Embed

ALDATAN KOCAYA DAYANMAK İBADETTİR

ALDATAN KOCAYA DAYANMAK İBADETTİR  

 

Ağaşıda, ekte sunulan dosya başlıkları.

- ŞEYTANIN İNSANI ALDATMA YÖNTEMLERİ.pdf
- Kur’an’da “Sadâkat”.pdf
- Kur’an da İnsan, şeytan ilişkisi.pdf
- Kur'an'da İş Ahlakı.pdf
- Kur’an’ın iyi, kötü, güzel, çirkin nitelemesi.pdf
- Cennet, Şeytan, Havva, Adem, Yasak Ağaç, Tanah, Kur’an, Hadis, Tefsir, Yahudilik, İslam.pdf
- İlk Dönem İslam Tarihi.pdf
- Latîfî’nin Türk ve İslam Büyüklerini Anekdotlar Vasıtasıyla Değersizleştirme Gayreti.pdf

***



Beşer, “Namaz kılınmayan ev şeytanın hakimiyetindedir. Aldatan kocaya dayanmak da ibadettir” diyor.

Vatan

Sakarya İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Faruk Beşer’in Fetullah Gülen’e yakınlığı ile bilinen Mehtap TV’de canlı yayında gelen sorulara verdiği yanıtlar şaşkınlık yaratıyor. Beşer, “Namaz kılınmayan ev şeytanın hakimiyetindedir. Aldatan kocaya dayanmak da ibadettir” diyor.

Fetullah Gülen’e yakınlığı ile bilinen Samanyolu Yayıncılık A.Ş. Grubu’na bağlı Mehtap TV’de hafta içi her gün, “İslam ve Hayat” adlı program yapan Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Profesörü Faruk Beşer’in yorumları dinleyenleri şaşkına çeviriyor. Programda vatandaşlardan gelen soruları yanıtlayan Prof. Beşer, kadın-erkek ilişkilerinden, çalışma hayatına kadar birçok konuda “fetva” veriyor. Prof. Beşer benzer yorumları internet sitesinde de yapıyor. Beşer’in bazı vatandaşlara verdiği cevaplar, dinleyenleri hayrete düşürüyor. İşte bunlardan bazıları:

Eşim namaz kılmıyor

Eşi namaz kılmayan kocanın ahrette maruz kalacağı duruma ilişkin sorusuna Prof. Beşer’in yanıtı şöyle: “Bu bir problem elbette. Namaz, İslam’ın ana direği... Namazsız bir evin bereketsiz olduğunu biliyoruz. Şeytanın hakimiyetinde olan bir ev olduğunu biliyoruz. Namaz kılmayan bir kadın ve namaz kılan bir erkek veya namaz kılmayan bir erkek ve namaz kılan bir kadının olduğu bir ev, huzursuz bir evdir. Ya kadına ya erkeğe haksızlık yapılmaktadır. Böyle bir evin olmasından, böyle olmaktan Allah’a sığınırız. Hukuki izahları bir tarafa bırakırsak, Kuran’da veya sünnette yani İslam’ın temel kaynaklarında namaz kılmayana şöyle ceza verilir diye bir emir bilmiyoruz. Elbette benim hanımım namaz kılmıyorsa bu huzuru kaçırır. Ona bu işi anlatırım, yalvarırım, yakarırım. Kılmıyorsa, darılırım, giderim, başka şeyler yaparım... Düşünün ki namaz kılmıyor ve namaz kılmanın da gerekli olduğuna inanmıyorsa bir erkek ya da bir kadın Allah korusun bu insanı dinden çıkarır. Namaz kılmıyor ve gereğine inanmıyorsa böyle bir durumda zaten o insan mümin sayılmaz. Mümin sayılmazsa namaz kılan bir bayanın, namaz kılmayan bir erkeğin nikahında bulunması ve aksi olması evli olması mümkün olmaz zaten. O zaman bu bir ayrılma sebebi olur hatta ayrılma zorunluluğu olur. O zaman ayrılmak gerekir.”

Kocam aldatıyor

Prof. Beşer’in, “Aldatılan kadın ne yapmalı?” diye soran bir vatandaşa yanıtı ise şöyle oldu: “Şimdi siz iki kötü durumla karşı karşıyasınız, bunlardan birisini seçmek zorundasınız: Ya boşanır ve bunun zorluklarını göze alır, bunlara katlanırsınız ki, bu çok zordur ve hangi kötülüklere sebep olacağını bilemezsiniz. Ya da bu ızdırabı içinizde sürekli taşır ve beraberliğe katlanırsınız. Şahsen ben size bunu tavsiye ederim. Çünkü böylece kocanızı da kurtarmış olursunuz. Tahammül için ve onun düzelmesi için Allah’a sürekli dua edersiniz. Bu da sizin ibadetiniz olmuş olur. Ama her iki durumda da bu acıların mükafatını Allah’tan alırsınız.”

‘İslam’a dair sağlıklı bilgiler’ anonsuyla yayımlanıyor

Prof. Faruk Beşer’in vatandaşlardan gelen dini konulardaki soruları cevaplandırdığı program, Mehtap TV’de hafta için her gün, “İslam’ın özüne dair sağlıklı bilgileri nasıl edinebiliriz? Modern hayat şartlarında hangi zorluklarla karşılaşıyoruz? İslamiyet’in gündelik hayata Müslümanlara sağladığı kolaylıklar ve imkanlar nelerdir? Prof. Dr. Faruk Beşer, İslam ve Hayat programında İslam anlayışımıza dair seyirci sorularına sahih kaynaklar ışığında cevap veriyor” anonsuyla yayımlanıyor.
haberfirtinasi

***

Faruk Beşer hakkındaki yalan habere cevap veriyor
 



Faruk Beşer'in Sözleri Çarpıtılmış

20 Şubat 2009

Yalanlanmış Haber

Sakarya İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Faruk Beşer'in canlı yayındaki sözleri Vatan gazesince "Namaz kılmayanı boşa, aldatanı boşama" başlığıyla yayınlanmıştı. Gönderilen açıklamada sözlerin çarpıtıldığı ifade edildi...

BİR ÇARPITMANIN ANALİZİ



Vatan gazetesi 17 Şubat 2009 tarihli baskısında, Mehtap TV'de yayınlanan İslam ve Hayat adlı programla ilgili bir haber yaptı. Haber “Ekranda ilginç fetva” “Namaz kılmayanı boşa, aldatanı boşama” başlığıyla veriliyor. Programda canlı yayında Prof. Faruk Beşer'in seyircilerden gelen sorulara böyle cevap verdiği iddia ediliyor.
Öncelikle bu haberi yazan kişi, nasıl bir gazeteci ise programın canlı mı yoksa banttan mı olduğunu anlayamamış. Program banttan yayınlanıyor.

Sonra; haberin altındaki metinde aslında dikkatli okuyucular için, “Namaz kılmayanı boşa” iddiasının nasıl takla attırıldığında dair ipuçları mevcuttu. Neler mi? Görelim:

Prof. Dr. Faruk Beşer diyor ki: “Kuran'da veya Sünnet'te yani İslam'ın temel kaynaklarında namaz kılmayana şöyle ceza verilir diye bir emir bilmiyoruz.” Ee yani, Kur'an'da ya da Sünnet'te “Namaz kılmayanı boşa” diye bir ceza yoksa, Faruk hoca böyle bir fetvayı niye versin nereden versin? Bunu bildiğini söyleyen bir âlim böyle bir fetva verebilir mi?

Devamında Prof. Beşer: “Elbette benim hanımım namaz kılmıyorsa bu huzuru kaçırır. Ona bu işi anlatırım, yalvarırım, yakarırım. Kılmıyorsa, darılırım, giderim, başka şeyler yaparım…” diyor. Şimdi hocanın bu cümlesinde de “namazı kılmayanı boşa” iddiasına delil olabilecek bir işaret var mı? İnsafı olan söylesin.

Hatta, Vatancı arkadaşlar almamışlar ama, cevabın orijinalinde Faruk hoca ayrılmamak ve aileyi yıkmamak gerektiğini çok açık bir şekilde şöyle söylüyor: (Vatancılar da zaten aslında haber metninde iki cümle arasına üç nokta (…)koyarak bu cümleyi kestiklerinin ipucunu vermişler. İşte Prf. Beşer'in kesilen cümlesi: “Yani doğrudan doğruya ona bir baskı yapamasam da, dolaylı bir takım manevi etkileme yolları ararım. Her şeye rağmen yapmıyorsa ve kabul ederek yapmıyorsa, böyle bir durumda onunla ayrılma yoluna belki gitmemek gerekir. Yani aileyi yıkmamak gerekir”

Şimdi gelelim meselin bam teline, Faruk hoca konuyu anlatmaya devam ediyor (Vatancıların yazdıkları şekliyle cümle şöyle): “Düşünün ki namaz kılmıyor ve namaz kılmanın da gerekli olduğuna inanmıyorsa bir erkek ya da bir kadın Allah korusun bu insanı dinden çıkarır. Namaz kılmıyor ve gereğine inanmıyorsa böyle bir durumda zaten o insan mümin sayılmaz. Mümin sayılmazsa namaz kılan bir bayanın, namaz kılmayan bir erkeğin nikâhında bulunması ve aksi olması evli olması mümkün olmaz zaten. O zaman bu bir ayrılma sebebi olur hatta ayrılma zorunluluğu olur. O zaman ayrılmak gerekir.”

İşte o cümlenin kelimesi kelimesine aslı : “Velâkin düşünün namaz kılmıyorsa, namaz kılmanın gerekliliğine de inanmıyorsa, bir erkek ya da bir kadın, Allah korusun bu insanı doğrudan doğruya dinden çıkarır. Namaz kılmıyor ve namazın gereğine inanmıyorsa. O zaman böyle bir durumda o insan zaten mümin sayılmaz. Mümin sayılmazsa namaz kılan bir bayanın, namaz kılmayan bir erkeğin nikâhında bulunması veya aksi olması, namaz kılan bir erkeğin, namaz kılmayan, namazı reddeden bir kadınla, namazı kabul etmeyen bir kadınla evli olması mümkün olmaz zaten. O zaman bu bir ayrılma sebebi olur. Hatta ayrılma zorunluluğu olur. O zaman ayrılmak gerekir.”

Vatancılar her ne kadar bazı yerlerini almasalar da bu iki cümleden de aslında “namaz kılmanın gereğine inanmayan bir kişinin İslam dairesinden çıktığı, mümin sayılmadığı ve böyle bir kişiyle Müslüman bir kimsenin evli kalamayacağı” anlaşılıyor. Bunun da İslam'ın bir kuralı olduğunu dinî meselelere az çok aşina olan herkes bilir. Anlaşılan bu haberi yazanlar ya bu kadarcık bir meseleyi bile bilemeyecek kadar İslam'dan uzaklar ya da işin içinde art niyet var. Aslında zaten haberin başlığından da anlaşılıyor ki; art niyetleri ortada: “Namaz kılmayanı boşa, aldatanı boşama”

Programı seyreden Vatancı, Faruk hocanın konuyla ilgili son olarak şunları söylediğini de duymuş olmalı: “Ama tekrar etmek gerekirse, namazı inkâr etmediği halde kılmayan, tembellikten dolayı kılmayan, bilgi eksikliğinden dolayı kılmayanlarla ayrılmak gerekir demek kolay değildir, böyle bir şey söylemek mümkün değildir. Eğer erkek de elbette, namazı anlatma, namazın önemini kavratma bakımından yapması gerekenleri yapmıyorsa, efendim. İcabında namaz kılmadığından dolayı hanımından böyle kırılma yoluyla olsun, onu uyarmıyorsa, ikaz etmiyorsa, bütün bunlardan dolayı kıyamette hesaba çekilir tabi. Bunu da bilmemiz lazım.”

Prof. Faruk Beşer'in bu cümleleri meseleyi bütün açıklığıyla ortaya koyuyor zaten. Ama maksat çarpıtmak olunca tabi ki bu cümleleri görmezden geleceksiniz.

Yorulmadıysanız Faruk Hoca'ya atfedilen “aldatanı boşama” iddiasının da nasıl bir çarpıtmayla takla attırıldığını görelim:

Vatancıların haber cümlesi şu: Prof. Beşer'in, “Aldatılan kadın ne yapmalı?” diye soran bir vatandaşa yanıtı ise şöyle oldu: “Şimdi siz iki kötü durumla karşı karşıyasınız, bunlardan birisini seçmek zorundasınız: Ya boşanır ve bunun zorluklarını göze alır, bunlara katlanırsınız ki, bu çok zordur ve hangi kötülüklere sebep olacağını bilemezsiniz. Ya da bu ızdırabı içinizde sürekli taşır ve beraberliğe katlanırsınız. Şahsen ben size bunu tavsiye ederim. Çünkü böylece kocanızı da kurtarmış olursunuz. Tahammül için ve onun düzelmesi için Allah'a sürekli dua edersiniz. Bu da sizin ibadetiniz olmuş olur. Ama her iki durumda da bu acıların mükâfatını Allah'tan alırsınız.”

Biz bu cümleden önce işe soruyu soran seyircinin cümlesiyle başlayalım. Vatancılar bu soruyu da dinlemiş olmalılar. Seyircinin soru cümlesi aynen şöyle: “Aldatılan kadın eğer boşanmayı düşünmüyorsa ne yapmalıdır? Eşim yanlış olduğunun farkında; çok pişman olmuş. Ama ben bunu nasıl hazmedeceğim bilemiyorum. Bu bana çok acı veriyor. Ne yapmalıyım?”

Gördüğünüz gibi aldatılan kadın zaten kendisi boşanmayı düşünmediğini, eşinin yaptığı yanlışın farkında olduğunu, bundan da pişman olduğunu, ama bu durumun kendisine acı verdiğini nasıl hazmedeceğini bilemediğini söylüyor. Yani boşanmamayı ilk planda Faruk hoca tavsiye etmiş değil, kadıncağız kendisi düşünmüyor ve bu durumu kabul ettikten sonra da ne yapacağına dair tavsiye istiyor.

Prof. Beşer devamında aldatmanın çok kötü bir şey olduğunu, Müslüman'ın aldatmaması gerektiğini, aldatanların Kur'an'ın tabiriyle “pis” olduklarını ayetler ve hadisler ışığında anlatıyor ve diyor ki: “aldatmakla, yani eşinin başka bir kadınla, veya erkekse başka bir kadınla zina ettiğini kastediyorsa bu bir boşanma sebebidir. Yani bunu bilen insan tutup eşini öldürecek hali yok. Boşanma sebebi olarak bunu ortaya koyabilir. Ben artık böyle bir insanla olmak istemiyorum der onun tabii hakkıdır.

Görüldüğü gibi Faruk hocanın cevabında boşanmanın aldatılan bir kadının hakkı olduğu açık bir şekilde söyleniyor. Bunun devamında da yine Vatancıların haber metnine almadığı kısımlarda “nikahın devam ettiğini, bu durumun bir boşanma zorunluluğu da oluşturmadığını” izah ederek seyirciyi rahatlatmaya çalışıyor. Çünkü duyarlı Müslüman, nikahsız biriyle aile hayatı yaşamaktan sakınır.

Gelelim Prof. Faruk Beşer'in seyirciye tavsiyesine: “Yani insanlar bakarlar, ederler, ölçerler, biçerler, bu şartlarda boşansa ne olacak. Daha kötü durumlar ortaya çıkabilir. O zaman sineye çekerse ne olur? Sineye çekerse çekmiş olur. Yani nikâhsız olmazlar. Devam ederler ve diyelim ki böyle bir hata veya böyle büyük bir aldatma varsa onun olmaması için imkânlar hazırlar, dualar eder, tövbe ettirir ve artık bundan sonraki hayatlarının temiz olmasına çalışır”

Şimdi Prof. Beşer'in bu cümleleri ile Vatancıların haberinde yer alan cümleler arasında ne kadar bir fark olduğunu sizlerin anlayışlarınıza bırakıyoruz.

Programda aldatılan seyircinin sorusuna verilen cevabın son cümlesi de aynen şöyle: “Bunu ya böyle kabul eder sineye çeker; bununla devam eder veyahut ta boşanma sebebi sayar anında boşanır. Yani diyelim bunu bugünkü hukuk sistemi, zinayı suç saymıyor, boşamıyorsa bunun bir başka yolunu bulur; isterse boşanır istemezse boşanmaz.”

Yani art niyetsiz, biraz Türkçe bilen bir insan yukarıdaki bu cümleden “aldatıyorsa boşama” manası mı çıkarır? Yoksa bugünkü hukuk sistemi zinayı suç saymadığı için başka bir yol bulup isterse boşanabileceğini, Prf. Dr. Faruk Beşer'in adeta boşamak için bir yol gösterdiğini mi anlar? Ama heyhat! Maksadınız çamur atmaksa…

Haberin çıktığı gün Vatan gazetesinin internet sayfasındaki seyirci yorumlarına da baktım. Nerdeyse hepsi başlıktaki “Namaz kılmayanı boşa, aldatanı boşama” şeklinde verilen yönlendirmeci ve maksatlı cümlenin rüzgârına kapılıp Faruk hocaya verip veriştiriyorlardı. Vatan gazetesi okuyucularının bu tavrını anlayabilirim, (gerçi biraz dikkatli okusalar haberin altındaki cümlelerde işin pek de öyle olmadığını anlayacaklardı…) ama, koca koca sütunları işgal eden Mustafa Mutlu, Ahmet Hakan gibi gazete yorumcularının aynı rüzgara yelken açmalarını kabul etmek mümkün değil. Duyulan, yazılan, söylenen bir haberin aslını, gerçeğinin ne olduğunu araştırmak gazeteciliğin birinci kuralı değil mi beyler.

Son sözümüz şu olsun: “D” tipi çarpıtmalara gelmeyelim lütfen.
medyatekzip

*****
İslâm Hukuku"nda Hülle ve Misyâr nikâhı.

İslâm Hukuku"nda Hülle, Halvete mâni olan özürler.

İslâm Hukuku"nda Hülle, Üçlü Boşanma

İslâm Hukuku"nda Hülle ve boşanma hakkı. Boşanma sözleri.

Nüşuz- İslam Hukukunda eşler arası geçimsizlik

Kur'an'da Aile Hukuku İle İlgili Ayetler

Cahiliye devri Arapları gizli zinâyı normal görür, fakat açık zinâyı çirkin sayarlardı.

İSLAMDA KADIN

Kur'an-ı Kerim Taş Baskı Kalıpları, Kültürel Miras - Cultural Heritage

KURAN'DA MATEMATİK HATASI

Türklerden gizlenen, Müslümanların Türk katliamları

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği paylaşın!