BİZZAT:PUTİN KEMALİST,YA ERDOĞAN VE TBMM?

PUTİN KEMALİST,YA ERDOĞAN VE TBMM

PEZEVENK PARLEMENTO.

Bu sözü hatırlamayan gençlerimiz vardır mutlaka.Öyleyse açayım.
Birzamanlar Türk parlementosuna yakıştırılan bir damga vardı.Hani şu meşhur M.V.Şevki Yılmaz denen veled-i zina.
Bu veled-i zina sözünü ben söylemiyorum.
Kendi kendilerine söylüyorlar.

Kendilerinin de içinde olduğu  parlementoya;" bu pezevenklerin oluşturduğu Türk parlementosu", veled-i zina,gibi veciz sözler eden ve o parlementoyu hemen hemen kaplayan,imam hatipleri arka bahçesi belleyen, utanıp sıkılmadan da"Atatürk yaşasaydı bizim partiye oy verirdi" deyip ulu önderin kemiklerini sızlatanlar  ve onların öğrencilerini sanırım ki unutmadınız.

 

Sonra da TBMM'de deyyus-u ekber pankartları açılmış idi.Çok eski değil.Yaklaşık herkesin hatırlayacağı bir olaydan bahsediyorum.
Temmuz 1997'de TBMM'de yapılan güvenoylaması sırasında, Şevki Yılmaz'ın salona girmesi üzerine CHP İzmir Milletvekili Sabri Ergül "Deyyusu ekber dışarı" yazılı bir pankart açmış idi.

Aslında veled-i zina sözünü hatırladığımız başka bir tarih sayfası daha var.
Feylasof(felsefeci) Rıza Tevfik'in "Sultan Abdülhamid Han'ın Ruhaniyetinden İstimdat" adlı 10/4'lük mersiyesinin 5. 4'lüğünde dilendirdiği sözler hemen aklınıza geliveriyor.

Ne diyordu Rıza Tevfik

Sonra cinsi bozuk,ahlâkı fena,
Bir sürü türedi,girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!

 

Not:veled-i zinâ,O....Çocuğu anlamında kullanılmaktadır.Veled çocuk,Zina duhul anlamı içeren yasa dışı birleşme fiilini anlatır.

Bu açıklamaları Türkiye dışından okumakta olan dostlarım için yapıyorum.

TDK'ya göre ,Deyyus:
Ünlem  (de'yyus) Bir sövgü sözü.
Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse).
TDK'ya göre Pezevenk:İsim, kaba konuşmada Farsça pejvend.
Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse,dümbük,godoş,muhabbet tellalı, kavat,astik,dasnik.
Not:Pezevenk aslen arapça kökenli olup,yol gösteren,kılavuz anlamında da kullanılmaktadır.
Peki tüm bu olgular TBMM'ye akıl sahibi olup olmadığı belirsiz insanların gidip gitmediği,akli melekelerinin yerinde olup olmadığı sorularını gündeme getiriyor.

Başka deyilşe neden TBMM'ye gönderdiğimiz vekillerimizden akıl sağlığı yerindedir raporu istenmiyor dersiniz?

Yani basit bir mülk satışında dahi akıli melekeleri yerindedir raporu isitendiği görüşü vardır.
Halk arasında bu görüş sıkça dile getirilmektedir.
Aslında bu akıl sağlığı belgesi/raporu isteniyormu?Nerede sıkça geçiyor derseniz birkaç satırda izah edelim.

Bu konu genelde hukukta muvazaayı düzenleyen borçlar kanunu'nun 18. maddesinde düzenlenmiş olsa da ,ayrıca Medeni Kanun`un 5. ve 507/4. bahis konusu olmakla beraber halk arasında sıkça kullanılmaktadır.

TDK'ya göre;
Muvazaa:(muva:zaa) Arapça
Danışık, danışıklık.

Bu tür dalavere veya danışıklı döğüş durumları genelde miras hukukunda görülmektedir.Toplumumuzda her ne kadar 65 yaşın üstündekilerin tapuda satış yapabilmesi için akıl sağlığı raporu gerekir düşüncesi hakimse de bu yasal olarak zorunlu olmadığı gibi kesin doğru da değildir.

Medeni Kanunumuz, fiil ehliyetine sahip olan her kişinin hukuki işlem yapabileceğini ve bunun geçerli olacağını düzenlemiştir. Kişi ergin, ayırtım gücüne sahip olup, kısıtlı(mahcur) değilse fiil ehliyetine sahiptir. Mevzuatımızda 65 yaşında olan her kişinin fiil ehliyeti konusunda şüpheye düşülmesi gerektiği ve sağlık raporu ile ancak hukuki işlem yapılacağı şeklinde bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Ancak uygulamada genellikle 65 yaşın üzerindeki kişilerden sağlık raporu istenildiği için, toplumda bu şekilde bir kanaat oluşmuştur.
Yüksek Sağlık Şurası bir kararında, 65 yaşın üstünde bulunan herkesten sağlık raporu istenmesinin doğru olmadığına, raporun tüm yaşlılardan istenerek ek külfet yaratmamak için, kişinin işlem yapma ehliyeti veya akli melekesinin yerinde olmadığından ciddi şüphe duyulması veya bu yolda bir iddianın bulunması halinde istenebileceği şeklinde bir karar vermiştir.
Peki tüm bu yaşananlar nedir?Neden bu olguları Türk toplumu yaşamak zorunda bırakılmaktadır.
gerçekten Türk milletinin kaderinde söz sahibi olanların ya da olma çabasında olanların akli dengeleri yerindemidir?
Şimdi bu konuları özet halinde inceleyeleim.
Aslen 1938'den sonra Atatürk'ün ölümü ile başlayan yeni cumhuriyet sürecine bakmak gerekir.
Ancak uzatmamk açısından yaklaşık aynı zihniyetlerin temsilcilerinin değişik versiyonlarının son örneğini incelemek sanırım ki konuyu özetlememize yetecektir.


1991 yılı milletvekili seçimlerinde liste savaşı ile başlayalım.
Bu savaşın tarafları arasında Erbakan ile Erdoğan bulunmaktadır.
Erbakan kendine yakın isimlerin liste başına getirilmesini isterken Erdoğan buna şiddetle karşı çıkmakla beraber Erbakan’ın seçimi Ali Oğuz’dan yana ses çıkartmıyordu.
Bunun karşılığında ise Erdoğan'ın liste başına Gürcü kökenli,Ümraniye Müftüsü Hasan Mezarcı ısrarı başarılı olmuş idi.

Mezarcı'da Erdoğan'a layık  olduğunu kanıtlayarak,partinin Bayrampaşa teşkilatında kadınlara yaptığı konuşmada Atatürk’e iğrenç iftiralarda bulundu… Bu konuşmada kendi kökenini de dışa vurdu! Mezarcı konuşmasında şunları söyledi:

Atatürk milliyetçiliği ne demek? Herkes Türk’üm diyecek, ne yani, senin hatrın için ben anamı babamı inkar mı edeyim? Ben senin atan gibi veled-i zina mıyım? Ben Batum’luyum benim köküm belli…!”diyebilmekte idi.
Erdoğan ise tam o zamanlarda Almanya’da yaptığı bir konuşma da şöyle diyordu:

Ne mutlu Türküm diyene ne demek? Sen “Ne mutlu Türküm diyene” dersen, o da “Ne Mutlu Kürdüm diyene” der…”

Yine Tayyip’in yakın arkadaşlarından Rize milletvekili Şevki Yılmaz şöyle demekte idi:

Şimdi gençler! Müjde veriyorum. Şafak var… Şafak! Vallahi şafak var! Safları sıklaştırın… Tahrik için konuşmuyorum, şafağı gördüm… Nerede? İşte burada! Sümeyyeler! Nerede? İşte burda; Bilaller!
Şafak vakti Gençler, gençler…! Muhammed İkbal’i dinle, meşhur şair: “Güneş doğarken şafak gelir. Kızıllık olur sabah. Gök kızarmadan güneş gelmez. Şehit kanı dökülmeden hak gelmez.
”diyebilmekte hiç bir sakınca görmüyor idi.
Oysa ki aynı Erdoğan'ın çocuklarından Şevki yılmaz'ın adlarını andığı Sümeyye ve Bilal soluğu Amerika’da alıyorlar, öğrenimlerini orada devam ettiriyorlardı. Akranları türban kavgası verirken kendileri, babalarının açıklamalarını da görüldüğü gibi türbanla okuyamadıkları için Amerkiya gitmişler! Sümeyye   Amerika’da Hollywood yıldızlarından Robert De Niro ile mum ışığında yemek yiyebilmekteydi.Ne de olsa Türkiye Cumhuriyetinin veremediği özgürlüğü Türban  kendisine vermişti.

Başbakanlığında yaptığı ziyaretlerin birinde Rize’nin Güneysu Beldesinde hemşerileri “Potamya’ya hoşgeldin” “Potamya’nın Gururu!” pankartlarıyla karşıladı…
İşte burada biraz duralım.
Güneysu ilçesinin Rumca ismi Potamya imiş.
Bu köyün ahalisinin bazıları sonradan Müslüman(!) olmuş yani Rum’imiş…!
Başka bir yazımda da belirtmiş idim,Ergün Poyraz’ın “Musa’nın Çocukları”kitabında belirttiği gibi,ramazanda Yunanistan ziyareti sırasında oruç tutmuyor ve en garip olanı da Tayyip İngilizce bilmiyor… Smitis’te Türkçe bilmiyor,üstelikte protokole aykırı bir şekilde kayıt altına alınmadan görüştükleri iddia ediliyor.
Peki ama bunlar nasıl konuştu?Nasıl anlaştı?
Erdoğan buna da bir açıklama getirdi.
Anlattığına göre ilk patronu bir Rum’muş ve o dili de oradan öğrenmiş.
Ne garip ki bende Rize'li bir patronun yanında çalıştım.H.Beştaş,terzi.
Şimdi rahmetli oldu.Ancak iki yılda tek bir kelime dahi öğrenemedim.
Demek ki ben TBMM'ye gidecek kadar akıl sahibi değilim.Buradan bu anlam çıkıyor.
Demek ki öyle yanında çalışarak o dil hemen öğrenilemiyormuş.
Tabii ki özel çaba sarfedenler hariç.
Ancak unutulmaması gereken birşey daha var.
Erdoğan'ın anne tarafı Rize ili Güneysuyu ilçesine,Gürcistan’ın başkenti Batum’dan gelmiş.
O sıra da Batum’dan gelen aileler arasında kendini peygamber ve mehdi ilan eden “Mezarcı”  ve ailesi de vardır.

Bir önceki yazımda "Bunlar Türkleri sevmiyor"demiştim.
Neden sevmediklerini acaba anlatabildim mi dersiniz?
İşte vakıflar yasası.
Rockefeller Vakfı'nın veya Soros'un Açık Toplum Enstitüsü'nün istediği Vakıflar Yasası'nı çıkarma çabaları.
Yasa ile Osmanlı zamanında kurulmuş Cemaat Vakıflarına,ekonomik ve siyasal güç elde edeceklerini sayın Erdoğan ve yoldaşları bilmiyor mu?
Bu yasa ile Türkiye,başta CIA olmak üzere bütün istihbarat servislerinin kurduğu her türlü vakfın serbestçe cirit atabileceği bir savaş alanı olacak ve buna karşı çıkmak ise suç sayılmak üzere düzenlemeler yapılacak.....
STK'lar eliyle kara para aklama operasyonları,PKK'nın uyuşturucu trafiğinden giden aklanmış paraları ile sivil örümcek ağlarının kurulmasına bu meclis daha nekadar göz yumacaktır?
Bir Putin kadar akıllı yöneticileri neden seçemiyoruz?
Putin,bazı stratejik konumu olan yerlere yabancı yatırımcıların girişini yasaklayan kanunu düzenlemeyi son görev olarak onaylayıp öyle devir teslimi yaparken(bir gün öncesinden) acaba kendi devletine düşmanlık mı yapmıştır?
Neleri yasaklamıştır bakalım.
ENERJİ VE STRATEJİK SAYILAN DOĞAL GAZ KAYNAKLARINDA YABANCILARIN ARAŞTIRMA YAPMASI YASAKLANDI.
TELEKOMÜNİKASYON (Ulusal telefon ve her türlü haberleşme) ÜZERİNDE YABANCILARIN  HAK SAHİBİ OLMASI .
YABANCILAR HABERLEŞME YATIRIMLARINA GİREMESİ.
 
-HAVACILIK UZAY VE SAVUNMA BAŞTA OLMAK ÜZERE STRATEJİK OLARAK BELİRLENEN TOPLAM 42 SEKTÖRE YABANCILARIN GİRMESİ - YATIRIM YAPMASI YASAKLANDI.
Demek ki Putin aptal değilmiş.
Hala Atatürk'ün geri geleceği zamanı mı bekliyoruz?
Tarih bir gün her ikisini de yazacak.
Hem Putin'i hem Erdoğan'ı.
Ancak ben o tarihi okuyabilecek kadar yaşayacakmıyım belli değil.
Büyük ihtimalle okuyamayacağım.Ama şimdiden ne yazacağını tahmin ediyorum.
Kemalist Putin,ABD'li Erdoğan şeklinde başlık atılırsa hiç şaşmayınız derim.

---------
Şimdilerde bir de Kanola üretimi gündemde.
Kanola'nın Önemi:

    Bitkisel yağ kaynağı olarak Kanola ülkemize II. Dünya savaşı sırasında Bulgaristan ve Romanya'dan Gelen göçmenlerle kolza adı ile ülkemize girmiş ve Trakya'da ekim alanı bulmuştur. Ülkemizde rapiska, rapitsa, kolza isimleriyle de bilinen kanola kışlık ve yazlık olmak üzere iki fizyolojik döneme sahip bir yağ bitkisidir. Kanola tanesinde bulunan%38-50 yağ,%16-24 protein,zengin oleik ve linoleik asit miktarı ve yağının kaynama noktasının yüksek olması (238 0C) nedenleriyle önemli bir yağ bitkisidir.
Kanola yetiştiriciliğinden yüksek verim alabilmek için mutlaka münavebe yapılmalıdır. Kanolanın gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir;
1. Model: Ayçiçeği + Kanola + Buğday +Mısır
2. Model: Buğday + Kanola + Baklagil + Ayçiçeği
3. Model: Buğday + Kanola + Şekerpancarı + Kavun-Karpuz
4. Model: Ayçiçeği + Kanola + Buğday
Kaynak:
http://www.msxlabs.org/forum/ziraat/79038-kanola-kanola-nedir-kanola-yetistiriciligi.html
Peki neden Türk tarımını baltalayarak kanola ekimi için teşvik veriliyor hiç düşündünüz mü?
Silivri Ziraat Odası Başkanı Rıdvan Gümüşoğlu “Çiftçimiz şaşkın bir halde ne yapacağını bilmiyor. Kanola da yeni bir ürün. Büyük şirketler tohumunu ve sermayesini çiftçiye veriyor. Alım garantisinde de bulunuyor Çiftçi de ekiyor. Şimdilik kazançta mı zararda mı bilinmiyor. Ürün yeni ama karlı bir iş gibi görünüyor.” dedi.
Özetle KANOLA Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerinde yoğun olarak tarımı yapılan,ülkemizin her tarafında yetiştirilebilecek bir bitki. Yağ oranı %40–45 olan bu yağ bitkisinden, sağlıklı yemek yağları elde edilir. Son yıllarda ülkemizde tarımı yapılmakta ve marketlerde Kolza adıyla satılmakta olan Kanola,yazlık ve kışlık ekilebilmektedir. Hasatı buğday biçerdöveri ile rahatça yapılır.
Şimdi gelin de buna yorum yapmayın.
Yani Türk çiftçisinin kullanımına aykırı bir durum yok.Ancak Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerinde yoğun olarak tarımı yapılması sizi şüphelndiriyor mu acaba?
Yani dünya açlık ile pençeleşirken,biz kanola'ya döneceğiz peki ya AB ve ABD ne üretecek o zaman?
Kanola bize kalacak ise onlar ne üretecek ve kime satacak?
Bizim bu işe evet dememiz için şartlar da zaten hazır.Mazot,Benzin durumu belli.
Petrol çıkartmak yerine kanola üretmeyi teşvik neden yapılıyor dersiniz?
Biyodizel üretmek için mi acaba?
Tüm ülke biyodizel üretti diyelim.
Mısır,tahıl,arpa,fındık vs..nerden gelecek acaba?

------------

TBMM,550 EFENDİ,75 MİLYON KÖLE

Pezevenkler TBMM'ye neden gider?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !