BİZZAT:UÇKUR TANRISI,TÜRBAN,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT - Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasak ta... - Blogcu

Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasak ta...

26/9/2007 - BİZZAT:UÇKUR TANRISI,TÜRBAN,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT

Kategori: bizzat

UÇKUR TANRILARI,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT.
Her ülkenin kendi anayasaı olduğu gibi her dinin de kendi ana yasası vardır.Bir bakıma bu inançsal anayasaya ŞERİAT demek mümkündür.

Birçok tarifi yapılmasına rağmen en uygun açıklamanın bu şekilde olduğunu şahsen düşünmekteyim.
Yani beşeri anayasadaki gibi değiştirilebilir olmasa da islam anayasası değiştirilemez olduğu söylenmektedir.
Ancak son birkaç yüzyıldır bu anayasa değiştirlmeye çalışılmış,bu konuda birçok çaba sarfedilmiştir.
Biz bu çabalara şimdilerde ılımlı islam adı altında tanıklık etmekteyiz.
Oysa bazı kaynaklarda ya da söylemlerde ise şöyle denilmektedir.

"Kuran herşeyden önce 3 temel kavramdan meydana gelmiş bir bütündür ve bu bütün bozulamaz, değiştirilemez.. Bu kavramlardan biri ve en önemlisi şeriat’dır..
Kuran’ı yeni baştan yazmak mümkün değildir.. Bu mümkün olamıyacağına göre İslam üzerine herhangi bir reform yapılması da mümkün değildir. Ayrıca, Kur'an içinde reform yapmaya müsait herhangi bir olgu da yoktur. Her nekadar bazı İslam inanırları, Kuran'da zaman sana uymuyorsa sen zamana uy ifadelerinin bulunduğu ayetlerin (tutmaz ise de hadislerinin)var olduğunu söylüyorlarsa da, hiçbir ayet bu tür bir ifade içermez.
Kur'an Ahzab 36, Maide 44, 45, 47, 48, 49 Araf 3, ayetlerdeki anlatımları ile içindeki hükümlerin uygulanmasının şart olduğunu açık olarak belirtir"
denmesine rağmen ne yazık ki Kur'andaki islam yinede bazı şekillerde değişikliğe maruz bırakma hareketlerinden kendini kurtaramamaktadır.
Bu nedenle de uzun yıllar boyu,Kur'an değiştimi değişmedimi tartışması yaşanmıştır.
Bana sorarsanız değiştirildiğini düşünmüyorum.Ancak değiştirilme çabaları had safhadadır.

Yorumlanırken değişikliğe uğradığını ya da uğratıldığını düşünüyorum.
Ayrıca Arapça'dan çevirenlerin kendi fikirlerini,anladıklarını ekleme yolu ile de ilave ettiğini düşünüyorum.

Bu arada ilginç bir bilgiyi de vermekten kaçınmak istemiyorum.
Gallup, "şeriat" araştırması yapmış.
Türkler’in yüzde 86’sı, “Din, günlük hayatımda önemli bir yere sahip” diyormuş.. İyi de %86 böyle diyor lakin  %57si ise Şeriata karşı imiş. Bundan nasıl bir sonuç çıkar?
 Bu insanlar ne dediklerini bilmiyorlarmı dersiniz?
İşte burada gündeme gelmesi gereken konu Kur'andaki ayraçlardır.
AYRAÇ parantez demektir.
Arap dili esnektir iddiasından dolayı Kur'an ayetlerinin arasına AYRAÇlar konmak sureti ile anlatılmak istenen şeyi okuyanlara anlatma çabası ya da çalışmaları görülmektedir.
Oysaki bunlar şahsi görüşler,fikir,doktrin ya da diğer anlatımı ile MEZHEPLER dir.
Kısaca Kur'an hükmü dışındaki olgulardır.Kur'an-ı Kerim'i bağlamaz.
Tüm bunlara rağmen şunu diyebiliriz.
Kur'an son kitaptır.Mucizeler içermektedir.Çünki en azından devrine gerçekten ışık tutmuş ancak dediğimiz nedenlerden dolayı da değiştirilme çabalarına şimdilikte olsa kısmi bir şekilde  direnmiştir.
 Mucize olmasının bir göstergeside kıyamete kadar olan devirlerde yaşayan tüm insanlara ışık tutacak olmasıdır.. Bu ışık, yaşanan devirin ihtiyaçlarına göre yorumlanabilmesi (tevil edilmesi) dir. Değişme asla yoktur olamazda. Ancak tevilcilerin de Kur'ana sözde değil özde bağlı olması şarttır.
Şimdi sözde Tevilcilerin Kur'an ın özüne yaptıkları ihanetleri,tahribatları özünde ise AYRAÇLARI inceleyelim.

Bu ayraççılara,Mezhepçilere(Yorum,Düşünce,Görüş,Fikir,Doktrin) veyahut tevilcilere UÇKUR TANRILARI diyorum.
Neden diyorum:
KUR'ANDAKİ AYRAÇ(PARANTEZ)İMANCILARI
Kur'an da sık sık ayraçlarla anlatılmaya çalışılan bir anlatım bütünlüğümü var yoksa bizlere TANRI ROLÜ oynamaya çalışan parantez içi imancıları bazı işgüzarlar mı var?

Bu ayraççılar birçok konuda acımasızca Kur'anın özünü değiştirmek pahasına diledikleri yerlerde ayraç kullanmış ve bunu da sanki Kur'anı bağlarmış gibi inananlara yutturma çabalarına girmişlerdir.
Bu daha evvelki yazdığım OBUR PEYGAMBER VE TÜRBAN  yazısında da anllatığım gibi Kur'anı Hristiyanlaştırma çabalarından başka birşey değildir.
Tıpkı Protestanlığın oluşumundaki Martin Luther'in İncili araştırıp Katolik rahiplerin neden 95 maddeyi değiştirdiğini ve kasıtlarını keşfettiği durum gibi bir olguyu gündeme getirmektedir.Dileyen o yazıya bakabilir.
Biz yine dönelim Kur'andaki oynanan oyunlara.

Burada bir noktaya da temas etmeliyim.

Şu ABD'li çiftlik sahiplerinin kendi ağıllarındaki mallarına damga vurmasını hatırlayanlar,bazı filmlerde de olsa izleyenler illaki vardır.

İşte bu çiftlik sahibi hem kaç adet hayvanının olduğunu hem de kaybolması durumunda başka bir yerde bulunduğunda kendisine ait olup olmadığını belirlemek için kısaca kendi malı olduğunu isbatlamak için sahibi olduğu hayvanlara(mallara)damga vururlar.Bu kurban bayramlarında hayvan pazarlarında da sıkça rastlanmaktadır.

İşte bu damgalama çabasını tıpkı ABD'nin gizli bayrağı olan TÜRBAN'ı içimize nekadar sokabildiklerinin damgası olarak kadınlarımızın başlarına geçirten çiftlik ağalarından bahsediyorum.

Ayette Baş kelimesi de parantezden nasibini almıştır.Çünki Baş kelimesinin o ayete parantez içinde girmesinin başkaca bir izahı mümkün değildir.

Hem Allah(cc)nün kitabı,sözü olduğuna inancaksınız,hem de Allah(cc)nün yanlış,eksik vs..gibi hatalar yaptığını ima edercesine Kur'an da olmayan,orjinalinde bulunmayan BAŞ kelimesini getirip ayetin içinde montajlayacaksınız.

Bakınız şimdi sizlere aynı Allah(cc)nün olduğu iddia edilen farklı parantez taşıyan bir ayeti örnekliyorum.

Ahzâb Sûresi, 59

Ali Bulaç59- Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Diyanet Vakfı59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Edip Yüksel59. Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve inananların kadınlarına örtülerini üzerlerine salmalarını söyle. Bu, onların (erdemli kadınlar olarak) tanınıp hakarete uğramamaları için daha elverişlidir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır59-Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerinden (cilbablarından) üzerlerini sıkıca örtsünler! Bu, onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.
Süleyman Ateş59. Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Yaşar Nuri Öztürk59 Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

Eh peki şimdi sormazmıyım ki Allah(cc)bu parantez içinde anlatılanları ifade etmeyi bilmiyormuydu acaba?

Hatta öyle ki bazılarında paranteze dahi gerek duymayacak kadar pervasız olunabilmiştir.

ALLAH İLE ALDATANLARA DARBE  zamanı geçmemişmidir?

Tabii ki burada geçen DARBE sözünden ne anlamak gerektiğini yine yazıya bakarak çıkartınız...

Peki bu falliyetlerin temeli nedir?

Neden bu uygulamalar yapılmaktadır,kimdir bu uygulamanın sahipleri?

İşte İrtica denen şey bu değilmidir?

KUR'AN,İRTİCA İÇİN NE DİYOR? başlıklı bir yazı paylaşmış idim.Bu yazıda Ku'anın irticaya bakış açısı yine kur'andaki anlatımı ile sunulmuş idi.Bakmanızı öneririm.

İşte tüm bu yenileme(tevil edilmesi) çabaları ne yazık ki inançların özüne uygun olmamakta tam aksine menfaat,çıkar duygularının egemenliği altında yapılmaktadır.

Oysa ki Kur'an geçmişten geleceğe yani zaman üstü olma özelliğini de bu tevilciler sayesinde kaybetmek üzeredir.

Tıpkı Hristiyanlaştırılmış Kur'an,Hristiyanlık ihtiva eden Ilımlaştırılmış bir islam yaratma çabaları ve  ABD'nin çifliğindeki sürüleştirilmiş ,gerileştirilmiş,damgalanmış toplum yaratma çabalarının bir ürünüdür tüm bu faaliyet ve çalışmalar.

Şimdi size Kadın ve Kur'an tartışması yapılmış biryerden   birkaç adet alıntı yazı sunacağım...İlgiyle okuyacağınızı umuyorum.Daha sonra sonuç kısmına geleceğiz.
***************
Yabancı kadın hür değil de cariye ise bazı alimler "Onun avreti göbekle diz arasıdır" demiştir.

Bazıları da "Cariyenin avreti yaptığı iş sırasında açılmasına ihtiyaç olmayan kısımlardır" demiştir. Buna göre, câriyenin başı, kolları, bacakları, boynu, göğsü avret sayılmaz. Sırtı, karnı, kollarının yukarısı avret mi değil mi münâkaşa edilmiştir.

Ne erkeğin kadına, ne de kadının erkeğe  dokunması hiçbir surette caiz değildir. Hacâmat, sürme veya bir başka sebep dokunmayı caiz kılmaz.
----------
Ahmet Dursun'un notu:HACAMAT (HİCAMAT)İki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından yahut vücudun herhangi bir yerinden tedavi maksadıyla bardak, şişe veya boynuzla kan aldırma. Peygamberimiz (s.a.s)'in sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerinden olduğu söylenmektedir.
------------
Zira dokunmak, şeriat nazarında bakmaktan daha beterdir. Zira, dokunmak  suretiyle inzâl vaki olursa orucu bozduğu halde bakmak suretiyle vâki olan inzâl orucu bozmaz. Ebu Hanife,"Erkeğe, cariyenin bakılması helâl olan yerlerine dokunması da câizdir" demiştir.

Yine Ebu Hanife,"Kadın, erkeğin nesb, raza (emme) veya sıhriyyet sebebiyle mahremi olduğu takdirde, ona karşı kadının avreti göbekle diz arasıdır, tıpkı erkeğin erkeğe avreti gibi"

demiştir.

Diğerleri ise: "İş sırasında açılmayan yerleridir" demiştir.MÜSTEMTİA denen (zevce, cariye gibi istifraşı helâl olan kadının) avretine gelince, erkeğin, bütün uzuvlarına bakması caizdir. Hatta fercine bile bakabilir, ancak ferce bakmak mekruhtur. Kişinin kendi fercine bakması da mekruhtur. Zira, ferce bakmanın bir nevi körlüğe sebep olacağı rivayetlerde gelmiştir. Kadının fercine bakmanın caiz olmadığı da söylenmiştir. Kadının kendine ayırdığı cariye veya müdebbere (ölümünden sonra hür olacak câriye) veya ümmü veled (efendisine çocuk doğurarak yarı hür hâle gelen, satılamayan

cariye) veya merhune (rehinelenmiş câriye) olması farketmez.

Cariye Mecusi veya mürted veya puta tapan, veya kendisiyle bir başkası arasında müşterek veya evli veya mukatebe anlaşması yapmış ise, bu  durumda câriye yabancı kadın gibidir. Amr İbnu

Şuayb babası,  dedesi tarikiyle Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den şu hadisi rivayet eder: "Sizden biri cariyesini kölesiyle veya işçisiyle evlendirirse, artık göbekten aşağı ve dizden yukarısına bakmasın."
İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 4/139-140.
----------
Tabii ki bu yazıya bir de yorum gerekecek.Merak etmeyin o yorumu da alıntı sureti ile paylaşayım.Kim yazdığı bende saklı kalsın..

--------------

Minareyi çalan kılıfını hazırlarmış.
Burada Müridlik sisteminin ve ona dahil olanların  hatunlarin bazi yerlerine bakma hatta kadınları 2. sınıf yapma yetkilerini nereden ve nasıl aldıkları sanırım ki anlaşılmış olmalı. Sonuçta bunu  Ebu Hanife onaylamış değilmidir?Kur'ana iman etmiyorum ancak  EBU HANIFE ve Kutubu Sitte Dinine imanda hiç şüphem yok derseniz zaten sisin için bir sorunda yoktur.
Şimdi kadınların başının açıklığı yani örtü konusuna da değineleim.
Normalde başörütüsü ile ilgili olduğu belirtilen ayetlerde
Nur Suresi 30,31, 33. Ahzab Suresinin 59'uncu ayetlerinde, sadece bir tanesinin başötüsü ile ilgili olduğu iddia ediliyor.
Daha önce Arap kadınlarının göğüsleri ve pek çok bölgeleri açıktı.

Hatta Kabe'yi bile çıplak tavaf ederlerdi. Çıplak tavaf etmenin bir fazilet olduğunu düşünürlerdi. Örtünme ayetleri, gerek kadının, gerekse erkeğin her ikisine birden geçerlidir.

Temel, kaba avret yerlerinin açık olmasından dolayı toplum içinde hoş karşılanmayan kaba avret yerlerinin (ön ve arkalarını) ve kadınların göğüslerinin örtülmesine yönelik emirlerdir.


Bu konuda AÇIK bir hüküm olsaydı müminler ikiye bölünmezdi. İhtilafın olması o konuda en az bir tarafın yanlı yorumla meseleyi çarpıttığını gösterir.
-------------
İlgili ayette (göğüs) bölgesinin örtülmesinin şart koşulduğu görülmektedir. Ayette ne baş, ne omuz, ne "kadar" ne de "uzatın" vb. kelimeleri var. Bu, mealcinin önkabulleri ve hayalgücünün bir uzantısıdeğilmidir?

O halde başın örtülmesi hükmü nasıl çıkarılıyor bu ayetten?

 Allah "başınızı örtün" diyememiş mi haşa?  Ama dememiş. O halde nasıl olmuş da başörtüsü farz olmuş? Böyle bir genel kabul var. Gelenekçi anlayış ayeti bastırmış. Ve böylece ayete parantezler eklenerek olmayan birşey farz oldurulmuş.

İşin en acı olan tarafı da olmayan bir farz(!) için insanların mağdur oluşu. Bu mağduriyeti körükleyen ve mağdurları sözde destekleyen kesim de "tuzu kuru" müslüman erkek kesim.
Bu tatlısu mücahidleri, bu fiyakalı cengaverler kendilerinin kıyafetine bakmaz mı hiç? Müslüman erkeğin sakalını kesmesi Hanefi mezhebine göre harama yakın mekruhken bu delikanlılar nasıl oluyor da sinekkaydı traşlı bir şekilde başörtüsüne özgürlük eylemlerinde en önde olabiliyorlar? 

 Hele bu tipler nasıl oluyor da başörtüsünü Allah'ın en öncelikli farzıymış gibi dayatıyorlar kadınlara?

Neden birileri kadınların örtüsü üzerinden tağuti(!) rejimle hesaplaşma gayretinde? Aktörler kim? Ezilenler kim?
----------

Alıntımız burada bitmiyor devam ediyoruz...

Tabii ki bu alıntılar sonuçta bu toplumda yaşayan insanlarımızın görüş ve fikirleri(Mezhepleri)dir.
http://www.mihr.com/
MİHR Vakfına ait yayınları okuduğunuz zaman göze ilk çarpan ayetlerdeki parantezler.

Bitmeyen , tükenmeyen parantezler.
 
Çünkü çıkar parantezleri tüm terminolojileri çöker.

Aslında iddiası olmayan sıradan bir meale veya tercümeye baktığın zaman bu kadar çok parantez görmezsin, göremezsin. 
Ama burada parantez aşırı .... Neden .... ?
 
Aslında olay şu anladığım kadarıyla : MİHR'ciler Kur'an'a iman ediyorlar. Ama KUR'AN'I anlamak için değil;söylediklerine,tezlerine kendi iddialarına delil olsun diye bakıyorlar.
 
Yoksa bir yerde geçen bir kelimeyi hidayet diye çevirip aynı kelimeyi kuran hakkında görünce yanına parantez içinde hidayet rehberi yazmazlardı.
 
Zannediyorum çoğu klasik bir dini bilgiden geçmeden cemaate katılmış insanlar. Yaptıkları işleri en radikal mutasavvıflarda bile göremezsin.
 
Geçen gün bir kadiri dervişi ile konuşuyordum. Dedim ki : " Bak. İskenderciler Abdulkadir Geylaninin kitabını Allah'dan vahiy almaya delil getiriyorlar " . Ne dedi biliyor musunuz :
 
- " Hadi oradan. Gavsın kitabı benim de dikkatimi çekmişti. Açtım baktım. O sözlerin tamamı öyle veya böyle hadis kitablarında geçiyor."
 
Ne Adıyamancılar ne İsmail Ağacılar ne Haydar Başcılar ne de diğer cemaatlerin müridleri seyr-i sülukun sonunda Allah'ın görülebileceğini kabul etmiyorlar. Daha yeni konuştum adıyaman cemaatinin vekili ile.
 
İşin ilginç tarafı bu arkadaşların akletmedikleri bir yer daha var :

İskender Bey tecvid bilmiyor dediğiniz zaman tecvid ile Arapçanın ne alakası var ?
 
Halbuki biraz araştırsalar Araplarda tecvid diye bir şey yok.

ÇÜNKÜ TECVİD ARAPÇANIN KENDİSİ....
Yani Arapçayı eğer Allah'tan aldık diyorlarsa o zaman tecvidi de otomatikman öğrenmeleri gerekirdi
. Ama maalesef bunu dahi akledemiyorlar.
 
Dostum uzun lafın kısası : söylediklerine katılıyorum..tardu-kaan
-----------------
İskendercilere göre;
Ayetlere yapılan paranteziçi yorumlar da vahiy/ilham. İki vahiy birbirini tamamlıyor.


Ortaya çykan bu anonim kitap da İskendercilerin kitabı.
Kur’an ve parantezler

Parantezsiz bir Kur’an İskendercilere göre anlaşılmaz ve eksiktir.

Bu haliyle o kitaba iman edilemez. İman edilse de idrak edilemez.

Kur’an parantezler olmadan anlaşılamaz ve yaşanamaz bu arkadaşlara göre.

Eskiden iskender mi vardı?

İskendersiz geçen günlerde insanlar hep anlayamadan mı iman ettiler bu kitaba?


İŞ bu kadarla da kalmıyor. Durum çok daha vahim.
Örneğin; Kur’anda Allahbeni gözle yada gönülle görebileceksiniz diyor mu?” HAYIR.

İskenderin paranteziçi yorumlarynda Allah “kendisinin görülebileceğini söylüyor mu?”

 EVET.
Sonuçta kimin sözü muteber sayılıyor? İskenderin. Demek ki İskendercilerin kitaby Allah+iskenderin değil; İskender+Allah’ın sözlerinden oluşuyor.


İskendercilere göre efendilerinin yapmış olduğu  paranteziçi açıklamalar %100…00 doğrudur. Parantezlere iman etmek onların üzerine farzdır. İşte durum bu kadar vahim.
Bu yazılar ALINTI dır.Alıntı adresi ve yazarı bende saklıdır.Alıntılara burada son veriyorum.hanifdostlar.com  Alperen
*****************

Görüldüğü üzere tartışmalar çokmiktarda ancak dikkat çekecek konulardadır.
Belkide bu uçkur tanrıları için şöylede diyebilirmiyiz?
Birileri bizleri kandırıyor,amaç ise dinlerin ayakta kalmasımı yoksa dinlerin başka deyişle uçkur tanrılarının üretime sokmaya çalıştığı dinlerinin, onların ayakta kalması için,geçinebilmeleri için tek kapı ve en kolay kapı olmasından kaynaklanıyor olamasın?
Öyle ya,neden olmasın ki?
Bir başka yazımda ise HAC suresi 27.ayet ile alakalı olarak şöyle yazmış idim.
Ülkemizde ÜLKEMİZDE MÜSLÜMAN ORANI % 1,9 DUR.
İlgileneneler detayları için bakabilirler.
Yani;Düzemece uydurmaca yeni parantezlere yeni bilimsel kelimeler(!) sokularak sanki gerçekten orada o kelime geçiyormuş gibi aktarılmak sureti ile birisi inananları fena halde aptal,eneyi yerine koyuyor ve inanç sahibi insanlar da bu edepsiz uçkur tanrılarının dinlerini yüce Allah(cc)nün diniymişçesine yaşamaya gayret ediyorlar.
Peki neden?
Küçücük ama ulvi çıkarları için.
Peki din adamları,alimler neden uyarmıyor?Uyaranda var ancak onların büyük çoğunluğu da işlerine böyle geldiği için sessiz kalıyor.Ayıptır ya ayıp;bari bildiğimiz arapça kalimeleri doğru çevirseler.Hadi kuldan utanmıyorlar da Allahtandamı korkmuyorlar?
Boşunamı demiş  Hacıbektaş Veli okunacak in iyi kur'an insandır diye.

Konuyu bitirmeden,birtakım açıklamalara daha gereksinim vardır.

Kur'an'da başörtüsü konusunu anlamak için bazı açıklamalara da ihtiyaç vardır.
Bunlardan öncelikli olanı ise bahsedilen hangi ayet olursa olsun çıkartılmak istenen anlamın Vücup(kesin emir)ifade ettiğinin anlaşılmış olmasıdır.Tıpkı Nur suresi 31.ayette ki hımar(hamr)sözcüğünün neyi kastettiğinin anlaşılması gibi.
Burada hımar derken her nekadar örtü anlaşılsa da bazı kaynaklar bunun başörtüsü olabileceğini de ifade etmektedirler.
Örnek olarak bakılması gereken bazı eserler vardır.
Özellikle Ebû'l-Âla Mevdûdî,Kur'ân'a göre Dört Terim,İst.1981,(4.bsm.);ayrıca,Burada İbn-i Faris'in Makayisu'l Lugat; İbn-i Side'nin el-Muhassıs ve İbn-i Manzur'un Lisanu'I-Ardh isimli eserlerinden oluşan yazılara bakabilirsiniz.
Tabii ki anlatım ağır gelecek derseniz o vakit biraz açalım.
Büyük müfessirlerden kabul edilen Fahreddin-i Razî  Vücup konusunda yaklaşık olarak şöyle izahta bulunmaktadır.
Emir kipi(Vücup)kullanılsa dahi kesin hüküm çıkartabilmek için 13 şart içermesi gerekiyor demektedir.Bu arada şunu da belirtelim,Molla-yı Cünûn (Cinnet, delilik mollası)Fahrettin-i Razi’ye bin kusur bulduğu rivayet edilir ve gerçi onun,İbn-i Melek’i yerin dibine geçirdiği de rivayet

edilirya neyse bilgi olarak verelim istedim.bakarsınız bu tarz bir eleştiri gelebilir ihtimali ile.
Hülasası olarak görülüyor ki,İbn-i Manzur-Lisanû'l Arab,Lisanu´l arab-ibni manzur veya el-müfredat-ragıp el-isfehani gibi;Kuran´da geçen Arapça bir kelimenin o dilde hangi anlamlarda kullanıldığını açıklayan kaynaklara bakmadan açıklamak eksik anlamlar çıkartmaya neden olacaktır.
Özetleyecek olursak bahsedilen kelimenin iştikak yolculuğunu iyi bilmek durumundayız.
İştikak:Etimoloji,bir kelimenin geçirdiği tarihi macerası,yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma,aynı kökten çıkma,türeme,aynı kökten gelen sözcükleri bir arada kullanma sanatı diyebiliriz.Örfi manasını(iştikak-i manasını) iyi araştırmadan yapılan yorumlar ya eksik ya da yanlı yorumlar olacaktır.
Başka deyişle bu konu aslen İcap ve Kabul meselesi olmaktadır.Geleneksel icap ile,şer-i icap arasındaki farkı da iyi anlamak gerekir.
Konu hakkında detaylı bir anlatımı şu adreste bulacaksınız.
http://kitap.ihya.org/genel/samil.php?an=833&g=16WQ&s=17&t2=oku&t3=icap.ve.kabul&t4=
Benim için son söylenecek olan herzaman dediğim gibi Allah(cc),bir yerde söylediğini başka bir yerde yalanlamaz.
Öyle ise bir çoğunun yaptığı ve neredeyse ayetlere,bazende hadislere dayanak teşkil ettirilmeye çalışılan,rivayetlerle uydurulan söylem hiç yakışık alır mı?
Yani,Kur'an hiç,hür kadın başını örtsün,cariyeler başını açsın der mi?Diyebilir mi?Mümkün ve muhtemel değildir.
Yani Allah(cc)nün katında en makbul olanınız kim diye sorsalar verecek yanıtı benim vermeme gerek dahi yoktur.O yanıt yine Kur'an'da verilmiştir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla:

Şüphesiz, Allah'ın Resûlü'nün yanında seslerini alçak tutanlar; işte onlar, Allah kalplerini takva için imtihan etmiştir. Onlar için bir mağfiret ve büyük bir ecir vardır. (HUCURAT SURESİ / 3)

Demek ki takva sahibi olmak ahkam kesmek demek değilmiş.Takva görüldüğü üzere allah(cc)ile insan arasında imiş.Yani takva insan ile insan arasında olmuyor,olamıyormuş.
Önüne gelenin yorumlaması,tevilcilerin hortlaması Kur'an'ın bu günki hallere gelmesinin en büyük mesullerindendir.
Adam farklı anlıyor farklı yorumluyor.
Ör:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu

durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.   (NİSA SURESİ / 43)
İşte (şu) namaz kılanların vay haline, (MA'UN SURESİ / 4)

Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, (MA'UN SURESİ / 5)

 

Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız,bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.   (MAİDE SURESİ / 6 )
 Şimdi nisa/43'e göre işine gelen "Namaza yaklaşmayın diyor,gerisi benim için önemsiz"diyebilir mi?
Zira başka bir yerde (MA'UN SURESİ / 4) vay haline derken hemen altında devamını (MA'UN SURESİ / 5)görmezden gelinebilir mi?
Ya da maide/6,bakara/196 ve daha en az 38 ayette baş diyebilen bir allah,neden nur/31'de baş demeyi ihmal etsin ki?
Başka bir örnek:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık,Allah'tan, 'tekrarı önleyen kesin bir ceza' olmak üzere ellerini kesin.

Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (MAİDE SURESİ / 38)
Buradaki ellerini kesin ifadesinden ne anlamalıyız?
Burada manaya delalet varmıdır,yokmudur?
Bazı yorumculara göre vardır.Lakin el manası ile anlatılmak istenen şey,işten el çektirilmek için imakn verin,iş verin anlamıdır.

Bazılarına göre ise el anlamı,tıpkı çizme anlamındaki gibi karıştırılmaktadır.
Çizme kan dolana kadarmı anlaşılmalıdır yoksa çizme denen çizik ifadesimidir?
Görülüyor ki önüne gelenin ahkam keseceği konular değildir.
Bir derinlik,bir bilgi işidir tevil etmek.
Hele hele de parantez açarak tevil alenen şirktir.
Eğer ki şu anlamı da var diyecek iseniz oraya bir kesme işareti koyarak anlatmalısınız.Aksi halde aslında allah(cc)bunu anlatmıştır ancak eksik bırakmıştır.Bu nedenle de ben parantez açarak bunu düzeltiyorum anlamı çıkar.Şimdilerde artık paranteze dahi gerek duyulmamakta ve açıkça allah(cc)ye şirk içinde teviller yayınlanmaktadır.

Buraya kadar yazdıklarımı özetleyecek olursak;

Başörtüsü emrinin, vücûb mu nedb mi ifade ettiği tartışılmış kesin bir vücup içermediği söylenmiştir.

Kur’ân’da yer alan nasların tahsis edilerek keyfiyetini, çoğu ahad olan hadisler açıklamaktadır. Yani onun izahı olmadan o ayetlerin anlaşılması mümkün olamaz. Vücub, nedb, irşad şeklindeki emir çeşitleri, nehy nevileri, hak ve hadleri, mahlukatın yekdiğerlerine karşı lazım gelen hükümleri ve emsali âyetlerin ahkamı bu cümledendir. Allah’ın Resûlünden bir nass olmadıkça yahut ümmetini onun tefsirine irşad edecek bir delâlet vârid olmadıkça, bu hususlarda hiç kimsenin söz söylemesi caiz olamaz."

Yani başınızı örterseniz bir tercih meselesi olduğunu iddia edebilirsiniz,ancak kesin bir emir olduğu için örtüyorum demek caiz olmaz diyebiliriz.Örtmeyenlere de müslüman olamazsınız diyemezsiniz.

Zaten müslümanım diyen birine hayır değilsin diyemezsiniz.Bunu Kur'an engellemiştir.Şöyle ki:Birkere ben müslümanım diyene asla şüphe ile bakamazsınız.Bunu ben demiyorum.Yüce allah diyor.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız (savaşa çıktığınız) zaman gerekli araştırmayı yapın ve size (İslam geleneğine göre) selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: " Sen mü'min değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet, Allah katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (NİSA SURESİ / 94)
Şimdi buradan kinaye niyeti ile de olsa bana ya da başkalarına şüphe duyduğunuzu dahi söylemenin hata olduğunu sanırım ki anladınız.
Devam edelim.
Herkesin aklı var mı?
Öyle ise herkes değişik şekilde yorum çıkartabilir mi?Peki o halde şu ayetlere bakalım.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Nikah (imkanı) bulamayanlar, Allah onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Sağ ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenlere -eğer onlarda bir hayır görüyorsanız- mükatebe yapın. Ve Allah'ın size verdiği malından onlara verin. Dünya hayatının geçici metaını elde etmek için -ırzlarını korumak istiyorlarsa- cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz, onların (fuhşa) zorlanmalarından sonra Allah (onları) bağışlayandır, esirgeyendir. (NUR SURESİ / 33)

Yani salat yorum yapacağım diye fuhuşa zorlama anlamını çıkartıyorum diyerekten,öyle ise isteyerek fuhuş yapabilir diyebilirmisiniz?

Tabii ki hayır.


Allah'ın o (fethedilen) şehir halkından Resûlü'ne verdiği fey, Allah'a, Resûl'e, (ve Resûl'e) yakın akrabalığı olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın. Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır. (HAŞR SURESİ / 7)

Bu iktidar dahil olarak tüm gelmiş geçmiş iktidarların yaptığı bu ayete karşı yapılmış değilmidir?

Yani devlet imkanları,zengin olanlar arasında dönüp dolaşmıyor mu?

Demek ki devletin din ile yönetilmesi/dindarlarca yönetilmsei hiçbirşeyi değiştirmiyor.O halde Laik sistem zaten islamın da emri değilmidir.

Şimdi başak iki ayete bakalım.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Resulleri onlara dediler ki: "Doğrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değil. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler." (İBRAHİM SURESİ / 11)

Burada dilediğine Lütufta bulunur demekle zenginliği siz allahtan daha mı iyi bileceksiniz?İstediğini zengin yapar anlamı çıkartabilirmisiniz?

Ancak bazı onursuzlar bu anlamı çıkartabilmektedirler.Neden?

Çünki bilmezler ki allah(cc)bir yerde söylediğini başka bir yerde yalanlamaz.Yani..

Allah,kullarına karşı lütuf sahibidir;dilediğini rızıklandırır.O,kuvvetlidir,azizdir.(ŞURA SURESİ /19)

Bu ayette de üstteki söylediğini yalanlamamış aksine doğrulamış,pekiştirmiştir.

Yani Rızık demekle konuya açıklık getirmektedir.

Özetle yiyecek içecek başka değişle nasibinin nezaman kesleceğini o bilir anlamı çıkmakta iken,bakınız nerelere ve ne yorumlara sebep olmaktadır.

Son olarak ta şu ayetlere bakalım.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz,doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa,o,sapasağlam bir kulpa yapışmıştır;bunun kopması yoktur.Allah, işitendir,bilendir.(BAKARA SURESİ / 256)

Yani doğruluk içinde olarak ve dosdoğruca allah(cc)nün ne anlattığını herekse ilan edeceksiniz.

Zaten bu ilan etme görevi de Peygamberimize verilmiştir.

Ölümünden sonra mezhepler(fikir,görüş,doktrin)ayrışmaya başlamıştır.

Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (AL-İ İMRAN SURESİ / 164).

Demek ki ayetlerle belirtilmiş olan açıklama yetkisi Peygamberimize verilmiştir.

Peki ölümünden sonra;üstelikte parantez imancılığına soyunanlara neden sormuyorsunuz?

Bu parantez orjinal kur'an da yokken nereden uydurdunuz da utanmadan parantez ile inananları yanıltıyorsunuz demiyorsunuz?

Allah(cc)nün hatalarını düzelten bir kurum mu var?

Bu kurum fetva makamı mı olacak?

Kim ne yapmak istiyor diye öncelikle sorunuz.

Sonra da orjinal hali ile okuyunuz.belki ne demek istediğim o vakit anlaşılacaktır.

İşte konunun özüne geldik.

Kadınlarımızın Başlarını tıpkı damgalanmış çiftlik hayvanları gibi görmek isteyenler ne yazık ki tevil edeceği zannı ile yapılagelmiş yanlışların temelini oluşturanlardır diyebiliriz.

Çünki,Allah(cc)bir yerde söylediğini başka bir yerde yalanlamaz.Eğer ki yalanlıyor ise bu Allah(cc)kelamı olamaz.

 

 Nitekim abdest alinmasiyla ilgili ayette basin sivazlanmasi soylenirken, baş kelimesi Arapca karsiligi ‘res’ ile vurgulanir.

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

(MAİDE SURESİ / 6)(Hemen üstte de vermiş idim)

Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. Kim sizden hasta ise veya başından şikayeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir). Güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurbanı(kesmek gerekir). Bulamayana da, hacc'da üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek çetin olandır. ( BAKARA SURESİ / 196)
Görüldüğü gibi burada baş kelimesi parantezlerle sokuşturma yapılmamıştır.
Aksi halde akla gelen şu olacak idi.
Allah(cc) baş demeyi bu iki surede bilmiş lakin her ne hikmet ise Nur 31 ya da 30 fark etmez burada şaşırmış öyle mi demek istiyorsunuz sorusu gündeme gelecektir.

Zira 5000 yıl evveline dayanan Kadın-Erkek çatışması ne yazık ki bunun temelini oluşturmaktadır.

Bu yazıda konu aydınlatılmıştır.

İşte Erkek egemen topluma geçiş ne yazık ki kadınlarımızın bir malgibi görülmesine yol açmış üzülerek belirtmeliyim ki bu kölelik düzenine de en çok kadınlarımız destek olmuşlardır.

Hangi baba,hangi anne kendi kızını hiçbir vasfı olmayan ancak sadece mal zenginliği var diyerekten yaşlı bir adama üstelikte 4.kadını olarak elleri ile sunabilir ki?

Hangi anne-baba salt Parantezlerde öyle diyor diyerekten kızlarının başlarına Allah(cc)nün emriimişçesine sıkılmış başörtüleri ile gezmelerini onaylayabilir ki?

Hangileri olduğunu ben söyleyim.

Kur'andaki islamdan habersiz,efendilerinin çiftliğinde köleleşmeye razı,dolayısı ile de kendine küçük çiftlik kurma hevesindeki cahil ya da kendine uleme diyen,bazende kendi kendine AYDIN diyen zavallı bir güruh.Başka kim olabilir ki?

Oysa Kur'an ve islam,köleliği yasaklamasına rağmen,kadınlarımızı kölelerimiz gibi görmeye devam eden uçkurlarının keyfi pahasına onları köeleştirmenin yollarını arayan güuh sanırım ki bunda başarılı da olmaktadır.

Hamile olan karısının kızmı erkek mi doğuracağını düşünen,hatta içinden erkek olsun diye dua edenlerimiz kaç kişiyiz acaba?

Tabii ki herkesin aklından bu geçer.Geçmez diyen ya yalan söyler ya da kendini kandırır.

Benim bu soruyu sormamdaki amaç aklından geçenden çok aklından nasıl geçtiğidir.

Eğer ki erkek evladım olsun diye aklınızdan geçiriyorsanız siz PUTPERESLİĞİN SÜNNETİ ' ni yapıyorsunuz demişti bir panelde konuşmacı.Bakınız o yazıya derim.

Şimdi UÇKUR TANRISI'nın kim olduğu anlaşıldımı acaba?

İşte bu tanrıya hizmetin karşılığıa da birçok şekilde olmakla beraber en önemlisi kendini TÜRBAN ile göstermektedir.Çünki dünyanın başka hiçbir ülkesinde bu tür uzaylı modeli ile aş bağlama asla yoktur.Değişik tiplemeleri vardır onlarda bu tanrının hizmetindedirler.

İşte bu tür parantez(ayreç)içinde Kur'an a yapılan müdahale ve değiştirme çabalarına da yeni Anayasa çalışmaları denmektedir.

Bu Anayasa çalışmalarına yazık ki Kur'an anayasası değil,Uçkur tanrısının uyduruk anayasa çalışması olup adına da ŞERİAT denmiştir.

İşte UÇKUR TANRISININ ÖRTÜSÜ TÜRBAN,buradan kaynaklıdır.

Adına din kuralları denen ancak uymayınca dinden çıkacağınızı söyledikleri kurallara da ŞERİAT denir.

Tüm bunların sorumlusu ise ne yazık ki uçkur düşkünü içimizdeki bazı erkekler ya da erkek müsvetteleridir.

Siz siz olun bu tanırının dinine değil,Allah(cc)ipine sarılın.

Şüphesiz ki kurtuluş yanlız ondadır.

Zira allahın ayetlerinde akıl ile ilgili Ahmet Dursun olarak kaçtane tesbit ettin derseniz onun içinde bakınız derim.

AKIL KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER

Kur'an Okumayı efendilerinize bırakmayınız.Her okuyuşta yeni bir dünya öğreneceksiniz....

KUR'AN'DA BAŞ KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER:

http://ahmetdursun374.blogcu.com/1108517/

Saygı ile..

Ahmet Dursun 26/9/2007

------------------- 
 11 Kasım 2007
Kur'an-ı yanlış tercüme etti, asın!

Afganistan'da, Kur'an-ı Kerim'i yanlış tercüme etmekle suçlanan mütercimin idam edilmesi talebiyle gösteri yapıldı.

Celalabad kentinde toplanan bin kadar öfkeli gösterici, meali kaleme alan mütercimin İslamiyete hakaret ettiğini öne sürerek, "Muhammet Havs Zalmay'a ölüm" ve "Zalmay asılsın" diye slogan attı.

Eski gazeteci ve başsavcılık sözcüsü Zalmay, 6 bin adet basılan mealde bazı din adamlarınca "Kur'an-ı azimüşşanı yanlış tercüme etmek" ile suçlanınca geçen hafta tutuklanmıştı. Savcılık, Zalmay'ın mealine cevaz veren mollayı da arıyor.

Din adamları ve milletvekillerinden kurulu bir heyet, Zalmay'ın mealini inceliyor. Zalmay, özellikle eşcinsellik ve zina konularında ayetleri çarpıtmakla suçlanıyor.

************

Adam bize gelseydi ödül bile alırdı...

A.Dursun
Not:NUR/31 bakalım gerçekte nasıl imiş?

http://ahmetdursun374.blogcu.com/nur-31_50762971.html

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

9/6/2008 - kuran2ı yorumlamak

Yazan: yorum

Kuran'ı, her insan rahatlıkla anlayabilir. Ancak nefsine uyan ve ahiret konusunda şüphede olan insanlar, ayetleri de kendi bozuk mantıkları doğrultusunda yanlış yorumlarlar. Akledemeyen kişilerin, Kuran'ı yanlış yorumlamalarının nedenleri bu kitapta ele alınmakta, ayetler hakkında yaptıkları bazı akılsızca yorumların cevapları verilmektedir.
http://fs.harunyahya.net/popup/Download.php?WorkNumber=1623&Format=mp3

kuran ile ilgili yazılmış onlarca tefsir yada açıklamalı meal de mevcuttur meal sizi tatmin etmiyorsa araştırın.....!!! yoksa onları damı begenmiyorsunuz
Bağlantı

9/6/2008 - kuran

Yazan: ahmet yılmaz
gerçekten kuran ın degişik dillerde yüzlerce meali yazılmıştır.
Okur anlamaya çalışırsınız. hani nerde okuyan!!
Emirlerine itaat edersiniz. ne namaz mı? oruç mu? zekat mı? hac mı? araplara para mı yedirecez?? yok canım dinde zorlama yoktur olurmu öyle şey.!
O zaman kuran ögretilmesini yasaklayalım hemde 12 yaşına kadar!(devlet eliyle)
Görülen o ki: her türlü yorumda üstünüze yok efendi müslümansan dinin hangi emrini yerine getiriyorsun? müslüman degilsen git başka şeyle meşgul ol sana mı kaldı müslümaları dertop etmek.
"Mü'minlerin emîri Ebü Hafs Ömer ibni Hattab radıyallahu anh, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim, dedi:

"Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah'a ve Resülü'ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah'a ve Resülü'ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir."
Buhârî, Bed'ül-vahy 1, İmân 41, Nikâh 5, Menâkıbu'l-ensâr 45, İtk 6, Eymân 23, Hiyel 1; Müslim, İmâret 155. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd 11; Tirmizî, Fezâilü'l-cihâd 16; Nesâû, Tahâret 60, Talâk 24,Eymân 19; İbni Mâce, Zühd 26.
*********
Keşke yazdıklarımı tam olarak ve sindirerek okusaydınız belki ne dediğimi anlardınız.
Ben müslümanım diyene hayır değilsin diyemezsiniz.
Bunu ben söylemiyorum.Kur'an kendisi söylüyor.Ama siz müslüman olmadığım imasını yaftalarken neye isnat ediyorsunuz?
İyi okuyunuz.
Belki sizin kitab-ı mukaddes bildiğiniz başka kaynaklarda yazmaya bilir.
Bu nedenle lütfen iyi okuyunuz.....

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız /savaşa çıktığınız/ zaman gerekli araştırmayı yapın ve size /İslam geleneğine göre/ selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: " Sen mü'min değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet, Allah katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (NİSA SURESİ / 94)
Şimdi buradan kinaye niyeti ile de olsa bana ya da başkalarına şüphe duyduğunuzu dahi söylemenin hata olduğunu sanırım ki anladınız.
Sizi şu yazdıklarınızı birkez daha okumaya davet ediyorum.
----------
"...efendi müslümansan dinin hangi emrini yerine getiriyorsun? müslüman degilsen git başka şeyle meşgul ol sana mı kaldı müslümaları dertop etmek."
Allah sizler gibilerden tüm insanlığı korusun.


Düzenleyen ahmetdursun374 gün: 9/6/2008 saat: 14:27
Bağlantı

21/1/2008 - Yaziniz havada kalmis.

Yazan: isimsiz
Elestirdiginiz ayet tercümelerinin size göre dogru olan bicimini veremediginizden yaziniz havada kalmis, anlamsizlasmis. Gözden gecirerek yeniden yayina veriniz.
--------------
Eleştirinize teşekkür ederim.
Lakin ayetler Allah(cc)nün kelamıdır.Size göresi,bize göresi olmaz.
Doğrusu orjinal olanıdır.
Yani anlayacağınız şekilde söylersek,parantezlerden arındırılmış halidir diyebiliriz.
Çünkü,Allah(cc)bir yerde söylediğini başka bir yerde yalanlamaz.
Bu nedenle de parantezlerle anlatmaya ihtiyacı yoktur.Peygamberimiz zamanında da parantezler olmadan her okuyan anlayabildiğine göre sanırım ne anlatmak istediğimi anlamış olmalısınız.
Bakınız...
NUR-31
http://ahmetdursun374.blogcu.com/nur-31_50762971.html
Ahmet Dursun

Düzenleyen ahmetdursun374 gün: 8/9/2009 saat: 15:52
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR." Eflatun, HUKUK a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa, mad. 24/3/ b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/ c) Herkes düşünce ve kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26 d) Şiddet çağrısı içermedikçe sözlü ve yazılı ifadedeler cezalandırılamaz. Bu düşünceler şok edici bile olsa... (Yargıtay Genel Kurul Kararı.)

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
bilgebalta
TOGEÇ

Arkadaşlarım

mustafabaygin
onurlu1turk
ifsa
93busra
dogpol
skurt
alisevgi
mertadam
sedencik
sennurozturk
ozgan
barometre
yildizlarvegece
tulaybilgin
laleninbahcesi
ercansen
karsittez
okayyildiz
leventgeckalanlar
paratoner
hazanseli
fcinar55
cumhuriyethalkpartisi
saraykoy
emeklilik
candanof
prewar
aliuluc
kerkukunsesi
yagmurvetoprak
pistols
erenyemi
leventburda
alevidostlar
NecatiCavdar
erginbay
sanatyeri
sue
vakanuvis
angeldream
HocaileEssek
aliozaltun
CEM38
livanca
benyaziyorum
snecateren
Sakirmgk
benyaziyorumsiyaset
turkeyphotogallery
insiyakimilli
dilsizmutercim
rizelli
ZEYNEP03
benyaziyorumflashheader
loji
aktifus
hukuksal
gencsblog
fozcan
kerrar
tuncaytemiz
oguzoguzhan
aylintoygun
erdem43
KristinaODonnelly
hilalliler
torlakon
cihateri
aheng
karlitorosdaglari
Karya35
pelinzeybek
tatilvakti
turkkadinlari
hyyilmaz
barbibarbieoyunlari
busraustaomer
kurucafe
romanozeti
yuceltanay53
futuristar

  • arkadaslar
  • ARSIVpaylasmak
  • ATATURK HAKKINDA
  • bilim
  • bizzat
  • BULENTESINOGLU
  • dostluklar
  • FETHULLAH GULEN
  • genel
  • KANUNLAR
  • KURANDAN
  • neciphablemitoglu
  • SAGLIK
  • siirler
  • toplumsal
  • YAZISMALARARSIVI
  • ----
    click here
    ------- Guestbook ---
    Google Gruplar
    ATATURKCU DUSUNME SISTEMI grubuna kayıt ol
    E-posta:
    B u grubu ziyaret et