6/6/2009 - BAŞÖRTÜSÜ:Başörtüsü Islam'dan önce de vardı.
Başörtüsü Islam'dan önce de vardı.
Soner YALÇIN Üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasını da içeren Anayasa taslağı günlerdir Türkiye gündeminden düşmüyor. Bazı çevreler, türbanlı öğrencilerin üniversitelere girmelerini demokrasi adına savunuyor. ... Kadının örtünmesi ne zaman, nasıl oldu? Gelin, kadının örtünme tarihine kısa bir göz atalım. ...ilk çağda birçok alanda üretimi kadınlar başlatmıştı: İp, sepet dokuma, ağla balık avlama, toprak kap, ateş yakıp yemeği pişirme, tarak, kaşık, madeni eşyalar, boncuk, ilk hekimlik ve şifalı otlar gibi buluşlar kadının eseriydi. Kadının el üstünde tutulduğu "anaerkil" dönem binlerce yıl sürdü. ama kadının nasıl çocuk sahibi olduğu anlaşıldığında... "büyü" bozuldu. erkekler, üretim biçimini ve savaş aletlerini geliştirdi; din devleti, tapınak-saray- ordu biçimindeki erkek egemen örgütlenmesine yöneldi; kadının "saltanatına" son verdi!
ÖRTÜNME BAŞLIYOR Yaklaşık 4 bin yıl önce Babil İmparatoru Hammurabi'nin kanunlarında kadının sosyal statüsü ilk kez yazılı yasa haline getirildi: "Kadınlar sokağa çıkarlarken başlarını açmamış olacaklardır. "
 Bu kanun yeniydi, ama uygulama eskiydi. Sümer, Asur, Hitit, Urartu, Akad gibi site devletlerinde de benzer uygulamalar vardı. Kadını örtüye sokmanın temel nedeni, hür kadın ile köle kadınların birbirinden ayrılmasını sağlamaktı. Yani amaç, hangi kadının bir erkeğin koruması altında, hangisinin ise "kolay av" olduğunu göstermekti!
Eski Anadolu kültüründe olan bu örtünme anlayışı, dünyanın çeşitli topluluklarında da vardı. Onlar genellikle meseleyi mitolojik öykülere dayandırıyorlardı . Örneğin, Japon mitolojisinin kutsal kahraman Okikurumi, Aynular'a kültür ve uygarlığı öğretmek üzere tanrıların cennetinden yeryüzüne inmişti. Cennete dönmeden önce Aynular'dan bir kadınla evlendi. Karısına, yiyecekleri kabile halkına dağıtma görevi verdi. Ancak bunun için de bir koşulu vardı; hiç kimse karısının yüzüne bakmayacaktı. Yani örtünecekti!
ÇARŞAF, SAHNEYE ÇIKIYOR Bu konuda, Ankara/Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde pişmiş toprak bir kabın üzerindeki resim bize önemli bilgi veriyor. Kutsal evlilik töreninde, tanrıçayla, tanrı adına kralın evlenmesi için yapılan ayini anlatan resimde tören sırasında gelin tanrıça, günümüzdeki çarşafın birebir aynısını giyiyordu. Ve ne yazık ki, kendine güvenli, rahat, buyurgan tavırlı kralın karşısında, edilgen, teslimiyetçi duran bu kara çarşaflı tanrıça gelin, Sümer'deki kendine güvenli tanrıça karakterinden hayli uzaktı. Kadınlar artık örtüye sokulmuştu.
 Heraklit, Antik Yunan ve Mısır'da yaşayan kadınların baş giyimini şöyle tarif etmişti: "Giysilerin başa gelen kısmı öyle sarılır ki, yüzün tümü peçeyle örtülmüş gibi görünür. Zira sadece gözler ortada kalır, yüzün diğer bölümleri ise giysinin bir parçası ile tamamen örtülür. Bütün kadınlar bu şekilde beyaz renkli giysiler giyerler." Antik Yunan'da başörtüsü, bereket tanrıçası Demeter ve Zeus'un karısı Hera'nın da özel simgesiydi! Zamanla kadınlar bu durumu bile arayacak hale gelecekti. Antik Yunan'da kadın, "erkeğin başının belası" olarak görülmeye başlanacaktı. Pis kadınların domuzdan, zeki kadınların tilkiden, meraklı kadınların köpekten meydana geldiğine inananlar bile vardı! Kadınların tek başına sokağa çıkmaları ise artık hayaldi...
TEK TANRILI DİNLER Kadının en büyük onuru bakire olmaktı. Bir de doğurgan olmak. Hiçbir sosyal hakkı yoktu. Tek tanrılı dinler de, kadının sosyal hayatını pek değiştirmedi:Talmud' a göre, Yahudi kadınların başı açık halde toplum içinde gezmeleri günahtır.. Eski Ahit'te üç farklı yerde kadının başını örtmesiyle ilgili pasaj bulunmaktadır. .. Hıristiyanlığın temel ilkelerini belirleyen Tarsuslu Aziz Pavlos, "Kadının örtüsüz Tanrı'ya dua etmesi doğru değildir. Kadın örtünmüyorsa saçı kesilmelidir" demiştir.
Erkek eli değmemişliğin, erdemliğin sembolü Meryem Ana, hep başı bağlı tasvir edilmiştir. Bilindiği gibi, Hıristiyan rahibelerin başları örtülüdür.
İlk İslami buyruklardan 17 yıl sonra kadının örtünmesiyle ilgili ayet gelmiştir. Ahzab Suresi 59. Ayet, "Ey Peygamber, zevcelerine, kızlarına, müminlerin kadınlarına de ki, dış esvaplarını üzerine giysinler. Bu onların tanınıp tecavüze uğramamalarına hizmet eder" Görüldüğü gibi, köle ve cariye kadınlara, müslüman da olsalar, örtünme zorunluluğu getirilmemişti. Örtünme statü göstergesiydi ve bunun cinsellikle filan hiç ilgisi yoktu. ... TÜRK KADINI NE ZAMAN BAŞINI ÖRTTÜ Orta Asya'daki Türkmen kadınların sosyal hayat içersindeki statüleri Hıristiyan ve Yahudi kadınlardan çok farklıydı.
Osmanlı döneminde, Bizans alınana kadar örtünme kurumsal olarak yerleşmedi... örtünmeye inançtan çok, toplumsal bir uyum göstergesi olarak başvurulmaktaydı ...Orta asya kültür etkilerinin hala sürdüğü ilk Osmanlı dönemlerinde kadın, erkekle birlikte hareket etmekte, törenlere katılmaktaydı. Örtünme yıllar sonra, Osmanlı Devleti'nin "halifelik" makamına sahip olmasıyla yaygınlaştı.
Anadolu'da Asur'dan Antik Yunan'a, Roma'dan Bizans'a uzanan kadının eve kapatılma süreci sonunda"Türk" kadınını da etkiledi.Osmanlı 'da kadının kapatılması 16. yüzyılda [ çöküş dönemine giriş] başladı ve Cumhuriyet Türkiye'sine kadar sürdü.
OSMANLI GERİLEDİKÇE KIYAFETLE UĞRAŞTI Osmanlı'da kadınlar üzerine çıkarılan bütün yasalar, kadının kapanması ya da kıyafetlerinin denetlenmesi yönünde oldu. Çıkarılan bu ferman ve yasalarda kadının giyimi ayrıntılı olarak tanımlanmıştı. Feracelerin yaka boyları, üzerlerindeki nakışlar, yaşmakların biçimleri, kumaşların kalınlığı ve inceliği gibi ayrıntılar bu fermanlara konu olmuştu. Bu fermanlarla gelen yasaklar, kadına üç alanda müdahale etti. 1. Giyimleri, 2. Sokaktaki davranışları, 3. Erkeklerle olan ilişkileri.
ilk yasak 1725'te çıkarıldı. Bu yasakla Müslüman Osmanlı kadınlarının, Hıristiyan kadınlara benzememeleri için Müslüman kadına yakışan tek giysi olduğu iddiasıyla renkli giysiler yasaklanıp çarşaf giymeleri istenmekteydi!
II. ABDÜLHAMİD'İN ÇARŞAF YASAĞI 19. yüzyılın ortalarında kadınlar İstanbul'da çarşaf giymeye başladı. 1850'lerde Suriye valiliğinden dönen Suphi Paşa'nın karısı, İstanbul'da ilk çarşaf giyen kadın oldu. 1880'li yıllar, çarşafın hızla yayıldığı yıllar oldu. Ancak, Sultan 2. Abdülhamid öldürülme korkusuyla çarşafı yasakladı. 27 Ekim 1883'te Paris'te yayımlanan Le Courier d'Orient isimli gazetede, çarşaf yasağından etkilenen kumaş tüccarlarının yakınmalarına yer verildi. İstanbul'da bu tür yasaklar söz konusu iken Anadolu kadınları için ferace ya da çarşaf güncel bir tartışma olmadı. Hatta 1882'de çıkarılan bir fermanla ferace giymeleri istenen kadınlar bu buyruğa isyan ettiler.
Konu ile ilgili olarak 27 Temmuz 1882'de Levant Herald Gazetesi'nde şu haber yer aldı. "Yeni İzmit valisi civar köylerden pazarda satmak için pazara mal getiren ferace giymemiş ve ayağında pabuç olmayan Türk kadınlarının 5 gün hapis ve bir mecidiye para cezasına çarptırılacağı konusunda bir yasak çıkardı. Bu yasağa karşılık köylü kadınlar, atalarından kalmış gelenek ve göreneklerini hiçe sayıp baskı altına alan bu yeni kanuna uymaktansa, köylerinde kalmayı yeğlediler."
Ziya Gökalp gibi aydınlar, İslamiyet öncesi Türk kadını konusunda araştırmalar yaparak o modelin yeniden benimsenmesi gerektiğini savunmuşlardı. .... ************* Başörtüsünün bu günki haline bir örnek.
 Sayın Yalçın'ın ifadesine bakalım ne diyordu? Yani amaç, hangi kadının bir erkeğin koruması altında, hangisinin ise "kolay av" olduğunu göstermekti! Demek ki burada kolay av olma durumunu anlamakta zorlanacağız. Öyle ya hem sahipli olacaksın hem kolay av. Bu da ne demek olabailir acaba? A.Dursun ----------- Pezevenkler TBMM'ye neden gider? http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3216.0 ---------- KARAÇARŞAFIN TARİHÇESİ
|
|
Yorum
yaz!
|
|
Hakkımda
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP
OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
Eflatun,
HUKUK
a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa, mad. 24/3/
b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/
c) Herkes düşünce ve kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26
d) Şiddet çağrısı içermedikçe sözlü ve yazılı ifadedeler cezalandırılamaz. Bu düşünceler şok edici bile olsa... (Yargıtay Genel Kurul Kararı.)
Arkadaşlarım
• mustafabaygin • onurlu1turk • ifsa • 93busra • dogpol • skurt • alisevgi • mertadam • sedencik • sennurozturk • ozgan • barometre • yildizlarvegece • tulaybilgin • laleninbahcesi • ercansen • karsittez • okayyildiz • leventgeckalanlar • paratoner • hazanseli • fcinar55 • cumhuriyethalkpartisi • saraykoy • emeklilik • candanof • prewar • aliuluc • kerkukunsesi • yagmurvetoprak • pistols • erenyemi • leventburda • alevidostlar • NecatiCavdar • erginbay • sanatyeri • sue • vakanuvis • angeldream • HocaileEssek • aliozaltun • CEM38 • livanca • benyaziyorum • snecateren • Sakirmgk • benyaziyorumsiyaset • turkeyphotogallery • insiyakimilli • dilsizmutercim • rizelli • ZEYNEP03 • benyaziyorumflashheader • loji • aktifus • hukuksal • gencsblog • fozcan • kerrar • tuncaytemiz • oguzoguzhan • aylintoygun • erdem43 • KristinaODonnelly • hilalliler • torlakon • cihateri • aheng • karlitorosdaglari • Karya35 • pelinzeybek • tatilvakti • turkkadinlari • hyyilmaz • barbibarbieoyunlari • busraustaomer • kurucafe • romanozeti • yuceltanay53 • futuristar •
arkadaslarARSIVpaylasmakATATURK HAKKINDAbilimbizzatBULENTESINOGLUdostluklarFETHULLAH GULENgenelKANUNLARKURANDANneciphablemitogluSAGLIKsiirlertoplumsalYAZISMALARARSIVI
----
-------
---
|