4/12/2009 - MUSTAFA SARIGÜL KİMİN HİMAYESİNDE?/NED,Soros,CFR,...
Yeni oluşum liderliği anketinden kimler çıktı?
AKP için açılan kapatılma davasında geri sayım sürerken merkez sağda yeni siyasi oluşum bağlamında bir süredir kollar sıvanmış görünüyor. TÜSİAD'dan TOBB'a ve TİSK'e kadar işveren örgütlerinden İstanbul dükalığının baronlarına kadar pek çok çevrede arayışlar hızlandı. Büyük patronların arayışlarında eski başbakanlarımızdan Mesut Yılmaz tabir yerindeyse mihmandarlık yapıyor. Yılmaz kısa bir süre önce biri İstanbul biri de Göcek'te olmak üzere dükalığın önemli isimleri ile iki kez zirve yaptı. Dahası Mesut bey Bodrum'da Aydın Doğan'la da bir araya geldi.
.../...
15 Eylül 2002 Tarihli Milliyet "Artık Bırakın Sayın Başbakan" manşetini, "Türk Basın tarihinin en büyük mutabakatı" başlığı ile besliyor, Milli Gazete'den Zeki Ceylan, Vakit'ten Abdurrahman Dilipak, Zaman'dan Tamer Korkmaz, Güngör Mengi, Hasan Cemal, Güneri Civaoğlu, Ertuğrul Özkök ve diğerlerinin Ecevit'in Başbakanlığı bırakması konularındaki yazılarına yer veriyordu.
Yanakçı Mehmet Barlas, Ecevit'in başbakanlıktan indirilmesi için "MGK tavsiye kararı almalı" şeklinde akıl veriyordu.
Ecevit tüm komplolara direniyor, başbakanlığı bırakmıyordu. Ancak ABD ve İsrail, İngiltere'nin desteği ile yeni bir oyun daha sergiliyordu; Erken seçim!.. Seçimi kaybedeceğini bile bile siyasi partiler her ne hikmetse erken seçime gidiyorlar ve sözde iktidarı Tayyip ve AKP'ye altın bir tepsi içinde sunuyorlardı. Yahudi Şair Eşref gerek Jöntürkler'e gerekse İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne Yahudi kökenlilerin hakimiyetini dile getirmek için çok anlamlı bir dörtlük söylemiştir. Bu dörtlüğünde şöyle diyor: "Avdetiler ile hükümetimiz, Benzedi devlet-i Yehuda'ya, Bab-ı fetvayı da çıfıtlık edip, Verdiler en nihayet Musa'ya"
---------- Milli irade Sarıgül diyor
Güler BUĞDAY 1.12.2009
Bu başlığa hiç kimse kızmasın! Çünkü inanın ben demiyorum… Bu sözü Başbakan Tayip Erdoğan’ın tanımlamasıyla “Milli İrade” diyor…
Nasıl mı? Bir zamanlar “Tayip Erdoğan” dediği gibi. Artık “Çare Sarıgül” diyor.
Neden mi? Gözlemlediğim, tespit etiğim, sorup soruşturduğum ve anladığım kadarıyla:
İhtiyaçtan, mecburiyetten, çaresizlikten, çözümsüzlükten…
Hatta yıllardır “bir ömür boyu” muhalefete kazık çakıp, inatla koltuğa yapışanların beceriksizliğinden… Basiretsizliğinden… Samimiyetsizliğinden ve despotizminden…
Ama en önemlisi ülkeyi savaş alanına çeviren, insanları kamplara ayıran ve ötekileştiren AKP’ye alternatifsizlikten dolayı artık insanlar, “Çare, Mustafa Sarıgül” diyor.
Olur mu olur… Ayrıca neden olmasın?
---------
“F. GÜLEN aleyhinde olan insanlarla görüşmem, laf söyletmem, konuşulanları dinlemem, yazıları da okumam.”
Bu sözler D. Baykal’ın bilinen muhalif isim M. Sarıgül’e ait… – Yoksa, Sarıgül, F. Gülen’nin yeni prensi mi? - Görüşmem dediği kişi ise N. Veren…! – AKP her geçen gün kan kaybederken Mustafa Sarıgül ve TDH parlatılıyor mu, daha kurulmayan bir parti için trilyonlarca liralık binalara satın alınıyor… Sarıgül neden her yerde “ben 2.Özal’ım” diyor…
Onur Öymen’in Dersim örneğinin abartılarak çarpıtılması ve bunu gündemde tutma çabaları ve Alevileri kışkırtma çabalarının öncülüğünü Fethullahçıların ve DTP’lilerin yapması, Cumhuriyet’in ve CHP’nin çimentosu Alevileri CHP’den koparıp Sarıgül’e yöneltmek için büyük bir psikolojik harekat mı…Bu ABD’nin açılımına ket vuran ve anketlerde AKP’yi yakalayan CHP’ye kurulan bir tuzak mı? Sarıgül STV’nin kuruluş yıldönümünde canlı yayında “Bu kanalı kuranlardan,yaşatanlardan Allah razı olsun” demişti… ------------
Aleviler Sarıgül'e kapıyı kapattı!
Parti hazırlığındaki Alevilerden Mustafa Sarıgül’e: ‘Fethullah Gülen solculuğu’ yapıyor!
Türk siyasetinde bölünmeler sürüyor. Solda ve merkezde oluşan yeni siyasi oluşumlara bir yenisi daha katılıyor. Bu kez Aleviler yeni parti hazırlığında..
Bir süredir devam eden partileşme çalışmaları yeni yılın ilk aylarında tamamlanacak. İki gündür özellikle Alevi ve Bektaşi Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Balkız’ın açıklamaları dikkatleri çekiyor.
----------
Ali Görgün
Son dönemin asiri gündem yogunlugu arasinda yeni parti kuruluslari ile dolduruyor.acilimlar acila dursun,Acilim hevesli bir cok parti kuruldu. Olanlarin hic birine gigi cikmayan parti kurunca bagiracagini ve birilerinin duyacagini saniyor.Ama kendileri kimseyi duymuyor. Ve Görmüyor. Bunlar icinde sol adina söylemleri ile öne cikan M.Sarigül ve Ali A.Balkiz ( Alevi Bektasi Federasyonu Baskani) ve Ü.Cevizoglun un DSHP si hepsi salon toplantilarindan bu güne geldiklerini söyleselerde firtina yeni basliyor.
-------------
Aytun Çırayaytunciray@turktime.com “Tıpkı sizden öncekiler gibi. Onlar kuvvetçe sizden daha zorlu, mallar ve çocuklar bakımından daha zengindiler. Kendi nasipleriyle zevk sürdüler. Siz de kendi payınıza düşenle zevk sürdünüz. Tıpkı sizden öncekilerin kendi nasipleriyle zevklendikleri gibi. Tıpkı onların dalıp gittiği gibi siz de dalıp gittiniz. İşte böylelerinin amelleri dünyada da âhirette de boşa çıkmıştır. İşte böyleleri hüsrana batmıştır.(Tevbe,69/Y.N. Öztürk meali) *** Talât Atilla’nın son yazısını okuyunca aklıma yukarıdaki ayet geldi...
-------------
Talat Atillatalatatilla@turktime.comMustafa Sarıgül gökkuşağı gibi renkli bir kimlik… İddialı, hırslı, tecrübesiz ve hangi partiye geçtiğini takip etmekten yorulduğumuz bir imaj adamı… (Şimdilik ve sayabildiğimiz kadarıyla ; CHP, YTP, DSP ve Değişim Hareketi) İyi görüntü veren bir manken, rolünü ezberlemiş yetenekli bir aktör. 5 yıl boyunca Şişli hududundaki Migros yolu kaldırımlarını seçimlere 2 hafta kala yapan bir iletişim dehası…
---------
İstanbul Bilgi Üniversitesi (IBU) hakkında bir yorum: Sonuna kadar okuyun lütfen; çok ilginç bir ilişkiler ağı.
Soru : Kemal Derviş, DSP lideri Ecevit tarafından Türkiye'ye ilk davet edildiğinde kimin evinde kalmıştı ? En yakın ilişki içinde olduğu kişi kimdi? Yanıt : Asaf Savaş Akat!..
Soru : Başka ? Yanıt : Hurşit Güneş;...
Soru : Asaf Savaş Akat, hangi üniversitenin eski rektörlerindendir?Halen hangi üniversitenin Mütevelli Heyeti üyesidir? Ve şu anda da orada öğretim üyesidir ? Yanıt : BILGI ÜNIVERSITESI. ..
Soru : Asaf Savaş Akat hangi gazetede yazmaktadır? Yanıt : VATAN gazetesi..
Soru : .../...
***************
***************
Tamamı için bakınız...
|
|
Yorum
(yok) :: Yorum
yaz! :: Bağlantı
|
4/12/2009 - YASAKLI YOUTUBE'YE kesin çözüm
YASAKLI YOUTUBE'YE kesin çözüm
Değerli arkadaşlar, Altta ki yazı e-postama gelmişti. Denedim gerçekten oldu. Size de bu nedenle öneriyorum. Saygı ile.. A.Dursun ----------- Youtube An Error Occurred Please Try Again Later Hatası Çözüm
Bugünlerde Benimde Yaşadığım Bir Problemin Çözümünü Sizlere Anlatmak istiyorum. Bildiğimiz gibi Dünyanın en Büyük video paylaşım istesi olan youtube ye Erişim Yasağı olduğundan yha dns yada programlar aracıyla bi şekilde ulaşıyorduk. Taa ki Bugüne kadar Ulaşabiliyorduk.Bugünlerde Yine Youtubeye ulaşmak isteyenler Sayfa Açıldıktan Sonra Video izlemek istediklerinde "An Error Occurred Please Try Again Later" Hatası Almaya Başladı.Benim gibi Belki sizlerde defalarca yenile yaptınız ama düzelmedi değilmi ?
Youtube Videoları Host Dosyanızdaki Bası Adres Eksiklerinden Dolayı açılmadığını öğrendim.Bu olayıda yine youtubeyi erişime kapatanlar tarafından yapıldığı söyleniyor.Neyse Hemen Anlatıma geçiyoruz.
Hemen Başlat--Çalıştır-- tıklayıp Hemen şunu Yazıyoruz " (C:WINDOWSsystem32driversetc) " Karşımıza Gelen Ekranı Alta Alıp Hemen buradaki rarda bulunan(http://rapidshare.com/files/261087513/hosts.rar) host dosyasını indiriyorsunuz.Rar Çıkardıktan Sonra Host Dosyasını Kopyalayıp Biraz Önce Alta Almış olduğunuz dosyanın içine yapıştırıyorsunuz. Hepsi bukadar.
Şimdi YouTube Sitesindeki tüm videoları sorunsuz bir şekilde izleyebilirsiniz. Paylaşım:T.Açıkgöz Not:rapidshare.com'dan kaldırılma ihtimali üzerine sizlere buradan,ekten de bu dosyayı yükleme kolaylığı sağlamak amacı ile veriyorum. Ekten indirebilirsiniz A.Dursun
Önemli not:rapidshare sitesinden bu paylaşım kaldırılmıştır.Lütfen alttaki seçenekten indiriniz.
Alttaki ekte Hiç bir şekilde virus yoktur.
YOUTUBE.rar
|
|
Yorum
(yok) :: Yorum
yaz! :: Bağlantı
|
4/12/2009 - Şeriatçı Mantığı/Toktamış ATEŞ
SANDIKTAKİ ESKİ YAZILAR Yakın geçmişteki bu yazıları ibretle okuyarak bugünü daha iyi görebilirsiniz.. *** " Türk devriminin başarılmış olduğunu ve artık geri dönülmez bir noktada bulunduğumuzu söylemiştim. Ve laik cumhuriyetimizi bir İslam şeriatı düzenine dönüştürmek isteyenlerin durumunu, ''Anıtkabrin sütunlarını kemiren hamamböceklerine'' benzetmiştim. " TOKTAMIŞ ATEŞ'TEN İBRETLİK KESKİN DÖNÜŞLER ... HEYY GİDİ GÜNLER HEYY BİR ZAMANLAR NE İDİ ...? BUGÜN NE OLDU ...? N.Kpt
----------------
Şeriatçı Mantığı Bizim şeriatçıları anlamak çok zor. Kendilerini öylesine ''ayrıcalıklı'' ve ''dokunulmaz'' sayıyorlar ve hiç ''hakları olmayan'' bazı şeyleri öylesine ''hak'' sayıyorlar ki, şaşırmamak mümkün değil. İnanılmaz boyutlarda bir ''çifte standartları'' var. Sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim yasasını protesto etmek için haftalarca yasadışı gösteriler yaptılar, camileri gösteri alanına çevirdiler. Polisler, bir ''şefkat abidesi'' idi. Çok mecbur kalınmadıkça hiç kimse gözaltına alınmadı. Bir ''cuma'' sonrası Cağaloğlu'nda, polisler de sıkıştı ve biraz şiddet kullandı. Aman Allahım, kıyamet koptu. Kimi İslamcı yazarlar, ''Canım bu kadar da sert davranılmaz ki...'' gibisinden yazılar döktürmeye başladılar. Gözlerime inanamadım. 1 Mayıs günü Hürriyet gazetesinde Oğuz Aral' ın enfes bir karikatürü yayımlandı. Karikatürün amacı, ''kimi muhteremlerin'' demokrasiyi nasıl ''aniden keşfettiklerini'' açıklamaktı. Karikatür iki bölümdü. Üstteki bölümde; ellerinde bıçaklar, kesilmiş kelleler, yangın malzemeleri bulunan üç ''muhterem'', ''Şeriat isterüük'' diye koşturuyordu. Alttaki bölümün sağ yanından bir postal görünüyordu ve tersyüz eden bu ''muhteremler'' , bu kez ''Demokrasi isterüük!..'' diye koşturuyorlardı. Ne kadar doğru... Bu güzel karikatür tabii derhal kesildi ve fakültedeki odamın panosunda yerini aldı. Arada bir bakmakta yarar var. Ayrıca, demokrasiyi her şeyin üzerinde gören kimi ''süper özgürlükçü'' arkadaşlara da arada bir göstermekte yarar olacak. Bir süre önce, Esenler Atatürkçü Düşünce Derneği'nin açılış toplantısına katılmış ve bir konuşma yapmıştım. Esenler'in mütevazı bir düğün salonunda, son derece içten bir toplantı olmuştu. Belkıs Akkale de nefis bir konser vermişti. Anlaşıldığı kadarıyla, Esenler CHP İlçe Örgütü ile Esenler ADD arasında yakın bir ilişki ve dayanışma vardı. Zaten Türkiye'nin pek çok yöresinde bu dayanışmayı görüyorum. Fakat Atatürk elbette CHP'lilerin tekelinde değil. Toplantıda yaptığım konuşmada, çok farklı konular yanında Müslüman olmakla şeriatçı olmak arasındaki farkı da vurgulamış ve Türk devriminin başarılmış olduğunu ve artık geri dönülmez bir noktada bulunduğumuzu söylemiştim. Ve laik cumhuriyetimizi bir İslam şeriatı düzenine dönüştürmek isteyenlerin durumunu, ''Anıtkabrin sütunlarını kemiren hamamböceklerine'' benzetmiştim. Birkaç gün sonra Akit gazetesinin iç sayfalarında, resimli bir habere konu oldum. ''Toktamış Ateş Gene Kin Kustu'' başlığını atmışlardı. Oysa ki toplantıdan bir gün sonra okula telefon etmişler ve bu haberin doğru olup olmadığını sormuşlardı. ''Elinizdeki haber doğru'' demiştim. ''Ancak bundan size ne? Siz demokrat değil misiniz? Sizler laik cumhuriyeti ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz?'' ''Elbette demokratız'' yanıtını vermişlerdi fakat, galiba ''hamamböceği'' benzetmesini içlerine sindirememişlerdi. Aslında bunlar ''demokrat'' (!) ama... Haberde bir de fotoğraf vardı. Emin Cankurtaran' la yan yana otururken çekmişler. Önümüzde limonata bardakları. ''Galiba rakı içiyorlardı'' diyorlar. İnsaf yahu... Esenler'deki düğün salonunda gündüz vakti rakının işi ne? Kaldı ki terli olmamızın nedeni, salonun çok kalabalık ve sıcak olmasıydı. İkram olarak kola ve meyve suyuyla tatlı ve tuzlu kurabiyeler sunmuşlardı. Önümüzdeki bardaklara gelince, bu bardaklar düğün salonlarında ''limonata bardağı'' diye isimlendirilir. Aynı bardaklar Telemak'ın meyhanesinde ''rakı bardağı'' olurlar. Telefonda bu konuyu da sormuşlar ve işin doğrusunu anlatmıştım. Anlaşılan ellerindeki fotoğrafı kullanmak istemişler. Akılları sıra çamur atacaklar. Sanki rakı içmek ayıp bir şeymiş gibi... Zaten son birkaç yıldır, pek içki içmiyorum. Galiba, vücudum rakıya doymuş. Eskilerin deyimi ile ''İşba noktasına gelmiş'' . Bir süre önce bir yemekte ne içeceğimi soran garsona, ''portakal suyu'' deyince, aynı masada oturan sevgili Yekta Kara iskemleden düşecekti. ''Bu portakal suyu nereden çıktı?'' diye bütün gece güldü. Şaka yapıyorum sanmış. Bizdeki İslam şeriatçıları garip insanlar. Düşüncelerini açıkça söyleseler, inanın saygı duyacağım. Fakat bunlar akıllarınca ''takıyye'' yapıyorlar ve bir oraya kıvırtıyorlar, bir buraya kıvırtıyorlar. Oysaki İslam fıkhında, takıyyenin koşulları belli ve bunun dışında takıyye çok günah. Korkarım bunlar cehennemde yanacaklar. 07.05.1998 Cumhuriyet
|
|
Yorum
(yok) :: Yorum
yaz! :: Bağlantı
|
2/12/2009 - Artık Ebuzer İslam’ı var. Solculuğa, komunistliğe gerek yok.
Artık Ebuzer İslam’ı var. Solculuğa, komunistliğe gerek yok.
Artık Ebuzer İslam’ı var. Solculuğa, komunistliğe gerek yok. Çağın vicdanı buradan çıkacak. Ebuzer, ıssız çölde yattığı o mezardan kalkarak çağımıza gelecek. Tıpkı İsa’nın mezarından kalkıp döneceği gibi dünyaya dönecek. Tabiî bu, Musa’nın, İsa’nın, Muhammed’in, Ali’nin, Ebuzer’in vb. getirdiği ve savunduğu İslam’ın ruhunun geri dönmesi; zihinlerde bilinç, yüreklerde heyecan olarak yeniden yeşermesi demek oluyor.
....
İhsan Eliaçık-Erol Yarar/1 Balçiçek Pamir’in konukları, İhsan Eliaçık ile Erol Yarar. İhsan Eliaçık, İslamcı Yazar olarak tanınıyor. Erol Yarar ise Müsiad eski başkanı. Konuşulan konu: Din ve gelir dağılımı adaletsizliği.
MÜSTAKİL MÜSLÜMANLAR Balçiçek Pamir’in konukları, İhsan Eliaçık ile Erol Yarar. İhsan Eliaçık, İslamcı Yazar olarak tanınıyor. Erol Yarar ise Müsiad (Buradaki –Mü- “müstakil” demek oluyor) eski başkanı. Konuşulan konu: Din ve gelir dağılımı adaletsizliği. Arada bir kulak kabartıp dinliyorum, söylediklerini. http://akilcagi.com/dusunuyorum/2009/11/19/mustakil-muslumanlar/ -----------
-------------
-------------- A'RAF SURESI: 26 Ey âdemoğulları! Şu bir gerçek ki size, edep yerlerinizi örtecek giysi de indirdik, süs ve gösterişe yarayacak giysi de... Ama korunup sakınmaya yarayan giysi en hayırlısıdır. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Düşünüp öğüt almaları umuluyor. --------- ALİ İMRAN SURESİ : 14 Kadınlara, oğullara, altın ve gümüşten oluşturulmuş yığınlara, salma atlara, davarlara ve ekinlere tutkunlukların sevgisi, insanlar için süslenip püslenmiştir. Tüm bunlar geçici-iğreti hayatın nimetidir. Allah'a gelince, varılacak yerin en güzeli onun yanındadır. --------- BAKARA SURESİ: 211 Sor İsrailoğullarına, onlara nice açık ayet verdik. Kim Allah'ın nimetini, o kendisine geldikten sonra başka kılığa sokarsa kuşku duymasın ki, Allah'ın azabı pek zorludur. ----------- ZÜHRUF SURESI : 23 İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek oranın servetle şımarmış kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacağız. ------ YASANIN TEKRARI : Yas.8: 18 Ancak bu serveti toplama yeteneğini size verenin Tanrınız RAB olduğunu anımsayın. Atalarınıza ant içerek yaptığı antlaşmayı sürdürmek amacıyla bugün de bunu yapıyor. ---------- ÖZDEYİŞLER : Özd.8: 21 Böylelikle, beni sevenleri servet sahibi yapar, Hazinelerini doldururum. ----------- YEŞAYA : Yşa.60: 5 Bunu görünce yüzün parlayacak, Yüreğin heyecandan hızlı hızlı çarpacak; Çünkü denizin zenginlikleri senin olacak, Ulusların serveti sana akacak. -------- HEZEKİEL : Hez.28: 5 Ticaretteki üstün becerilerin sayesinde Servetini çoğalttın, Zenginliğin seni gurura sürükledi.
|
|
Yorum
(yok) :: Yorum
yaz! :: Bağlantı
|
30/11/2009 - başörtüsü
ثنائية (bi humuri-hinne)=örtüleri=Örtüleri=يغطي
Baş=رأس
Bitişik yazılışı:başörtüleri=الحجاب
Ayrı yazılışı:baş örtüleri=غطاء الرأس
Türkçe çevirisi:
Mü'min kadınlara söyle: Onlar da bakışlarını sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, zorunlu olarak görünenin dışında ziynetlerini göstermesinler; örtülerini, yakalarını kapatacak şekilde örtsünler. Kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, ellerinin altında bulunan kölelerden, erkeklikten kesilmiş hizmetçilerinden ve kadınların mahremiyetlerine henüz vakıf olmayan çocuklardan başkasına ziynet yerlerini göstermesinler. Saklı ziynetlerini fark ettirmek için de ayaklarını yere vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tevbe edin, ey mü'minler, tâ ki kurtuluşa eresiniz.
------------
Arapça okunuşu:
Ve kul lil mu’minâti yagdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne, ve lâ yubdîne zînetehunneillâ mâ zahera minhâ, vel yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ li buûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazharû alâ avrâtin nisâi, ve lâ yadribne bi erculihinne li yu’leme mâ yuhfîne min zînetihinn(zînetihinne), ve tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhel mu’minûne leallekum tuflihûn(tuflihûne).
---------
ثنائية (bi humuri-hinne)=örtüleri
-------
Arapça orjinali
وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ
--------------
|
|
Yorum
(yok) :: Yorum
yaz! :: Bağlantı
|
30/11/2009 - KURAN'IN KÖKENİ;Allah kaynaklı değil Peygamber kaynaklı.
KURAN'IN KÖKENİ;Allah kaynaklı değil Peygamber kaynaklı.
KURAN'IN KÖKENİ
KURAN'IN KÖKENİ;Allah kaynaklı değil Peygamber kaynaklı.
İnsanla birlikte var olan din olgusunu, en başından başlayarak değerlendiremezsek; dinin bugün vardığı noktayı kavrayamayız. Çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere doğru yürüyen evrimsel düşünce doğası gereği birbirinden beslenerek yürümüş, sekilenmiş ve sonrasına doğru evrimine devam etmiştir, edecektir de. Yaşamda hiçbir şeyin durağan olmayışına dinler de dâhildir. Arif Tekin, yüz elliye yakın dini kaynakçadan yararlanarak "Kuran'ın Kökeni"ni araştırırken, bulduğu gerçekleri insanlara, insanlığın geleceğine aktarırken, bilim adamı sorumluluğuyla hareket ederek belgeleri konuşturmuştur. Önemli olan doğruya varmaktır. Arif Tekin bu çalışmasıyla dogmalara karşı çıkarak insanlığın yarınını aydınlatan Hallac-ı Mansur, Galile, Bruno ve Turan Dursun gibi aydınlarımızın yarattığı zincirin bir halkasını daha oluşturmuştur. Arif Tekin. Berfin Yayınları. 314 s. +
Yukarıdaki duyuruyu 8 Ekim 2009 tarihli Cumhuriyet eki KİTAP dergisinden alıyorum. Sayı: 1025.
Kitabın adı: KURAN’IN KÖKENİ. Bu, 2. baskı olsa gerek. Çünkü 1. Baskı Kaynak Yayınlarınca Mayıs 2000’de yayınlanmıştı. Din gerçeğini bilmek isteyenlerin bu kitabı muhakkak okuması gerek. Okunduğu takdirde televizyonlara çıkarak; halka, Allah, Din, Kuran hakkında söylev çekenlerin gerçeklerden haberi olmadığı ya da haberi varsa gerçekleri saptırdığı görülür. O Balçiçek Pamirlerin, Yiğit Bulutların, Ali Kırcaların, Fatih Altaylıların televizyona çıkartıp konuşturdukları ilahiyatçılara neden bu kitaptan söz etmediklerini merak eder dururum. Eğer bu kitabı çıkartıp önlerine koyarak şu şu ayetlere ne deyeceksiniz?” diye sorsalar muhakkak; programdaki ilahiyatçıların stüdyoyu bırakıp kaçacaklarını umuyorum…
Gerçekten laik bir ülkede bu kitabın din derslerinin temel kitabı olarak okutulacağından kuşku duymuyorum. Belki de gelecekte bu öngörüm gerçekleşir. Bana kalırsa gerçekten laik bir ülkeyi beklemek bile anlamsız. Değil mi ki okullarımızda din dersleri zorunlu. Din hakkında gerçek bilgiyi vermek için bu kitabın şimdiden din derslerinin temel kitabı olması gerekir.
Din masallardan, hurafelerden, efsanelerden arınmış şekli ile öğretilmek isteniyorsa bu kitap muhakkak ve muhakkak; Kuran Kurslarında, İmam Hatip Liselerinde, İlahiyat Fakültelerinde, Yüksek İslam Enstitülerinde şimdiden ders kitabı olarak okutulmalıdır.
Eğer bu kitap okullarda ders kitabı olarak okutulursa Cüppeli Ahmetlerin, İlahiyatçı Profesörlerin, Yaşar Nuri Öztürklerin piyasadan çekileceklerine inanıyorum…
Kur'an'da Allah
KURAN'IN KÖKENİ;Allah kaynaklı değil Peygamber kaynaklı.
http://www.ilknokta.com/urun/90191/Kuranda-Allah--Arif-Tekin.html Çünkü kitabın yazarı Arif TEKİN emekli bir imam… Kitaptaki görüşleri gösterdiği kaynaklar İslamî kaynaklardan. Hem de her görüşü için en az üç dört kaynak birden gösteriyor. Yani kaynakları sağlam…
Bu nedenledir ki ilk baskısı Mayıs 2000’nde basılan bu kitap hakkında bir ilahiyatçı profesör, yazar; bırakın reddiye kitabı yazmayı, bir makale ile bile olsa karşı görüş bildirmemişlerdir…
Özetlersek: Yazar, Kuran’ın Allah kaynaklı değil Peygamber kaynaklı olduğunu; İslamî kaynaklara dayanarak yadsınamayacak bir gerçeklikte kanıtlamaktadır. Bu nasıl oluyor? 1 400 yıldır söylenenler yalan mı? Bu soruya yanıt bulamak için kitabın okunması gerekir… Av. Eren Bilge Balta, 9.10.2009 ************ "Tıbbi Gerçek" Beyindeki sinir hücreleri fazla hareketlendiğinde,kontrolsüz,gelişigüzel gibi görünen sinyaller verirler.Bu sinyallerin sonucunda garip duygular hissedilebilir,farklı hareketlerde bulunulabilir;hatta psişik anomaliler olabilir.Bu gibi olaylara genelde nöbet denir.
Hz. Muhammed’in süt annesi Halime anlatıyor: “... Muhammed ile kardeşi evlerinin arkasında kuzu güdüyorlardı. Kardeşi koşarak gelip bana ve babasına:.....
Hz.MUHAMMED’İN BİYOGRAFİSİ ÜZERİNE. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3334.0
***************
+16 Kim insan,kim hayvan?Kurbanın canlı canlı ayağını kesti
|
|
Yorum
(yok) :: Yorum
yaz! :: Bağlantı
|
30/11/2009 - İNGİLİZ RAHATSIZ olduğuna göre Türkiye doğru yolda...mı?
İNGİLİZ RAHATSIZ olduğuna göre Türkiye doğru yolda...mı?
Habere bakınız. Neymiş? İNGİLİZ RAHATSIZ olduğuna göre Türkiye doğru yolda...imiş...
Vay be Türkiye doğru yolda imiş. O yol hangi yol?
Osmanlıcılığa giden yol.
Doğru yol mu acaba?
Üstüne üstlük Türkiye'nin yeni dış politikasını analiz ediyorlar. Hangi dış politikasını?
Sıfır sorunlu dış politikasını....
Bunu zaten daha evvel de yazmadık mı? Demek ki Türkiye dış siyasette öyle sıfır sorun kavramları ile uğraşabilmek için sıfır iradeli yönetimlere değil,tam bağımsızlığı şiar edinmiş yönetimlere ihtiyaç duymaktadır. Bakınız.. Medz Yeğen mi? Vilayet-i Sitte mi? http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7608.0
Adamlar salak ya... Yeniden bir Türk İmparatorluğu kurulmasına seyirci kalmaktan öte,destek olacaklar. Biz de salağız ya yiyeceğiz öyle mi?
Yazının sonunda da öyle yerden vuruş yapıyor ki,hamaset körüklenirse bu yazıyı her okuyan doğru algılayacak şekilde...
Öncelikle Türkiye'nin,Hazar Denizi ve Mısır'dan gelen enerjinin transferinde bir dağıtım merkezi olmak istediğine inanmadan evvel şu yazımı bir kez daha okuyun derim.
İşte beşer-şaşar budur hanımefendiler,beyefendiler,beşer-şaşar budur...
Demokrasi projesi ve GÜRCİSTAN işgali. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2379.0
Yazıyı okudunuz ve hala aynı fikirde iseniz ,hadi öyle ise afiyet olsun. A.Dursun
Yeni açılım;Cumhuriyetten Türk İmparatorluğuna geçiş süreci
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-yeni-acilim-cumhuriyetten-turk-imparatorluguna-gecis-sure/6363917
------------- Financial Times yazdı: AB'Yİ UNUTUP YENİ OSMANLI OLDULAR
Yeni açılım;Cumhuriyetten Türk İmparatorluğuna geçiş süreci
ENSONHABER.com/ÖZEL İngilizlerin etkin gazetesi Financial Times, Türkiye'nin yeni dış politikasını analiz etti.
AB'YE ALTERNATİF YENİ OSMANLI Açık olmak gerekire Türkiye'nin nüfuzunu İran ve Suriye'yi de içine alacak şekilde genişletmesi sadece istikrarla da ilgili değil. Bir bölgesel güç olarak ortaya çıkan Türkiye, Fransa, Almanya ve Avusturya'nın yüzüne kapılarını kapatma niyetinde olduğu AB'den başka bir alternatifi olduğunu göstermek istiyor. DÜŞMAN SURİYE DOST OLDU Türkiye, Suriye ile arasındaki ilişkileri sadece düzeltmedi, tamamen geliştirdi: Bu ülkeyle arasındaki vize uygulamasını kaldırdı. 1996 yılında Ankara'nın, Kürt ayrılıkçıların barındığı Şam'da bombalama eylemleri yaptığı şüphesi vardı. Ankara, bir zamanlar ayrılıkçı Kürtler sığındığı için işgal edeceği tehdidinde bulunduğu savaştan çıkmış Irak'ı da kucakladı.
İSRAİL YERİNE İRAN'LA İYİ İLİŞKİLER Gazze'de yaşananlar nedeniyle İsrail ile ilişkiler zayıflarken Erdoğan'ın, Batı'nın nükleer politikası konusunda "adil" yaklaşmadığını ifade ettiği İran İslam Cumhuriyeti ile yakınlaştı.
AB UNUTULDU AB'deki yavaşlama dönemi sürerken Orta Doğu ile ticaret hızlı bir şekilde büyüyor. Diğer yandan Türkiye, Hazar Denizi ve Mısır'dan gelen enerjinin transferinde bir dağıtım merkezi olmak istiyor.
|
|
Yorum
(yok) :: Yorum
yaz! :: Bağlantı
|
30/11/2009 - Telefonda Abdüllatif Şener var.Sordum,
Telefonda Abdüllatif Şener var.Sordum,...Ulus Devletten Çoklu Devlete
Sabahattin Önkibar
-Tayyip Erdoğan’ı kaç yıldır tanırsınız? Şener: Yarım asırdan fazladır.
-Ne kadar yakındınız? -Gösterdiği refleksleri yorumlayabilecek kadar onu tanıdığımı düşünüyorum.
-Peki Ramazanın birinci günü abdestli haliyle “Alçak, namussuz” demesine yorumunuz? -Çok kızgın ve zorda olduğu zaman bu tür tepkiler verir.
-Sizce bu kızgınlığının nedeni ne olabilir? -Yazdığın gibi yaptırdığı özel kamuoyu araştırma sonuçları canını sıkmış olabilir ama bana göre asıl kızgınlık başka bir şeydir. Benim bildiğim Tayyip Bey’in o tepkisi canını acıtan bir şeylerin varlığına delalettir.
Bu telefon konuşmasından sonra araştırmaya koyuldum. Tam o günlerde ilginç bir hadiseye şahit olduk.
Bazı gazeteler AKP hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın noktalandığını ve AKP hakkında bir veriye ulaşılamadığı haberini yayınladı. Derken hemen ertesinde ilginç bir gelişme oldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı pek de alışık olunmadığı şekilde bu haberi yalanlayan bir bildiri yayınladı. İşte bütün bu gelişmelerden sonra konunun üstüne gittim ve ilginç şeylere ulaştım. Buna göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Deniz Feneri hırsızları ile AKP arasındaki ilişkiyi belgeleyecek ciddi bulgulara ulaşmış.
Dahası, Almanya’da zekat adı altında toplanan paraların AKP’nin kuruluş sürecinde harcandığına ait somut bilgilere erişmiş. Kuryelerin parayı nasıl getirdikleri ve İstanbul’da kimlerle ilişki kurdukları bir bir ortaya çıkarılmış.
En önemlisi kuryeden parayı teslim alanların bankalarda açtırdıkları yüklü hesap bilgilerine ulaşılmış.
Yani işin özü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı iz üzerinde ve de sona yani dava açma noktasına yaklaşmış durumda..
Malum böyle bir davanın açılması AKP’nin kesin olarak kapatılması anlamına geliyor. Öyle çünkü bu tür bir dava somut veri olmaksızın açılmaz, açılırsa o veri ya da bilgilere kesin ulaşılmış demektir. Diyeceksiniz ki dava daha önce de açıldı ama AKP kapatılmadı! Hayır bu dava öyle bir dava değil.
Yargıtay Başsavcılığının yaptığı soruşturma ya da araştırma somut bir suçu ispata dayanıyor yani ortaya tıpkı bir adamın öldürülmesi misali müşahhas bir suç ortaya çıkacak. Dolayısı ile böyle bir suçun karşısında mahkeme üyelerinin mahkum etmekten başka seçenekleri olmayacak.
Malum partilerin dış yardım alması suç ve bu suç AKP bağlamında artık ispat aşamasındadır. Uçan kuşun aldığı soluğu bile izleyen Tayyip Bey’in bütün bu gelişmelerden haberi olmaması elbette mümkün değil. Dolayısı ile sergilediği son kızgınlığı buna yorumlamak gerekiyor. Evet AKP’ye yeni bir kapatma davası eşikte gibi görünüyor.
NE AMAÇLANIYOR... Milli Eğitim’de çoklu devlet sinevizyonu! Evet başlığı yanlış okumadınız. Milli Eğitim Bakanlığımız adeta federasyona hazırlanmak için çalışma başlattı.
Bakanlıktaki merkez personel bir süredir sinevizyon gösterileri ile eğitiliyor. Eğitimin konusu ya da başlığı şu: Ulus Devletten Çoklu Devlete... İsteyen araştırabilir.. Tam bu noktada Sayın Bakanı açıklamaya çağırıyor ve ne yapmak istediğini kamuoyu ile paylaşmasını talep ediyoruz. Böyle bir süreçte başlatılan bu çalışmanın neyi amaçladığını derhal ortaya koymalıdır. Tek kelime ile dehşet olan bu teşebbüs, Kürt açılımı olayının dayatılmış bir proje olduğu ve safhalarının bulunduğunu gözler önüne seriyor. Görülüyor ki AKP, devleti dönüştürmek için taarruz halindedir. Değilse söyleyin bana, adında Millilik bulunan Eğitim Bakanlığında “Ulus Devletten Çoklu Devlete” diye bir sinevizyon nasıl gösterilir ve kadrolar o doğrultuda nasıl hazırlanmaya çalışılır.. Herkesi bu olaya tepkiye davet ediyorum.
|
|
Yorum
(yok) :: Yorum
yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP
OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
Eflatun,
HUKUK
a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa, mad. 24/3/
b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/
c) Herkes düşünce ve kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26
Arkadaşlarım
• okayyildiz • ercan şen • seden s. • yagmurvetoprak • laleninbahcesi • sennurozturk • mustafabaygin • saraykoy • tulaybilgin • ifsa • yildizlarvegece • ozgan ca • paratoner • karsittez • hazanseli • cumhuriyethalkpartisi • barometre • fcinar55 • prewar • onurlu1turk • kerkukunsesi • candanof • aliuluc • skurt • pistols
----
-------
---
|