanın yönetmeliği oldu. Tıpkı babası belli olmayan çocuk gibi. Tehlike yok dediler. Tarım ve Sağlık Bakanları “Biz GDO’lu ürün yemeyiz” dediler ve millete dikkatli olmalarını önerdiler. “SAĞLIK” konusunda milleti ile alay eden bir yönetime kim güven duyabilir?
 
*El Beşir Olayı; Kendi halkına “Soykırım” uyguladı diye, Dünyada aranan ve yargılanması istenen, Sudan Devlet Başkanını, bile bile davet ettiler. Tepkilere önce “Kim karışırmış” biz çağırdık diye rest çektiler, sonra tepkilerin ağırlaşması üzerine, daveti iptal ettiler. Hem hür dünyaya hem de Sudan’a rezil oldular. Basit bir davet konusunu bile yüzüne, gözüne bulaştıran bir yönetime kim güvenebilir ki?
 
*Remzi Gür Olayı; Bir CHP’li Milletvekiline “RÜŞVET” teklif ettiği için mahkûm olan Remzi Gür ile Başbakanın telefon konuşmaları basında yayınlandı ve bugüne kadar tekzip edilmedi. Konuşmada, Başbakan Remzi Gür’den ABD’deki kızına 25 Bin Dolar göndermesini istiyordu. Böyle önemli bir konuda milletine açıklama yapmayan, tersine konuyu kapatmaya çalışan bir siyasetçiye kim güvenebilir ki?
 
Sizlere, kısa bir zaman içinde yapılan ve hepsi de ülke için çok önemli sonuçlar doğuracak olan 6 yönetim hatasından bahsettim. Bu anlattıklarıma “doğru değil”, “yanlış” diyebilecek bir kişi var mı acaba?
Birde bu yönetimin, Anayasa Mahkemesi tarafından, “Lâiklik karşıtı eylemlerin odağı” olduğu yönündeki kararını ekleyin, üstüne de AKP’nin kurucularının, Cumhuriyet dönemine “Zulüm dönemi” demelerini katın ve felâketin büyüklüğünü anlayın.
Acemilik, beceriksizlik ve üstüne üstlük, Cumhuriyetin temel değerlerine açıkça karşı olmak ve yıkmaya çalışmak. İşte karşımızda hayat tarzımızı değiştirmeye çalışan siyasi hareket budur.
Herkesin bu tehlikeyi çok iyi anlaması ve ulaşabildiği herkese anlatması gerekmektedir.
Bu sıkıntıdan çıkmanın tek yolu, milletin katılımı ve siyaset yolu ile aşılacaktır. Bu da adım adım olacaktır. Birinci adım, AKP’ye asla oy verilmemesi gerektiğinin iyice anlaşılması ve anlatılmasıdır. “İyi de kime oy vereceğiz” deme lüksümüz yoktur. O sonraki iştir. Zamanı gelince o konu tartışılacaktır. Unutulmaması gereken, karşımızda bulunan (Siyasi Parti kimliğine bürünmüş, cemaatler birliği) olduğudur. Hem Demokrasimize, hem Cumhuriyetimize, hem de Ordumuza ve Milletimize sahip çıkacağız.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle. 11.Kasım. 2009
 Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - Özal Olsaydı, Başbuğ’u Görevden Alırdı!/Eski Devlet Bakanı Rifat

Özal Olsaydı, Başbuğ’u Görevden Alırdı!/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Star Gazetesi yazarı Doçent Berat Özipek; AKP’yi ve F.Gülen’i bitirme adı verilen belge ile ilgili olarak, Başbakan Erdoğan’ın yüzüne karşı şunları söyledi ve salondan alkış aldı; “ Özal olsaydı, gereğinin yapılmasını beklemez, Genelkurmay Başkanını görevden alırdı.”
Soralım Doçent Beye;
*Adı geçen belgenin gerçek olduğu yargı kararıyla belirlendi mi?
* Adı geçen belgenin, Genelkurmay Başkanının bilgisi dâhilinde hazırlandığı, yargı kararı ile belirlendi mi?
*Adı geçen belge, 4 kez istenmesine rağmen, Askeri Savcılığa gönderildi mi?
Tüm bunların cevabının “HAYIR” olduğunu bu Doçent Bey’de bilir, bilir ama konuşur. Doçent bey, “masuniyet karinesini” bilmez mi, bilir ama gene konuşur. Neden mi konuşur? Birincisi bu kişi tarikat kültürüyle yetişmiştir, ikincisi “ Ben Türk değilim, Arabım, Türk demeyin utanırım” diyen birinin gazetesinde çalışmaktadır. Şimdi merak edilen konu şudur; İTO Başkanı Sayın Yalçıntaş’ın, İstanbul tüccarlarının paralarıyla kurulmuş Üniversitesinde böylesine Demokrasi ve Asker düşmanı birini barındırıp barındırmayacağıdır. Babası Sayın Nevzat Yalçıntaş bu ülkeye onbinlerce öğrenci yetiştirmiştir. Bir gün bile Nevzat Hocanın ağzından Askerin ve Ordumuzun aleyhine söz çıkmamıştır, çıkmaz. İTO Başkanının tavrını birlikte göreceğiz.
 
İmamlar Yatay Geçişte!
 
Diyanet İşleri Başkanlığı, devletin “Yatay Geçiş Merkezi” oldu. Diyanette çalışan imam, hatip, vaiz ve müezzinler, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yatay geçiş yaptı. Yanlış anlaşılmasın, Diyanette çalışanlar oradan kaçmıyor, oynanan oyun başka. Diyanetten geçiş genelde şöyle yapılıyor; Devletin kritik yerlerine eleman alınacak. Fakat imtihansız eleman almak mümkün değil, imtihanda da bu tarikatçıların başarılı olması imkânsız. O zaman devlete alınacak eleman önce Diyanet’e (buraya imtihansız eleman almak mümkündür) girer, iki- üç ay sonra oradan Milli Eğitime, İçişleri Bakanlığına, Adalet Bakanlığına yatay geçiş yapılır. Tarikatın Devleti ele geçirmesindeki en önemli yollardan biridir. AKP döneminde Diyanetten geçiş yapan kişilerin adedi, 2 bin 268 kişiyi bulmuştur. Bu çok önemli bir rakamdır. AKP İktidardan gönderildiğinde, milletin iktidarı, yatay geçiş yapan bu tarikat artıklarını geldikleri yere gönderecektir.
 
Ekonomide Toparlanma Olmadı;
 
Ekonomistlerin son tespitlerine göre, Ekonomide toparlanma olmadı. Önümüzdeki 3 yılda, işgücü piyasasına yeni girecek 3 milyon yeni gence iş imkânı bulunamayacak. Mevcut işsizlerimize ilaveten, yeni işgücüne katılacak gençlere de iş verilememesi ülkemizin çok hassas bir dönemden geçtiği şu anda sosyal barışı devam ettirmemizi çok zorlayacaktır.
Ayrıca kredi kartlarında takip oranı % 10 un üzerine çıkmıştır. Bu oran krizin tekrar yaşanacağının en belirgin işaretidir.
 
Atma Recep Din Kardeşiyiz;
 
Başbakan Recep Erdoğan aşı olmayacağını söyledi. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kendisinin aşı olduğunu ve herkesin aşı olmasını istediğini söyledi. Bir RECEP öyle söylüyor, bir RECEP böyle söylüyor. Birinin rütbesi büyük, diğerinin uzmanlığı büyük. Hangi RECEP’İN dediği doğru? Vatandaş’ta tam ikiye bölündü. Bu durumda vatandaşın yarısı diğerine şunu söylüyor; “Atma Recep Din Kardeşiyiz”
 
GDO’lu Ürünleri Tespit Edemeyeceğiz:
 
Tarım Bakanlığı 26 Ekimde yönetmeliği yayımladı ve Valiliklere bir genelge gönderdi. Bu genelgede 27 gıda ve yem maddesinin ismi veriliyor. Bu gıda ve yem maddeleri için valiliklerce GDO analizi yaptırılması ve analiz sonucu GDO tespit edilen ürünlerin ithalatına izin verilmemesi isteniyor. Yazıya göre Türkiye’de bu analizleri yapacak 3 laboratuar var. Bursa Gıda Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü, Adana İl Kontrol Laboratuarı, Ankara İl Kontrol Laboratuarı.
Tüm ülkeye girebilecek GDO’lu ürünlerin kontrolü sadece 3 il’de bulunan 3 laboratuarda yapılacak. Daha doğrusu yapılamayacak. 3 laboratuarın bu iş yükünü kaldırması mümkün değil. Ayrıca bu GDO cambazları bu ürünleri ülkeye sokmak için her türlü yolu deneyeceklerdir.
İşin özü; GDO’lu ürünleri tespit bile edemeyeceğiz.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle.09.Kasım. 2009
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - BEN TÜKÜRDÜĞÜMÜ YALAMAM (R.T.ERDOĞAN- BAŞBAKAN)

BEN TÜKÜRDÜĞÜMÜ YALAMAM (R.T.ERDOĞAN- BAŞBAKAN)

(Verdiği sözden, benliğini küçülterek geri dönmek) “  Türk Dil Kurumu”
 
Öncelikle, böylesine çirkin bir tümce’yi yazımın başlığı yaptığım için sizlerden özür diliyorum. Maalesef bu tümce’yi, Türkiye gibi, binlerce yıllık Devlet Tecrübesi olan bir büyük ülkenin Başbakanı söyledi.
Türk Milleti, gözünün içine baka baka kendisine yalan söyleyenleri gördü. Kendini aldatanları gördü. Milletin kaynaklarını eşe dosta peşkeş çekenleri gördü. Milli Birlik Açılımı adı altında, ülkenin parçalanmaya gidişini de gördü. Fakat bu şekilde bir çirkinliği, ilkelliği, mahalle bıçkını ağzının “Devlet Adamı” ağzı olduğunu ilk kez görüyor. Sayın Başbakan’ın kelime haznesi o kadar ufak ki, o an kullandığı çirkin söz yerine, örneğin “ Ben sözümden dönmem”,
“Ben sözümün eriyim” veya ” Ben yalan söylemem” “ Ben Milletime verdiğim sözü tutarım” gibi daha şık sözleri söyleyemiyor, hatırlayamıyor.
Atasözümüz der ki; “ Söz ağzınızdan çıkana kadar sizin esirinizdir, ama söz ağzınızdan çıktıktan sonra siz onun esirisinizdir”
Sayın Başbakan şimdi sözünün esiri. Midenizi bulandırırsam baştan özür dilerim, fakat anlaması için Sayın Başbakanın dilinden konuşacağım. Sayın Başbakanında beni mahkemeye vermesini özellikle rica ediyorum ve iddia ediyorum. Sayın Başbakan kendisinin dediği gibi
“Tükürdüğünü yalamayan bir insan değildir. Ben bunu sizlere belgeleri ile delilleri ile ispat edeceğim. Sayın Başbakan şimdi istediği yere tükürsün, ben dediğimi sizlerin huzurunda ispat edeceğim ve tükürdüğü yeri yalamasını kendisinden rica edeceğim. Görürsünüz o zaman da yalamayacak, ama ben iddiamı iki defa ispatlamış olacağım.
 
BİRİNCİ OLAY; Deliller: 23.Eylül 2005 Hürriyet Gazetesi ve 22. Eylül 2005 ATV de Fatih Altaylının TEKETEK programı kayıtları.
“ Tüpraş ve Galataport ihaleleriyle gündeme oturan İsrailli iş adamı SAMİ OFER ile GÖRÜŞMEDİĞİNİ söyleyen Başbakan ERDOĞAN, dün GERİ ADIM ATTI. Öğlen saatlerindeki yaptığı açıklamada “ OFER’LE NE BAŞBAKANLIKTA NE DE BAŞKA BİR YERDE GÖRÜŞMEM OLMADI diyen ERDOĞAN, akşam TEKETEK programının yapıldığı ATV de, kendisi “ OFER İLE İLK GÖRÜŞMEM DAVOS’TA OLDU” dedi. Başbakan Ofer’le yaptığı sonraki görüşmelerini ise şimdilik hatırlamadığını söyledi.
 
İKİNCİ OLAY; 07.Şubat. 2009 tarihli tüm gazeteler.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Sayın Başbakan’a soruyor, EKREM TOSUN kim? Sayın Başbakan cevap veriyor. “TANIMIYORUM, NERDEN TANIYAYIM, BENİM NESEBİMDEN Mİ? Sn. Kılıçdaroğlu tekrar soruyor, “ OĞLUNUZA SORUN”. Sn. Başbakan cevap veriyor,” YALAN İFTİRAYLA BU SÜRECİ SÜRDÜRMEK İSTEYENLER VAR. İŞTE BİR TANE DE İSTANBULA GÖNDERMİŞLER. BİR İSİM KOYMUŞ, FİLANCA, BAŞBAKANIN NESİDİR? BEN NE BİLEYİM YA. TANIMIYORUM.
Sn. Başbakanın tanımıyorum dediği kişi, oğlunun ve gelininin ortak olduğu “PIRLANTA” şirketlerinin MALİ MÜŞAVİRİ çıkıyor.
Şimdi herkes kendine sorsun; Sizin beş parası olmayan oğlunuz ve gelininiz, “Pırlanta” işine girecekler, EKREM TOSUN’a Başbakanlık Konutunda vekâlet verecekler, sizin haberiniz olmayacak ve tanımayacaksınız. Bizim aile yapımızda böyle bir şey olabilir mi? Başbakanın ve yakınlarının evine kayda alınmadan hiç kimse giremez. Hele yabancılar değil eve girmek, yaklaşamazlar bile. Üstelik bu şirketin sahibi, Sn. Başbakanın annesinin adına Rize- Güneysu’da hastane yaptıracak, tüm paraları da o kişi verecek, siz hem bunu kabul edeceksiniz hem de başkasının parasıyla, bağışla yapılan hastaneye “TENZİLE ERDOĞAN” isminin verilmesini kabul edeceksiniz. Tüm bunları yapanları da tanımayacaksınız. İşte bu olmadı Sayın Başbakan. Yiğit adam, doğru adam, sözünün eri adam, iane ile yapılan bir sağlık kurumunun üstüne anasının adını yazdırmaz. Bunu yapanları da “TANIMIYORUM” diyemez. Der se ne mi olur? Bakın ne olur, size söyleyeyim. Kendiniz dâhil, hiç kimse size inanmaz, biiir. Yazımın başında, Sayın Başbakanın tükürdüğü “TÜKÜRÜK” var ya onu hatırlatırlar adama ikiii.
 
Haydi, Sayın Başbakan, önce beni dava et, sonra sizi tükürdüğünüz o yere götüreceğim.
 
Bu çirkin kelimeleri kullanmak zorunda kaldığım için tekrar özür dilerim.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle, 08. Kasım. 2009
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - TELEKULAK CEMAATİ/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu


TELEKULAK CEMAATİ/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu

Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Kadir Özbek; “Toplumda herkes, sade vatandaş dahi dinlenildiği, izlendiği paranoyası içindedir. Umarım ki bundan sonra yargı ile ilgili konularda son derece dikkatli ve duyarlı davranılır. Çünkü bu Türkiye’nin, sistemin geleceğiyle doğrudan bağlantılı bir durumdur. YARGI ŞU ANDA SAVUNMA KONUMUNDADIR. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, kuvvetler ayrılığı sistemini değerlendirdiğimizde yargının savunma konumuna düşürülmüş olması son derece sıkıntı vericidir.”
Sorumluluk sahibi, bulunduğu konumun vakar’ı içinde ve bir Yüksek Yargıç zarafetiyle ifade edilen bu kelimelerin her biri, Demokratik ve Lâik Cumhuriyete inanmış, aklı yerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için “GÜLLE” ağırlığındadır. Daha ne desin bu yargıç? Yargı olarak şu an sadece kendimizi savunuyoruz, diyor.
 
Türk Yargısı savunmada ise, SALDIRANLAR- HÜCUM EDENLER kimler? Bağımsız Türk Yargısı kimlere karşı kendini savunuyor? Bu kadar saldırgan olup ta, yargıyı savunma konumuna getirten ve yargıya, bu durumu Türk Milletine anlatmaktan başka çare bırakmayanlar kimler?
 
Bakalım kimlermiş;
 
Bir Bakan, bakanlığında çalışan tüm çalışanların siyasi temsilcisidir. Bakanlık mensuplarının haksız yere suçlanması karşısında, gereğini yapar. Hem kurumu hem de çalışanları savunur.
Adalet Bakanı ne yapıyor? Temsil ettiği yargıya basın toplantısı ile saldıran bizzat Bakan Bey! Bakan beyin sırtında “ALİ DİBO” gibi ihale yolsuzluğu - haksız zenginleşme yükü var ve TBMM’de dokunulmazlığının kaldırılması için dosyası bulunmakta. Kendisini TV’lerden izliyorum; Ürkek, korkak yürüyüşü, aldığı kanunsuz ve uygunsuz emri uygulayan insanın çekingenliği görüntüsü veriyor. Bakan yapılmasının diyetini ödemeye çalışıyor. Yazık.
 
Fethullah Gülen Cemaati tüm yayın organları, gazeteleri, dergileri, televizyonları ile Türk Yargısını baskı altına almaya çalışıyorlar. Emniyetteki F Tipi kadrolaşma buna en büyük desteği veriyor. Bunlar sözüm ona Müslüman, sözüm ona dindar. Amerika’da refah ve zenginlik içinde yaşayan, halife özentisi hocalarına yaranmak için, hiç utanmadan haysiyet cellâtlığı yapıyorlar, insanları karalıyorlar. Bunlar Kuran-ı Kerim’in emrettiklerini yapmıyorlar, yaptıklarına Kuran- ı Kerim’i uydurmaya gayret ediyorlar, Allahtan korkmadan.
 
Türk Milleti tarafından “Devlet ve Millet Düşmanı” statüsüne oturtulmuş yazarlar, çizerler.
Bunlar kendilerini Demokrat ve Liberal olarak tanımlarlar. Askeri Darbelerde önce sinerler, sonra en güçlü darbeci kesilirler, Askere vurmak moda olduğunda ise, en saldırgan bunlar olurlar.
Hepsi AB fonlarından yemlenir. Hangisi TSK’ne ve Türk Yargısına daha çok yara verirse o daha fazla para alır. Bunlar için vatan, kadının iki memesine eşdeğerdir! Yazıklar olsun.
 
Bölücüler ve Kürtçüler; Bu cennet vatanı adım adım bölünmeye götürecek plânı uygulayan, PKK’nın siyasi uzantısı olduğunu açıkça ilan eden DTP’liler, uyuşturucu kaçakçılığı ve her türlü terörü acımasızca uygulayan PKK denen katiller sürüsü ve destekçileri de, hem basın organlarında, hem de devletin içine sızan militanları ile Türk Yargısına saldırıyorlar. Bu Kürtçüler, Kürt kökenli vatandaşlarımızı da istismar etmekte ve bu vatana bağlı kardeşlerimizi kullanmaktadırlar. Bu güruh için Barzani denen eşkıya kahraman olarak kabul edilir! Yazıklar olsun.
 
Bu saydığım grubun destek aldığı, güvendiği, beslendiği tek yer AKP İktidarıdır. Devlette her türlü örgütlenmeyi organize eden de, buna imkân veren de bu iktidardır. Ilımlı İslam’ la başlayıp, İran tipi bir İslam Cumhuriyetine gidecek yolda en büyük iki engel olan TSK ve Türk Yargısını yıpratmak, sindirmek için bu saldırılara izin veren de bu yönetimdir. Bunu herkesin görmesi ve çevresine anlatması gerekir.
 
Bizler, Lâik, Sosyal Hukuk Devletine ve Atatürk Cumhuriyetine inananlar ne yapmalıyız?
Öncelikle Türkiye’nin en örgütlü sivil toplum örgütü BAROLARI, Avukat arkadaşlarımız aracılığı ile uyarmalıyız. Barolar şimdi konuşmayacak da ne zaman konuşacaklar? Gerekiyorsa, toplumun dikkatini çekmek için belli bir süre (7 Gün) davalara girmesinler. Bizler yapılanın yanlış olduğunu AKP’li milletvekillerine mesaj veya mektupla anlatalım, uyaralım. Bence en önemlisi Yüksek Yargıya kişisel desteğimizi yine, ileti, mesaj veya mektupla iletelim.
 
“İrtica korkaktır. Atatürk’e ve Lâik Cumhuriyete, Çağdaşlığa inananlar bir araya gelip ayağa kalktıklarında, irtica kaçacaktır”
 
Tehlike varsa, bizde sıkıntıyı göze alıp, bu tehlikeyi yok edeceğiz.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle, 13. Kasım.2009
 
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - Savcıya dilekçe;Eski Devlet bakanı Serdaroğlu'nun Savcıya di


Savcıya dilekçe;Eski Devlet bakanı Serdaroğlu'nun Savcıya dilekçesini okuyunuz.

SAYIN SAVCIM,
 
Biliyorum imzasız ihbar mektuplarına da itibar ediyorsunuz ama ben adımı, adresimi yazımın altına yazacağım. Bence böylesi daha ahlâklı, daha doğru olur. Hem suçladığım kişiler beni tanır, hem sizler, Adaletin mümtaz temsilcileri tanır, hem de kamuoyu daha iyi tanımış olur.
 
Sayın Savcım;
Birinci şikâyetçi olduğum kişi Fethullah Gülen’dir. Kendisi ABD Utah’ta yüzlerce dönüm bir çiftlikte, onlarca bakıcısı ile yaşamaktadır. Hem de yıllardır yaşamaktadır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde okulları vardır. Türkiye’de, gizli medya patronudur. Samanyolu TV, Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi ve Aksiyon Dergilerinin gerçek sahibidir. Örgütünde kendisinden başka ikinci adam bilinmemektedir. Gazete ve Dergilerin büyük kısmı bedava olarak dağıtılmaktadır. Kendisi Bağ-Kur emeklisidir. Emekli maaşı ile bu işlerin yapılması mümkün olmadığına göre bu servet nereden gelmektedir? Bu soruları Hocaefendi’nin gazete ve tv deki adamlarına sordum. Cevap veremiyorlar. Onlar, kendilerini sorgulamak ve Demokrat olmanın olmazsa olmaz şartı “Şeffaflık” yerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne vurmakla, çamur atmakla meşguller. Benim düşüncem, bu kadar gizlilik ve basındaki yazılanlara göre 25 milyar Dolara ulaşan bir servet ancak gizli bir örgütü finanse etmekte ve yönetmekte kullanılabilir. Bu örgütün, “Mehmetçik Vakfı” veya “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği” olmadığı açıktır. Sayın Savcım, bu sebeplerle ihbar ediyorum, Sayın Hocaefendi gizli bir örgütün hem 1 numarası, hem de kasası olabilir mi?
 
Sayın Savcım;
İkinci Şikâyetçi olduğum kişi Remzi Gür’dür. Geçenlerde Sayın Başbakan ile Sayın Remzi Gür’ün telefon görüşmeleri basına yansıdı. Sayın Başbakanı çok eskiden beri tanıyan biri olarak, gönül huzuru ile söylüyorum ki Sn. Başbakan ABD’de yaşayan kızına 25 Bin Dolar para gönder derken, Remzi Gür’ü denemek istedi. Tuzağa düşen Remzi Gür, Başbakanımızın kızına zorla 25 bin Dolar göndermiştir.
Sayın Savcım, bu sebeple ihbar ediyorum. Sn. Remzi Gür, Sn. Başbakanımızın kızına zorla RÜŞVET vermiştir. Gereğinin yapılmasını arz ederim.
 
Sayın Savcım;
Üçüncü Şikâyetçi olduğum kişi Sn. Deniz Baykal’dır. Kendisi CHP’nin Genel Başkanıdır. Başka işi yokmuş gibi devamlı olarak, Atatürk’ü, Lâik Cumhuriyeti, Vatanın bölünmezliğini savunur. Benim şikâyet konum bu değildir. Ben Sn. Baykal’ın DENİZ FENERİ ile ilgilenmesine, gündemde tutmasına ve Almanya Yargısının, “Yüzyılın Yolsuzluğu” dediği bu olayı Türkiye’nin önüne getirmesine kızıyorum. Bu günkü gazeteler bile yazıyor. Deniz Feneri davası “DEVLET SIRRI” oldu diye. Hepimiz anladık bir tek Sn. Baykal anlamadı. Hâlbuki her şey milletin gözü önünde oluyor. Daha geçen hafta, Deniz Fenerinin depoları, dava açıldıktan sonra 12 ay gibi kısacık bir sürede arandı. Tüm paparazzi muhabirleri bile çağırıldı ve kendilerine kuru ve ıslak pasta ikram edildi.
Sayın Savcım, bu sebeple ihbar ediyorum. Sn. Baykal bu işin üstüne giderek, cemaatin tüccarlarının, Deniz Feneri Derneğine mal satmalarını engellemiştir. Gereğini arz ederim.
 
Sayın Savcım;
Son ve en büyük şikâyetçi olduğum kişi, Sayın Süleyman DEMİREL’DİR. Bildiğiniz gibi kendisi 9.Cumhurbaşkanımızdır. Dünya’da yaşayan en tecrübeli liderdir. Allah uzun ömür versin. Bu temennim şikâyetçi olmamı engellemez.
Sayın Demirel, Sayın Cindoruk’a talimat vererek, Merkezde bütünleşmenin gerçekleşmesi sağlamıştır. Bu Siyasi hareketin büyük çapta bir deprem etkisi yaratacağını, yandaş medyanın kızgınlığından anlıyoruz. Bu siyasi hareket Demokrat Parti’yi çok öne geçirecek ve Aklı Karışıklar Partisini alaşağı edecek ve hesap verme dönemi başlayacaktır.
Sayın Savcım, bu sebeple ihbar ediyorum. Sayın Demirel bu hareketi başlatmakla AKP’yi düşürme ve Yüce Divan sürecini başlatmıştır. Gereğini arz ederim.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle.06. Kasım. 2009
 
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı
rifatserdaroglu@superonline.com
0532 xxxxxx(Telefonum uzun zamandır zaten dinlenmektedir)
Not: Ev adresim İzmir Emniyet Müdürlüğünde bulunmaktadır.

*********************

Köy Enstitüleri'ni kimin kapattığı, kimin kapatmaktan beter ettiğini...

Ynt: Köy Enstitüleri'ni kimin kapattığı, kimin kapatmaktan beter ettiğini...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/12/2009 - Rifat Serdaroğlu kimdir?

Rifat Serdaroğlu kimdir?


http://www.biyografi.net/images/kisi/918.jpg
 

İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Maliye Bölümünü bitirdi. Bergama Belediye Başkanlığı, 19.,20., ve 21. Dönem İzmir milletvekiliği ile Sağlık ve Devlet Bakanlıkları yaptı. Evli ve 2 çocuk babasıdır.Babası Kemal Serdaroğlu da bir dönem bergama belediye başkanlığı ve aynı zamanda milletvekilliği yapmıştır.Devrim arabalarının yapımında rol oynamıştır.
------------------
Sağlık ve Devlet Eski Bakanı Rifat Serdaroğlu'ndan bir mektup aldım. Aktarıyorum:
"17 Nisan 2009 tarihli Köy Enstitüleri başlıklı yazınızı okudum. Size, Kronolojik sıra ile bazı tarihi bilgiler vermek istiyorum. Böylece Köy Enstitüleri'ni kimin kapattığı, kimin kapatmaktan beter ettiğini görmüş olacağız:

Köy Enstitüleri Kronolojisi
1936 yılında Saffet Arıkan'ın Milli Eğitim Bakanlığı görevi sırasında, köy halkına pratik bilgi vermek amacı ile Köy Eğitmeni Projesi'ne başlanır. Bu, Köy Enstitüleri'nin temelidir.

17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri Kanunu kabul edilir. (TBMM'deki oylamalarla ilgili yazdıklarınıza aynen katılıyorum.)

1943 yılında yapılan 2. Milli Eğitim Şûrası'nda Köy Enstitüleri aleyhinde yaygın bir kulis faaliyeti yapılmış ve Köy Enstitüleri bir "İptidailiye dönüş" olarak kabul edilmiştir. (Bkz. Şûra kayıtları.)

1946 yılında Bakan Hasan Áli Yücel ve Köy Enstitüleri'nin mimarı Tonguç görevlerinden alınmışlardır. Milli Eğitim Bakanlığı'na Reşat Şemsettin Sirer getirilmiştir.

1947 yılında çıkarılan 5117 ve 5129 sayılı kanunlar ile öğretmene toprak verilmesi güçleştirilmiş, dağıtılmış kitaplar, aletler, hayvanlar ve malzemenin geri alınmasına karar verilmiştir. Öğretmen, yeni Türk köyünün yapıcısı değil, sadece okuma yazmayı öğreten tutucu bir bürokrat haline getirilmiştir.

1947 ve 1948 yıllarında çıkarılan 5012 ve 5210 sayılı kanunlar ile köylü, okul yapma yükümlülüğünden çıkarılmıştır.

1947-48 ders yılında, Köy Enstitüleri'nin beyin kadrosunu üreten Yüksek Köy Enstitüleri kapatılmıştır. (Bu kurum 1942-43 öğretim yılında açılmıştı.)

29.04.1947'de çıkarılan yönetmelikle öğrencilerin okul yönetimine etkin olarak katılmaları engellenmiştir.

09.05.1947 tarihli genelge ile, Kız ve Erkek Öğrenciler Birbirlerinden Ayrılmıştır.

20.05.1947 tarihli genelge ile, dünya klasiklerinden yapılmış çeviriler toplattırılmış ve yakılmıştır.

1948'de öğretim programı değiştirilmiş, iş eğitimi ilkeleri kaldırılarak, enstitüler klasik okullara dönüştürülmüştür."

CHP mi, DP mi?
"Bütün bunlar yapılırken iktidarda tek başına CHP vardı. 1954 yılında gerçek işlevinden uzaklaştırılmış olan Köy Enstitüleri DP iktidarı tarafından öğretmen okullarına dönüştürülerek kapatılmıştır.

Sayın İnce, şimdi size soruyorum; Köy Enstitüleri'ni, bütün bu yukarıda saydığım değişiklikleri yapan CHP mi kapatmıştır, yoksa DP mi kapatmıştır?

Ayrıca 1946'da Truman Doktrini ile Türkiye'ye askeri ve ekonomik yardımın Batı Bloku'nun Kurallarına Uyulması şartı ile gelmesi ile Hasan Áli Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınmasını (1946) da bu yukarıda belirttiğim bilgiler dahilinde değerlendirmek gerekir.

Sayın İnce, size bu sunduklarımı doğrulattıktan sonra kamuoyunu doğru bilgilendireceğinize inancım tamdır. Sağlık ve başarı dileklerimle saygılar sunarım."

Tarih: 13 Mayıs 2009
Kaynak: Hürriyet
Yazan: Özdemir İnce
****************
Simdi de sizlere Sayın Nadir Eyinnen tarafindan kaleme alınmış olan cok guzel bir " durum tesbit " yazısından  bölüm alıntısını sunuyorum ;
"Ateşi ve İhaneti Gördük"
Nadir Eyinnen
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7319.msg13388#msg13388
**********
Uğur Mumcu anlatıyor.Halk din sömürüsünü affetmiyor.Tekraren...
KÖY ENSTİTÜLERİ`nin kurucusu Tonguç Baba..
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7002.0
--------------
Uğur Mumcu'nun konuşması
Uğur Mumcu'nun Siyaset,Ticaret,Din üzerine konuşması. Bu konuşmayı izlerken bu günleri düşününüz.Bakalım beyninizde neler canlanacak?


 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR." Eflatun, HUKUK a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa, mad. 24/3/ b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/ c) Herkes düşünce ve kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
bilgebalta
TOGEÇ

Arkadaşlarım

okayyildiz
ercan şen
seden s.
yagmurvetoprak
laleninbahcesi
sennurozturk
mustafabaygin
saraykoy
tulaybilgin
ifsa
yildizlarvegece
ozgan ca
paratoner
karsittez
hazanseli
cumhuriyethalkpartisi
barometre
fcinar55
prewar
onurlu1turk
kerkukunsesi
candanof
aliuluc
skurt
pistols
----
click here
------- Guestbook ---
Google Gruplar
ATATURKCU DUSUNME SISTEMI grubuna kayıt ol
E-posta:
B u grubu ziyaret et