Aydınlık gazetesinin abartılı manşeti

Aydınlık gazetesinin abartılı manşeti başlıklı yazıya yorumum.

 

Ya Devlet başa, Ya Kuzgun Leşe.

 

Bir yazımda belirtmiştim.

Başbuğ, Büyükanıt’tan görevi devralırken törene bulunanları yok sayarcasına konuşma yapıyordu ve konuşmasının sonunda şunu söyledi.

"Hiç merak etmeyin, sizin bıraktığınız yerden devam edeceğiz, gözünüz arkada kalmasın."

Bunun analizini o yazımda yapmıştım.

Şimdi “Merak etmeyin” dediği ve diğer GKB’larının askeri geçmişine uzunca girmek istemiyorum.

Özetlersem NATO’ya üyeliğimizden sonra NATO kariyeri olmayan tek GKB’nı olarak karşımıza İsmail Hakkı Karadayı çıkıyor.

Diğerlerinin tamamında şöyle ya da böyle, az ya da çok NATO kariyerleri oldukça kabarık görünüyor.

Bu gün ise gelinen noktada NATO üyeliğinin gözden geçirilmesini söyleyenler çoğunlukta olmakla beraber, eskiden bunu söyleyenlerin tamamı iktidara geldiğinde bu söylemi sanki kendileri söylememiş gibi davranmışlardır ki Gül’ün 1995’te yaptığı konuşmada AB’ye olan karşıtlığı da bu çerçevede değerlendirilebilir.

Neden NATO, neden kafanızda soru işaretidir?

NATO’nun Gizli Orduları” kitabından Türkiye bölümünün özetini çıkartmış ilginize sunmuştum.

Neden NATO?” sorusunun tüm yanıtları orada mevcuttur.

Şimdi gelelim Mustafa Kemal’in "Türk Gençliğine Hitabesi" ne, yeniden okuyalım ve şu sorguyu yapalım.

Mustafa Kemal hangi lisandan eğitim almıştır, şimdiki paşalar hangi lisandan?
Mustafa Kemal nerede eğitimini tamamlamıştır şimdiki paşalar nerede?

M. Kemal İngilizce bildiği için mi Kurmay sayılmış, vatan kurtarmıştır yoksa kurmay beyine sahip olduğu için mi başarılı olmuştur?

Hitabeyi yeniden okuyacak olursak neredeyse Türkiye Cumhuriyeti varlığını sürdürdüğü süre içerisinde nereden, kimlerden, nasıl tehlikeler geleceğini çok özet şekilde ama çok kesin şekilde ifade etmiştir.

Bir yazımda “Atatürk yabancı dil eğitimi veren okullar açın dedi mi?” diye sorgulamış konuyu orada detaylandırmıştım.

Şimdi başa yeniden dönelim ve Org. İsmail Hakkı Karadayı’nın 22. GKB’nı olduğunu düşünerek sonrasında gelen 23. GKB’nı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun Roma'da NATO Savunma Koleji'ni bitirdikten sonra SHAPE Harekât Merkez Amirliği, LSE Kurmay Başkanlığı, AFSOUTH Karargâhı Harekât Başkanlığı'nda plan subaylığı gibi görevlerde bulunduktan sonra GKB’nı olduğunu ve sonrasındaki tüm GKB’larının yaklaşık aynı tezgâhlardan geçerek bu göreve getirildiğini görmeyelim mi?

Diyeceksiniz ki neden bu görevlere gelmesin, madem NATO üyesiyiz neden biz de NATO’da söz sahibi olmayalım vs…

Evet, bu açıdan bakarsanız doğru söylemiş olursunuz ancak Hitabe açısından bakarsanız ne denli yanlış kararlar alındığı ortadadır.

Özetle NATO’da söz sahibi değilseniz (-ki bu hep böyle olmuştur en son örneği Rasmussen’in Genel Sekreterliği ve Füze Kalkanı konusunda görüldüğü üzere) başkalarının oyuncağı olursunuz.

Sonra da kimseye kalkıp da vatanseverlikten bahsedemezsiniz.

Diyeceksiniz ki devlet politikaları gereği vs…

Peki, paşalar neden yargılandı?

Devleti ve politikalarını ele geçirmekten değil mi?

Ellerinde olan bir yetkiyi neden doğru kullanmamışlardır?

Öyleyse ya devleti paşalar ele geçirmemişti (–ki öyledir, seyirci localarından izlemişlerdir) ya da paşalar kendilerine verilen vatan savunması görevleri hakkı ile yapamamış ama NATO paşalığı görevini hakkı ile yapmıştır.

O hâlde şimdi seslerini çıkartmayacak ve devlet politikalarını (günlük, aylık, yıllık siyaset demiyorum) ele geçirememiş olmanın kabiliyetsizliğinin cezasını çekeceklerdir.

Örnek gösterdikleri ABD’de sanıyor musunuz ki Genelkurmay devletin siyasetine karışmaz?

Yanılıyorsunuz demektir.

Güçlü Ordu Güçlü Ülke demektir.

ABD’de milyonlarca aç, sefil hayat sürenler varken nasıl oluyor da güçlü devlet olabiliyor?

İşte Güçlü ordusu olduğu için.

Özgürlük masalları bir yere kadar gider, masal dinleyen çocukluktan çıktığında anarşi daha öteri terörizm başlatır, sadece masallarla beslenen beyinler işgale de masallarla hazırlanır, alıştırılırlar.

O. Asena'nın tiyatro eserinden esinlenerek “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” diye dillere dolanan söylem boşa mı dillere dolanmıştır?


Not: Ali Sekülü'nün de bu isimle bir deneme eseri var.

 



Her ne kadar bu sloganı bazı siyasi çevreler de kullanma gayretinde olsa dahi ne dediğini bilmeyenlerin bu sözü söylemesinin bir değeri de yoktur.

SONUÇ:

Kurmay ne demektir, Ülke ne demektir, Devlet ne demektir, Siyaset, Politika ayrımında ne vardır, neden Mustafa Kemal’e ihanetin sonu bölünmedir…

Bu sorulara yanıt veremeyenler ülkede siyaset yaptıkça paşalar çıkar, onları içeri atanlar girer ve süreç böylece devam edip gider, 1938’den beri olduğu gibi.

Olan da zavallı halka olur.

Üç kuruş kazanır ama devlet adıyla mafya, çeteler gelir çocuklarına, yandaşlarına beslenme kaynağı yaratır.

Bizler de paşaları suçlamaktan vazgeçip başkalarını suçlarız.

Unutmayın ki henüz AY’da Petrol bulunmadı.

Her ne kadar bulunduğunu iddia edenler olabilirse de buna sakın kanmayın.

Sağlıkla…

25 Eylül 2012

Ahmet Dursun

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !