BİZZAT:Tribal AKP'nin Paradigmal savaşı. - Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasak ta... - Blogcu

Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasak ta...

2/8/2009 - BİZZAT:Tribal AKP'nin Paradigmal savaşı.

Kategori: bizzat

Tribal AKP'nin Paradigmal savaşı.

Tanımlar:
Familia  :Aile,sülale,Aşiret,                
Clan       :Klan,Fasıla,Oba            
Tribe    :Kabile,Fahz,Oymak,boy            
Nation   :Ulus,Amare,il


Tribe:
Kabile,boy,oymak,Fahz,genel olarak da Kan bağına(Tribal) dayalı.

Fatih Serdaroğlu, "Türkiye'de Dövme Sanatı" Kitabında tribal dövmeyi şöyle tanımlıyor.

TRİBAL DÖVMELER:
Dövmecilik sanatı açısından tanımını yapacak olursak; simetrik, asimetrik, anlamlı, anlamsız şekiller anlamına geliyor. Çok fazla yaptırılan tarzdır.Belirli bir anlam ifade etmeyen Tribal, sıklıkla yaptırılan bir tarzdır.

Dövmede anlam kaygısı taşımayan insanlar yaptırır. Totemlerde kullanılan çizgilerden doğmuştur. Ve yapılış tarzı olarak dövmeciler tarafından genelde tercih edilmezler.
Çünkü çoğunlukla doldurma işçiliklerdir, sıkıcıdır.

Dövme yaptıranlar, eğer dövme sanatçısının yaratıcılığını kullanmasını sağlarlarsa; triballere üç boyut kazandırabilirler. Renklendirebilirler. Bu Tribalin sıradanlığını ortadan kaldıracaktır.


Paradigma:
Bir zaman dilimindeki grup ya da topluluğun düşünce,davranış,algı bütünü.Bir perspektif,bir model,kaliteli yaşam algılaması.

Bu sözcüğün güncel kullanım bulmasına ise  felsefeci Thomas Kuhn'un sıkça kullanmasının neden olduğu da söylenir.
Bence pek açıklıkla da tarif ettiği söylenemez.
Özetle dünya görüşü de diyebilirz.
Ancak ilmen sürekli gelişen dünyaya uygun değişen bir görüş,model anlamında kullanır isek daha anlamlı olur.


Şimdi gelelim Tribal AKP'ye.

Evet, iddia ediyorum tüm siyasi partiler Tribal bir yapılanma içindedir.
Fakat en çok ta AKP.

Tribal soylular
Ezelden beri alışıla gelmiş bir kural vardır.
İktidarı ve ekonomiyi soylu kökenliler yönlendirir.

Bu görüş nedeni ile AKP yeni bir soylu sınıfının yaratıcısıdır.
Türbanlı,sakallı soylular grubu.Kardeşim dediğini Cumhurbaşkanı yapacak kadar yakın bulan bir soy anlayışı!!!

Kan bağına dayalı (Tribal) kabilelerde, belirleyici etken soyluluktur.
Bu nedenle de diğer siyasi partilerin de sıkça baş vurduğu yaratılmış dokunulmazlar,yaratılmış soylular gibi kavramlara bir yenisini eklediler.

Tribal soylular.
Bunlar,ihalelerden,sosyal paylaşıma bakmaksızın milli gelir gibi bazı yerlerden en yüksek payı alırlar.
Bürokraside onlardan bir tanıdığınız yok ise asla hiç bir işiniz olmaz.
Bir amcaoğlu,bir kuzen vs..dahi yeterlidir.

Ancak onlar(Tribal soylular),kimi zaman karşımıza aşiretler,kimi zaman hak ve özgürlük savunucuları,kimi zaman da iş bitiriciler olarak çıkarlar.

Onları küçümsememek gerek.
Zira Selefleri de farklı değildi.

Tabii ki selefleri derken Atatürk'ten bu yana ki seleflerinden bahsediyorum.
Yoksa Milli görüş tek selef anlaşılmasın.

Milli görüş gömleğini çıkartan siyasetçilerimiz aydınlanma dönemini Helenistik zamanlara kadar götürebileceğini anlamış olmalı ki,bir zamanlar batı taklitçisi dediklerinin yolundan giderek kızlarını batı tarzı törenlerle evlendirmeye,batı eğitimi almaları için de Avrupa vs..ye göndermekten geri kalmamaya başladılar.
Ancak unuttukları şey,Avrupa'nın aydınlanması(eğer ki aydın ise) önce Reform,Rönesans süreçlerini de yaşamış olduğudundan dır.

Yani Milli görüş gömleğini çıkartmadan evvel paradigmal bir değişim yaşamış olmaları gerektiğini sanırım ki anlamıyor olmalılar.

Örneğin:1400'lü ve 1500'lü yıllarda Avrupa'da ki paradigmal değişimler dünyaya bakış açısının tamamına yakınını değiştirmiştir.

Başka söylem ile,yeni siyasi kavramların temelinde ki paradigma,tanrı kavramındaki değişimleri de getirmiştir.
Tanrı kavramında ki değişim ise o tanrıya inanan insanların dünya görüşünde de bir değişim oluşturmuş tur.

Örnek olarak sıkça karşımıza çıkan Hümanizm kavramıdır.
Bazı dostlar bu kavramın Yahudilerce uydurulduğunu,insan severlik diye bir şeyin olamayacağını söylüyor.
Öte yandan ise dinsel paradigmalar açısından bakınca yaratılanı sevdiğini çünkü,yaratandan ötürü sevgidiğini belirterek başta karşı çıkmaya çalıştığı şey ile çelişmeye başlıyor.

Tıpkı Milli görüş gömleğini çıkartmak ile,Avrupa düşmanlığı arasında sıkışmış siyasal dengesizliklerin toplumca izlendiği gibi.

Böylece bir zamanlar başörtüsü için eylem yapanların hak ve özgürlükleri kullanmasının da bir çelişki olduğu böylece ortaya konmuş olmuyor mu?

Yani hak ve özgürlük kavramları batının entegrasyonu ile zihinlere kazınmış değil mi dir?
Fakat batı taklitçiliği ile suçlama yaparken akılları neredeydi acaba kravatları önce bellerine sonra da boynuna takan fiyakalı cengâverlerin?

Demek ki menfaat işin içine girince birden batı dostu da olunu veriyor muş.
Tıpkı eskilerden solcu(kendilerince) olmak iddiasındayken birden bire patron,şehy,iş adamı,ulema,molla vs..tiplemeleri ile kapitalizmin zevk veren doruğuna çıkmadılar mı?

Başörtülü son model araçlara binerken,son derece lüks evlerde zevk içindeyken ne oldu da birden bire kul olduklarını unuttular da birey olduklarını anladılar?

Çünkü,kul olmak zihniyet değişimi yaşamadan önceki halleri idi.
Hem solcuların(kendilerince) hem de bunların ve diğerlerinin.

Tanrıya karşı yükümlülükleri(kulluk)bir anda neden biti verdi acaba?

Söyleyeyim.
Çünkü,yeni tanrılar yaratıldı,üretildi ve onlara hizmet ettikçe daha da servetine servet kattılar.
Hem üstelik yeni tanrılar öbür dünyada hesap falan da soracağız diye tehditler yağdırmıyor idi.


Demek ki islami kesimin liderliğine soyunanlar artık şunu anlamış.

Avrupalı gibi düşünmek daha cazip.
Nedir islami kesim için Avrupalı gibi düşünmek?

Paradigmal değişime göre aynen Avrupalı gibi düşünerek,tanrıya karşı sorumluluklarım,tanrının zoraki yaptırımları,onlar gibi artık benim için de yoktur.

Hakları olan,istekleri olan tanrı değil,biz insanlarız demektedirler.

Aksi halde "başörtüsüne özgürlük" gibi hak ve özgürlük söylemlerini neden kullansınlar ki?
Öyle ya hak, sadece tanrı tarafından onlardan yapılmasını istenen şeyler(tanrının hakkı) değilmiydi?Yoksa onlar tanrının bu isteme hakkına insani sorumluluk,kulluk mu diyorlar dı?

Peki bu başörtüsüne özgülük diye gezen ve onlara destek veren sinek kaydı traşlı fiyakalı cengâverlere soralım bakalım.

Başörtüsüne eğitimde özgürlük verilse,sizler alkollü içkiye izin verilmesi için de aynı fiyakalarınız ile meydanları doldurabilecek mi siniz?

Çünkü,başta da belirttiğim gibi Avrupa özentisi içindesiniz, ancak nasıl bir Avrupa zihniyetine sahip olunacağı sizlere tam anlatılamamış ki...

Evet Avrupa'da da alkollü iken araba kullanamıyorsunuz.
Fakat onlar şunun farkındalar.
Başkalarına zarar vermedikçe bunun da bir hak,bir özgürlük olduğunu Avrupalı kavramış durumdadır.

Siz,ya da sizlere Avrupalı olmayı öğütleyenler; bunların da hak ve özgürlük olduğunu hiç düşündünüz mü?

Düşüneceğinizi hiç sanmıyorum.
Çünkü,sizler kan bağına dayalı(Tribal)bir siyaset izliyorsunuz.
Ya aşiret reislerinizin beyni ile,ya da size yeni öğretilen tanrısal uydurmalar ile bağlısınız.

İşte TBMM'ye de sizin gibiler gidiyor.
Ne yazık ki bu nedenle neye,ne için parmak kaldırdıklarını dahi bilmeyen Tribal yapılı vekiller bizleri yönetmeye devam ediyor.
İşte bu nedenle de Ulus Devlet ilkesinin yıkılmasını elzem görüyorlar ve de başarı çığlıkları atıyorlar.

Üniter yapının ve Ulus Devlet ilkesinin kaldırılması ne yazık ki dinsel ağırlıklı devletin yapılanmasının en önemli talepleridir.
Bakınız...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=5539.0

Peki fiyakalı cengâverler,siyasal islam iktidar olursa neye izin verilecek neye verilmeyecek biliyormusunuz?

Bu izin ile sizlere anlatılan Avrupalılığın çeliştiğini hala anlamıyormusnuz?

Avrupa söylemi ile yıkılmaya çalışılanın ne olduğunu anlamayan dar kafalar,ya da anlatmak istemeyen ,Avrupalılığın nesine,neresine methiyeler düzdüğünü bilen hainler sürüsü ya siz?

Batılı düşüncede her şey(-ki bazı yasaklar dahil) bireyin rasyonelliği üzerine kurulmuştur.
Yani birey yaptıklarının sonucuna katlanacak kadar özgürdür.Ör:Alkollü araç kullanıyor ise cezasına katlanır.

Fakat dine dayalı yönetimlerde hem üreten,hem satan,hem kullanan ceza öder.
Bu nasıl bir özgürlük anlayışına gire ki?
Hani hakkımızı isterüüüük diye sokaklara dökülüyordunuz ya,burada nasıl bir özgürlükten bahsedeceksiniz?

Şimdi bir Müslüman hanım "ben başörtüsüz de gezmek istiyorum" dese uyar mı?

Hayır uymaz.

Çünkü ağa babalarınızın uydurduğu islamda kadın başı açık gezemez.

Eh ne oldu hak,hukuk,özgürlük mücadeleniz?
Suya düştü mü?Düştü.


Ama ben laiklik ilkesine bağlıyım,insan hak ve özgürlüklerinden yanayım diyenler için sorun yok.
Neden yok?
Çünkü,onlar zaten bu hakları istemeseniz dahi(-ki sizler istemiyorsunuz) tanıyorlar.

Tıpkı avrupada da alkollü isen araç kullanamzsın,ancak alkole yasak yok dendiği gibi.

Şimdi sizler bir kez daha düşünün,başörtüsü serbesttir.Ancak okula gidiyorsan (araba kullanıyorsan da ki gibi) yasaktır.

İşte bu kadar basittir bu.

Fakat sizlere bunu anlatmak bu kadar basit değil elbet ki.

Çünkü sizlerin ağa babalarınızın bilip te sizlere söylemediği bir şey var.

Avrupalı gibi düşünmek için öncelikle örümcekleşmiş beyinlerinde Reform yapmaları gerekir.
Çünkü o ağa babalarınızın bahsettiği ve sizlerin ne olduğunu dahi bilmeden dillerinize doladığınız hak ve özgürlükleri adamlar 1517'li yıllarda keşfetmiş.

Böylece sizler için de bir "Yeniden Doğuş"(Rönesans) geçerli olabilir.

Ancak ondan sonra Tribal bağlar yerine beyinsel bağlarla karar verebilir paradigmalarınıza sahip olabilirsiniz.

Aksi halde veli,şeyh,şıh,şef vs..ler elinde haytınız başkalarınca yaşanmış birer klon hayat olarak kalacaktır.

İşte bu nedenle AKP tribal dir.
İşte bu nednle de AKP'li ler ve benzerleri Paradigmal savaş vermeye devam edecektir.

Biz bunları sizin dar beyinlerinize anlatacağız diye vakit öldürüken satılan vatan topraklarından elinizde ne kalacak farkında mı sınız?

Gözünüzü açtığınızda belki bu yazıları da bulamayacaksınız,tıpkı topraklarınızı da elinide bulamadığınız gibi.
Bir eyaletten diğerine geçerken başka bir Tribal sınır devriyesine (ya da yapılanmaya) dert anlatıyor olacaksınız.
Bir kuzen,bir tanıdık bulup ta Şanlıurfa'dan Diyarbakır'a;Ankara'dan yeni Başkent İstanbul'a geçebilmek için...

Saygı ile...
02 Ağustos 2009
Ahmet Dursun

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR." Eflatun, HUKUK a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa, mad. 24/3/ b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/ c) Herkes düşünce ve kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
bilgebalta
TOGEÇ

Arkadaşlarım

okay YILDIZ
ercan şen
necaticavdar
seden s.
yagmurvetoprak
laleninbahcesi
sennurozturk
aktifus
mustafabaygin
saraykoy
tulaybilgin
cihateri
İnsiyaki Milli
Sezgin KOŞAR
yildizlarvegece
paratoner
karsittez
hazanseli
cumhuriyethalkpartisi
barometre
sanatyeri
erenyemi
fcinar55
erginbay
prewar
dogpol
onurlu1turk
kerkukunsesi
candanof
aliuluc
skurt
pistols
livanca
leventgeckalanlar
leventburda
Blogcu Yardım
alevidostlar
sue
angeldream
hukuksal
alisevgi
Kitap Özeti
93busra
dilsizmutercim
benyaziyorum
cem38
ALİ ÖZTÜRK
sakirmgk
loji
hocaileessek
snecateren
yuceltanay53
benyaziyorumsiyaset
zeynep03
vakanuvis
rizelli
romanozeti
gencsblog
benyaziyorumflashheader
aheng
Pelin Zeybek
tatilvakti
E. Demirel
tuncaytemiz
turkeyphotogallery
aylin toygun
hilalliler
MATEMATİK ÖĞRETMENİ RAGIP ŞAHİN
kristinaodonnelly
karya35
ECECE BİR YAKLAŞIM
busraustaomer
kurucafe
barbibarbieoyunlari
futuristar
drsaglik
zalim ...
----
click here
------- Guestbook ---
Google Gruplar
ATATURKCU DUSUNME SISTEMI grubuna kayıt ol
E-posta:
B u grubu ziyaret et