5/11/2009 - BİZZAT:Epilepsili Tayyip aşı olamaz.
Epilepsili Tayyip aşı olamaz.
İnsanlık aleminin en büyük buluşu olarak değerlendirilen genetik şifrenin çözümü ve kopyalama alanında meydana gelen gelişmelerin, Kur'an-ı Kerim'in verilerine göre değerlendirilmesini bir çok kitapta bulmanız mümkündür.
Bakalım bazı açıklamalara:
"Arı" anlamına gelen "Nahl" Suresi tam 16. suredir. Arının kromozom sayısı da 16'dır. (Nahl Suresi, 68-69)
"Alak insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder.Bu sureye "ikra suresi" de denir.
Şimdi gelelim 1996 yılına; 1996 yılı genetik araştırmalarda çok önemli bir adımın atıldığı tarihtir.Çünkü ilk kopyalamanın gerçekleşmesi bu tarihte olmuştu. 5 temmuzda 1996 tarihinde ise hepimizin ismini duymuş olduğu dolly isimli koyun dünyaya gelmişti.
İşte okudunuz bazı açıklamaları....
Canlıların kopyalanabileceği Kuran'da yazıyor mu? Ömer Çelakıl denen Çelinmiş akıllı bir zat uydurdukça uydurmuştu.
Neler demişti? Bakınız,İzleyiniz... http://www.uzmantv.com/canlilarin-kopyalanabilecegi-kuranda-yaziyor-mu
Yakında GDO'lu ürünlerin de Kur'an da yazdığının ispatına gidecekler.
Hatta allahın yarattığı sisteme müdahale edeceklerini Kur'an ın söylediğini iddia ediyorlar. Utanmadan,sıkılmadan....
Ancak o da nerede olduğunu bilmediği bir ayetten bahsediyor. Peki tüm bunları bilen ayetler, GDO'lu ürünleri bilmiyor olabilir mi?
Aslında Risale-i Nur külliyatı ne diyor onu da bilmekte fayda var. Lakin Nur külliyatı öylesine nurlarla (Işık) dolu ki her ne hikmet ise henüz o da GDO'ları görememeiş.
Sanıyorum ki bilim, tanrı bilimden ya da tanrıdan bir adım önde gidiyor.
Her neyse.... Moku çıkan işleri fazlaca kurcalamasakta, GDO'lu ürünleri müslüman nüfus yese ne olur?
Bence çok ta iyi olur. Üç nesil sonra soyları otomatikman tükenir ne de güzel olur değil mi?
Peki Tayyip beyin grip aşısı olmuyorum demesinin arkasında yatan neden ne olabilir?
Prof.Dr.Küçük'ün teşhisi acaba doğrumudur?
Bakınız bir özet alıntılıyorum. Epilepsi ilaçlarının yan etkileri. Epilepsi ilaçları da diğer ilaçlar gibi karaciğerde işlenir kana karışır görevlerini yaptıktan sonra idrarla atılırlar. Bu süreç her ilaç için ayrı bir zaman dilimine ihtiyaç gösterdiğiniden epilepsy ilaçlarının kanda devamlı durmalarının sağlanması ancak söz konusu ilaç idrarla atımı sıfır noktasına düşmeden tekrar alınmasını gerektirir. Epilepsi ilaçlarının sürekli alınmasını gerektiren de bu durumdur. Sonuç olarak, devamlı alınmak durumunda olunan epilepsi ilaçları karaciğer ve böbreğe bir yük teşkil etmeye başlarlar.
Epilepsili kişinin başka ilaçlar da almak durumunda kaldığı durumlar da ayrıcalık gösterir. Şöyle ki , kişinin epilepsisi dışında, örneğin; bir grip vs gibi durumda almak zorunda olduğu ilaçlar, epilepsi ilaçlarının karaciğerden atılma mekanizmaları üzerinden vücuttan atılıyorlarsa hem epilepsy ilacının kandaki düzeyinde değişiklik olacak hem de karaciğere olumsuz bir yük binecektir. Ancak bu durumların hiç biri kontrol edilemiyecek durumlar değildir. Epilepsili kişi de yakınları da bu konuda asla endişe duymamalıdırlar. Epilepsi ilaçları çok çeşitli testlerle gerek atılım hızları gerekse etki mekanizmaları ile çok iyi çalışılmış ilaçlardır.
Her yönü ile yan etkileri control edilebilir. Kaldı ki, karaciğer ve böbrek fonksiyonları da gerektiğinde takip edilerek konuya her açıdan çözüm getirilebilir. Bu nedenlerle, epilepsi hekim takibinde tedavi edilmesi gereken bir durumdur.
Ethyl mercury vücutta birikmez,daha hızlı metabolize olup vücuttan atılır. http://www.bebekkokusu.com/news/templates/default.aspx?a=937&template=print-article.htm
Şimdi skıkı durun. Tayyip beyin aşı olmamasındaki asıl gerekçe işte şudur.
Aşılarda yer alan alimünyum, civa gibi ağır metallerin beyin üzerinde olumsuz etkileri vardır. 2002 yılında batılı ülkelerde bu maddelerin aşılardan çıkartılmasına karar verildi.
Ülkemize dışarıdan gönderilen aşıların içeriği halen belirsiz. Üstelik Sağlık Bakanlığı yaptığı bir açıklamada, ağır metal içeren aşıların zararının olmadığını bildirdi. Oysaki son 50 yıl içinde otizm, dikkat eksikliği, epilepsi, immun sistem hastalıkları gibi durumlarda, aşı uygulamasının yaygınlaşmasıyla birlikte önemli artış olduğu gözleniyor. http://www.genetikbilimi.com/gen/beynindengesi.htm
Peki Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek ne demişti?
Ertek; ''Aşı konusunda özellikle civa içermesiyle ilgili tartışmalar yapıldığı'' nın hatırlatılması üzerine, aşının, içindeki adjuvan ve civayla bir bütün olarak değerlendirildiğini söyledi.
Adjuvanın bir çok aşıda bulunduğunu, daha önce uygulanan aşıların da bu maddeyi içerdiğini belirten Ertek, ''Tiomersel dediğimiz bir maddede ki civa bileşiği içerisinde vardır. Bu da bir çok aşıda koruyucu madde olarak zaten bulunmaktadır. Bu hem FDA'nın, hem Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği miktarlarda bulunabilir. Bu da 5 mikrogramdan 50 mikrograma kadar değişebiliyor. Şu anki aşılarda civa oranı hem FDA'nın, hem de DSÖ'nün önerdiği miktarlarda'' dedi.
Şimdi anladınız mı? Tayyip bey neden aşı olmayacağını açıkladı.
O halde ben de diyorum ki,Epilepsisi olanlar lütfen bir doktora danışarak bu aşıyı yaptırsın.
Hükümet duyarsız olsa da biz şimdiden söyleyelim istedik.
Bazı kaynaklarda ise şöyle açıklamalar görebilirsiniz.
Kimi domuz gribi aşılarının içerdiği cıva, ‘etil merkür’dür, yani vücutta depolanmaz, bir hafta içinde vücuttan atılır. Eğer aileler, çocuklarını bu cıvadan korumak istiyorsa Boğaz’da tutulan hiçbir balığı yedirmemeli. Çünkü o balıklarda da aynı tür cıva bulunuyor.”
Siz yine de en az başbakanımız kadar tedbirli olun. Biz onlardan iyi mi bileceğiz?
Saygı ile... 04 Kasım 2009
Ahmet Dursun
|