7/11/2009 - CHP'DE UC YUKSELIS NOKTASI VE KOPUS SURECI
CHP'DE UC YUKSELIS NOKTASI VE KOPUS SURECI Sevgili Ahmet Dursun Birbirimizi tum yonlerimizle tanimamizin, ozellikle beni tanimanizin cok zor olacagi kanısındayım
Ozur dileyerek daha once de obeklere / gruplara defalarca gonderdigim bir baska kafa karısıklıgımı bilginize sunmak istiyorum
SAYGILARIMLA SAGLIK VE BASARILAR DILIYORUM
ZEKI KENTEL ----------------
CHP'DE UC YUKSELIS NOKTASI VE KOPUS SURECI ********** From: Deniz Baykal To: zkentel@ihlas.net.tr Sent: Saturday, May 19, 2001 10:15 AM Sayın Zeki Kentel,
17 Şubat tarihli mesajiniz ve degerlendirmeleriniz icin tesekkur ederim. CHP nin yakin siyasi tarihimiz icerisindeki 3 onemli yukselis noktasi ve bunlarin Anadolu Insani ile bulusturulamamasi dusuncelerinize katiliyorum. Yeni donemde toplumun ihtiyaci olan sosyal demokrasiyi halkiyla butunlestirerek hayata gecirecek parti Cumhuriyet Halk Partisi olacaktir. Iyi dilekleriniz icin tekrar tesekkur eder, sevgiler, saygilar sunarim.
Deniz Baykal CHP Genel Baskani ********* CHP'de yukselisten kastimiz, bu partinin toplumla, halk ile , bu millet ile bulusması, butunlesmesi ve partinin Anadolu insaninin partisi olmasidir. Kopus ise CHP'nin bugun icinde bulundugu surectir --------
TURKIYE ' DE SOSYAL DEMOKRASININ ADRESI CHP ' DIR
SOSYALINDEN VAZGECTIK BUGUN CHP ' DE KAPILAR DEMOKRASIYE KAPALIDIR ! Sosyal Demokrasi, kapitalizmin uygulamada eksik kalan insancil amaclariyla, sosyalizmin bir turlu uygulamaya koyamadigi toplumsal ideallerini birlestirip tam esitlikci toplumu yakalamayi amaclar.
Ulkeyi dusman isgalinden kurtaran ve Cumhuriyet'i kuran hareketin temsilcisi olarak CHP, millet iradesiyle iktidardan dusuruldugu 14 Mayis 1950 Milletvekili Secimleri'nden sonra 59 yildir iktidardan uzaktir ve ufukta bir iktidar da gozukmuyor.
CHP, tarihinde uc defa Anadolu insaninin nabzini yakalama asamasina geldi.
* Bunlardan biri ve en onemlisi 1957 MV secimleridir.
1950 milletvekili secimlerinde ulke genelinde Demokrat Parti'nin yuzde 53 oy oranina karsilik yuzde 40'lik gucu vardir.
Yani CHP'nin yikildigi, DP karsisinda tus oldugu gun bile oyle kolay kolay ezilemeyecek bir gucun sahibi oldugu kesindir. Yaklasik 60 sene sonra bugun CHP'nin bir yerel secim orani ancak yuzde 23'tur.
1950'de agir bir yenilgi ile iktidardan uzaklasan CHP, aradan cok gecmeden ulke gerceklerinin bilincindeki aydin kadrolarin destegi, ozellikle cagdas kimligini Anadolu insaninin uzerine bina etmis, bir halk adami Kasim Gulek ile ulkenin gercegini / gundemini ve milletin nabzini yakaladi.
1957 Milletvekilleri Secimleri, CHP'nin tabana ulastigi, Anadolu insaninin partisi olma sansini yakaladigi cok onemli bir ilk firsatti.
Donemin basbakani rahmetli Menderes'in kendisi icin bir kabus olarak niteledigi 1957 yili Ekim ayi sonunda yapilan secimlerde DP'nin oy orani yuzde 47'ye gerilerken CHP cok az bir yukselme ile yuzde 41'e yaklasmistir. Dun ezilen halkın yanında onların konusan dili olan sol kesimin onemli cogunlugu bugun ORDU GOREVE diyen azgın bir DARBESEVER azınlıgın pesinde milletten kopuk ve millete karsıdır.
CHP'nin o gunku gucunu tanimlamak icin bir ornek verecek olursak Sivas ilinde ve daha bir cok ilde yuzde 50 ' nin uzerinde oy cogunlugu ile milletvekilliklerinin tumunu silip supurmustur. Bugun neredeyse bir tabela partisi oldugu Sivas ' ta CHP 1957 secimlerinde 15 milletvekilliginin tamamini aldigini soylemek yeterlidir.
Secimde cogunluk sistemi surdurulebilse idi, CHP her zaman icin guclu bir iktidar secenegi olacak ve iktidar da olabilecekti.
Fakat 27 Mayis Hareketi, her ne kadar CHP'nin tesbit ettigi ilk hedefleri, temel haklari ve ozgurlukleri hayata gecirmis olsa da, CHP'ye ve ulke demokratik ortamina faydasi yaninda bugun karsi karsiya bulunulan zorluklarin da nedeni olmustur.
27 Mayis'i takip eden surecte, 27 Mayis, demokrasi ve Demokrat Parti uzerine celiskili yaklasimlar, CHP'nin halktan ve Anadolu insanindan soyutlanmasinin, kopmasinin da bir anlamda baslangici olmustur.
* 12 Mart 1971 mudahalesi sonrasi yukselis
27 Mayis sonrasinda Ecevit ile sosyal haklarda, emege buyuk kazanimlar saglayan CHP, ozellikle 12 Mart 1971 askeri mudahalesi karsisinda Ismet Pasa ' ya ragmen son derece tutarli hareketi ile 1973 secimlerinde yuzde 33'un uzerinde oy oraniyla birinci partidir. "Insanca ve hakca bir duzen" slogani ile aydin kesimin, gencligin ve Anadolu insaninin ozlemlerini dile getirmede gosterdigi beceri ve sagladigi basari, partiyi iktidar icin en guclu aday konumuna getirdi.
CHP'nin, dolayisi ile Ecevit'in kazandigi bu basari ile Turkiye, Ege kita sahanliginda, hashas ekiminde ve Kibris'ta dunyaya hakli sesini duyurmustur.
1977 milletvekili secimlerinde CHP yuzde 41'in uzerinde oy orani ile yine birinci partidir. Ozellikle 1977'de yerel yonetimlerinde CHP'nin 43 ilde belediye baskanligini kazanmasi, yakaladigi firsatin ne denli buyuk oldugunun sayisal kanitidir. Bu basari CHP'nin yuzune gulen ikinci buyuk sanstir. Ecevit'in yakaladigi bu yuzde 41 oranini Baykal'in hayalinde bile gerceklestirme olanagi yoktur.
Fakat basari korunamamis ve geregince degerlendirilememistir. CHP yonetimi ve orgutu, 1977'de yerel yonetimlerde saglanan bu kesin basari sonrasinda partiyi, etkin bir kitle partisi, halkin partisi, Anadolu insaninin partisi yapmayi becerememistir. Yonetimlere gelen CHP'liler ve CHP orgutleri halkla butunlesmek yerine, halktan soyut, buyuk cogunlugu dislayan politikalarla partinin tabanini guclendirememis, partiyi Anadolu insani icin bir cekim merkezi yapamamislardir.
* 12 Eylul darbesi sonrasi sosyal demokratlar
12 Eylul'un toz duman ettigi ve bircok yasaklar getirdigi siyasi hayatimizda 1970'lerin CHP'ye gonul vermis kitlesi bir anlamda bassizdir. Necdet Calp'in kurdugu Halkci Parti desteklenmistir.
Halkci Parti ' nin tum zayifligina ragmen 1983 Milletvekili Secimleri'nde orgutunu kuramadigi Kirklareli'nde bile orgutsuz CHP secmeni 3 milletvekilliginden 2 ' sini Halkci Parti ' ye kazandirmistir.
Turkiye solu, (CHP secmeni) Anavatan'in yuzde 45 oyuna karsilik yuzde 30 oy orani ile en buyuk daginikligi yasadigi bir donemde bile ulkedeki hala saglam bir guc oldugunu kanitlamistir.
1989 Yerel Yonetim Secimleri'nde cuntanin tum olumsuzluklara ragmen CHP'nin bir devami olan SHP, tekrar yerel yonetimlerde sayisal olarak etkin bir konuma geldi. SHP yuzde 28.5 oy orani ile yerel yonetimlerde kesin iktidardir. ANAP yuzde 22'nin altina dusmustur. Bu surecte Sol parti yonetiminde karizmatik bir kisi olmadigi halde elde edilen bu sonucu Bugun Deniz Baykal'in saglama sansi var midir?
Ele gecen bu ucuncu sans ile yukarida daha once belirttigimiz gibi yerel yoneticiler ve parti orgutu, halki ve Anadolu insanini parti ile butunlestirmeyi, partiyi kitle partisi, halkin partisi yapmayi yine beceremediler. Bu CHP geleneginin SHP adi altinda yakalayip da degerlendiremedigi ucuncu sans olmustur.
Sonuc: Uc sans kacmistir. Acaba CHP yeni bir sansi, yeni bir yukselisi tekrar ne zaman ve nasil yakalayacaktir?
Sagin saga karsi iktidar secenegi oldugu bir ortamda, yurdu isgalden kurtarmis, devleti kurmus bir hareketin, siyasal yelpazede solun ve sosyal demokrasinin temsilcisi CHP'nin bu yukselisi yakalama sansi elbette her zaman olacaktir.
Gecen 57 yillik surecte genis halk yiginlarinda guclu bir tabani yakalayamayan CHP, orneklerini verdigimiz yukselis sureclerinde sosyal demokratlar, toplumun dinamigini yanlarina alabilseler, ulke kalkinmasina buyuk bir hiz kazandirdiklari gibi, halkta ve Anadolu insaninda saglam bir tabani da bulacaklardi.
Fakat partiye egemen olan yonetici KLIK millet ile, halk ile, Anadolu ile butunlesmeyi becerecek bilgi ve beceriden ve bunun bilincinden her zaman yoksun olmustur.
CHP yoneticilerinin tarihten alacaklari zengin dersler, deneyimler ve ornekler vardir. Mustafa Kemal'in Milli Mucadele'yi baslattigi Havza'dan, 9 Eylul'de dusmani Izmir'de denize dokunceye kadar gecen surecte, Anadolu insanin yanina almak icin yaptigi cagri ve milletin nabzini tutmada gosterdigi basarinin yontemi, basvurulacak en guclu kaynaktir.
Kisa sureli de olsa Kasim Gulek'in Parti Genel Sekreteri veya Ecevit'in Parti Baskani oldugu donemlerde tabana ulasmada gosterdikleri basari ve partinin yukselen grafigindeki temel etken yeniden tanimlanmalidir.
Ornek aldigimiz Bati demokrasilerinde yerel yonetimlerde iktidar olan bir parti takip eden secimlerde cogunlukla hukumet olmaktadir. (CHP-1997) ve (SHP-1989) iki defa yerel yonetimlerde iktidar olduklari halde takip eden secimlerde degil hukumet olmak, durumlarini bile koruyamadilar.
Verilen destegin bu kadar kisa surede kaybedilisinin ardinda CHP yonetimlerinin yanlisliklari kesin olarak belirlenmeli ve sorgulanmalidir.
Sosyal demokratlarin ekonomiyi icine girdigi darbogazdan cikarmak icin gelistirecekleri tum projelerde toplumun destegini saglamada, toplumun sahip oldugu moral degerleri dikkate almalari basarilarinin anahtari olacaktir.
Geleneksel CHP yonetimi bu ulkenin gerceklerinden soyut, Anadolu insaninin dinamiklerinden habersizdir. Bu toplum 1930'larin toplumu degildir. CHP bu ulkeyi ve insanini yeniden kesfetmek zorundadir.
Bugun Turkiye ' de sokaga egemen olan azgin bir azinlik bir anlamda CHP ' ye de egemendir. Bu azgin azinligin ve ulkeye egemen oligarsinin tutum, davranis ve soylemleri halktan kopuk ve millete sayginligi yoktur.
Bunun da en buyuk zarari bu azinlik ile dirsek temasinda bulunan CHP orgutu nedeniyle CHP ' ye fatura edilmektedir.
Bu KLIK ' in yalniz kendi dogrulari vardir. Bunlarin kurallari halka ragmen halk icindir. Bu kafa son derece sakat bir kafadir.
CHP bu kurali halk ile beraber halk icin ozdeyisine getirdigi gun iktidar yolunu bulacaktir. *********** Cumhuriyet Halk Partisi Genel Baskanligina (1 TEMMUZ 2007)
Aci tatli gecen bir omur 77 yil.
1946 rezaletini ve 27 Mayis ile butunlesen CHP yi dusunuyorum. 12 Mart 1971 askeri mudahalesine yigitce karsi cikan Ecevit ile 28 Subat 1997 de demokrasinin askiya, anayasanin ayaklar altina alindigi ve devlet yonetiminin MGK Genel Sekreterligine devredildigi surece GIK I cikmayan CHP yi ve Baykal i dusunuyorum.
Anadolu kadinina basortuleri nedeniyle evlatlarinin yemin torenlerine, diploma torenlerine yasak konulmasini. bu sakat yasaga GIK I cikmayan CHP yi ve Baykal i dusunuyorum.
Askeri okullara ilk sinavda basarili olmus ogrencilerden mulakata alinanlardan toplu aile fotografi getirmeleri kosulunun ne gibi bir gerekcesi oldugunu merak ediyorum.
12 Eylul 1980 oncesi CHP li genclerin yoluna tas koyanlarin kimler oldugunu ve bugun CHP nin kimlerle flort etmekte oldugunu merak ediyorum.
Bir zamanlar Gladyoyu, 12 Eylulu, yargisiz infazlari sorgulayan CHP nin bugun neleri sorguladigini merak ediyorum. 28 Subat darbesini, Ordu bir sivil toplum orgutu gibi devrededir yakistirmasini yaparak darbeyi onaylayan Baykal'i ve azgin azinlik temsilcisi beski ceteyi dehsetle anımsiyorum.
27 Nisan e-Mail askeri mudahalesine GIK I cikmayan CHP yi ve Baykal i dusunuyorum.
Hikmet Cetin, Onur Kumbaracibasi, Gurbuz Capan, Mehmet Mogultay, Ertugrul Gunay, Adnan Keskin, Celal Dogan, Murat Karayalcin, Erdal Inonu, Altan Oymen, Mustafa Sarigul vb. nerede olduklarini dusunuyorum.
25 yildir uygulamada olan 1982 anayasasinin bu surecte hic bir sorunu olmayan toplanti yeter sayisi kavraminin CHP araciligi ile ters yuz edilerek sistemi nasil cikmaza sokuldugunu ve kilitlendigini dusunuyorum.
Nefes almakta gucluk cektigim bu dusunceler icinde uyesi oldugum CHP nin ulke sorunlarina yeterli etkinlikte olmadigini goruyorum.
Bu nedenle 1999 ve 2002 secimlerinde uyelik tutarliliginin zorunlu kildigi fakat gonulsuz olarak verdigim oyumu 22 Temmuz secimlerinde tekrarlayamayacagimi anladim.
Partili bir uye olarak boyle bir tutarsizligi yapamazdim.
Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi kutugundeki uye kaydimin silinmesi icin gerekli islemin yapilmasini istiyorum. Geregini arz ederim Saygilarimla Zeki Kentel Uskudar Ilcesi ---------------- Köy Enstitüleri'ni kimin kapattığı, kimin kapatmaktan beter ettiğini... http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7879.msg13958#msg13958 ----------- Yazının devamı... Ynt: CHP'DE UC YUKSELIS NOKTASI VE KOPUS SURECI
YANIT: Sevgili Kentel ağabeyim, Sizi yanlış tanımış isek(-ki pek sık yanılmam)hatayı sürekli bizde değil biraz da kendinizde arasanız daha olumlu yaklaşım olmaz mı? Yazılarınızın bazen tam kesiştiğimiz kısımları,bazen de tam zıtlıklar noktasında kesiştiğimiz kısımları haliyle okuyanları şaşırtmaktadır.
Bunda bir yanlış elbet ki yok. Ancak her zaman dediğim gibi şu anadolu insanının bütünleşmesindeki ısrarcılığınızı getirip Araplaşma destekçisi gibi sunmanız acaba bizim yanlış anlamamızın suçu olabilir mi?
Ya anadolu kültürünün savunucu olacaksınız ya Arap kültürünün. Dikkat:İnançlar ya da islam tabanlı bir konudan bahsetmiyorum. Özellikle dikkatinizi bu konuda rica edeceğim. Anadolu insanı derken ne dediğimizi elbet ki bilerek söylüyoruz.Hiç birimiz uzunca tarife gerek duymuyoruz. Emperyalizme,sömürünün her türüne karşı olacağız ancak Araplaştırılmaya sessiz kalacağız. Bu işte zurnanın zart kısmı olmuyor mu? Sizin şu tespitinize sonuna kadar katılıyor hatta mücadelemizin asıl noktasının da olduğuna inanıyorum. Halka rağmen halkı devre dışı bırakmak. İşte bu sonderece doğru tespitinize bakalım. Peki bu uygulamayı Mustafa Kemal'den sonra kim,hangi siyasi parti ve temsilcileri uygulamamıştır? İnönü,Demirel,Özal....ve nihayet Erdoğan. Kim? Hangisi? Halka rağmen halkını dinlemeyenler bunlardan hangisi? Seçim yapmakta zorlanıyoruz değil mi? Bunun kabahati belki şahıs bazında incelersek içinden çıkılmaz bir durum sergileyecektir. Fakat zihinsel olarak batılılaşma anlayışındaki hata bunların sonuçlarını doğurmuştur.
Mustafa Kemal'in batılılaşma tezleri ile ondan sonraki batılılaşma tezleri hiç uyum sağlıyor mu? Atatürk sonrası batılılaşma zihniyeti özellikle de NATO üyeliğimizden sonra tam teslimiyete gitmedi mi? Nato'ya üye olana kadar verilen mücadelelerin ve o mücadelenin neferlerini bir hatırlayacak olur isek sanırım ki fazlaca uzatmaya da gerek kalmayacaktır.
Bizim sorunumuz tespitindeki gibi halka rağmen politika ve politikacılar dır.
İkincisi de seçim sitemindeki bozulmuşluk tur. Bu bozulmuşluk ne yazık ki liderler sultasını getirmiş,TBMM'de salt formaliteleri(biçimselliği)tamamlamak için oluşturulan kuru kalabalıklardan öteye geçilemiyor olmasıdır. Ancak siz yazılarınızda sürekli bir tarafa sanki(bir dönemin intikamcısı imişçesine)saldırmakla hiç bir olumlu yaklaşım sergilememiş olmanız sizin yanlış anlaşılmanızdaki en büyük etken olmadı mı dersiniz? Evet belki tam olarak birbirimizi tanıyamayacağız. Lakin "iştir kişinin aynası lafa bakılmaz" sözünden kaynaklı söyler isek,sizin işiniz de haliyle paylaştığınız yazılardan, sizi anlamak,tanımaya çalışmak olmuştur. Tamam bu belki hatalı bir bakış,ancak şimdilik imkan ancak bu kadardır. Öyle ise bir tarafı savunur olmaktan bir adım öteye gitmek yerine halka rağmen iktidarları savunmak ne derece doğrudur?
Belki % 46 hatta 49 oy almış olsa dahi,bahsettiğim anti-demokratik yasalar ve seçim yasaları oldukça buna hala doğrudur,çoğunluk bunu istemiştir diyebiliyor ve iktidarları savunur konuma gelinebiliniyor ve de bu durumu gayet doğalmış gibi görüyor ve bu tarzda yazıyor iseniz, nasıl doğru anlaşılmayı bekleyeceksiniz/bekleyeceğiz ki? Arada bir yazılarınıza yaptığım eleştirel yaklaşımlara dahi tahammül edemeden hakaret boyutlarında verdiğiniz cevabi karşılklara bakacak olur isek,şimdiki güzel anlatımlarınızı nasıl yorumlamam,nasıl inanmam gerektiğini de varın siz düşünün de diyebilirdim. Ancak ben bunları dahi demiyorum. İnanıyorum ki doğru her daim doğrudur. Ta ki yeni bir doğru gelip o bilginin yanlışlığını ispat edene kadar.
Ha!... Söylemeliyim ki benim için tek doğru ver ve hep öyle olacak. O da Yaratıcının varlığıdır. Gayrısı hep değişebilir. Zaten kural da bu değilmidir? Değişmeyen tek şey değişmek tir. Tanrıdan tek dileğim şudur ki,dedelerimiz görmedi,babalarımız görmedi,bizler de göremeyeceğiz belki,ancak diliyorum ki halka rağmen halkı kandıran,başkalarının kültürü altında halkını ezmeye,sömürtmeye çalışanların dışında ,nokta kadar dahi şahsi menfaatlerini düşünmeyenler bir gün olur ki yavrularımızı yönetebilir olsun. Bunun için ise inandığım tek şey; Geleceğimiz olan yavrularımıza bırakacağımız şey;bankada para,ev,arsa,araba,maddi anlamda servet yerine MİRAS olarak bırakmamız gereken tek şey DÜRÜSTLÜK ilkesi ve buna hayatı pahasına bağlılık olmadıkça bu millet için kurtuluş asla mümkün değildir.
Yoksa neyi beğenmez iseniz beğenmeyin. İlla ki sizin beğendiğiniz bir şeyleri beğenmeyenler de olacaktır.
Bu vazgeçilmez gerçeklerden biridir. Zira yaratıcı hiç bir şeyi tıpa tıp aynı yaratmamıştır.
Öyle ise tek ilke yine yaratıcının koyduğu ancak milyonda bir insanın uyduğu müthiş var oluş gerçeği ve kesinlikle olmaz ise olmaz kural DÜRÜSTLÜK herkese şart ve zorunlu uyulması gereken kuraldır. Gerizi boş uğraştır. Son söz: Dünyanın temelleri DÜRÜSTLÜK ÜZERİNE İNŞAA EDİLMEDİKÇE sömürü asla yok olamaz...
Dürüstlüğün iktidar olamadığı ülkeler emperyalizmin hakim olduğu yerler olarak kalacaktır. Saygı ile... Ahmet Dursun Not:Yazılarınız ve yanıtlarınız/yanıtlarımız sitemizde yayınlanmaktadır. Gerek duydukça bakabilirsiniz. ************ Köy enstitüleri hakkında ki yazışmamız.. http://ahmetdursun374.blogcu.com/koy-enstituleri-ni-kimin-kapattigi-kimin-kapatmaktan-beter-ettigini_54156261.html ------- http://ahmetdursun374.blogcu.com/ynt-koy-enstituleri-ni-kimin-kapattigi-kimin-kapatmaktan-beter-ettigini_54156371.html
|
|
Yorum
yaz!
|
|
Hakkımda
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP
OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
Eflatun,
HUKUK
a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa, mad. 24/3/
b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/
c) Herkes düşünce ve kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26
Arkadaşlarım
• okayyildiz • ercan şen • seden s. • yagmurvetoprak • laleninbahcesi • sennurozturk • mustafabaygin • saraykoy • tulaybilgin • ifsa • yildizlarvegece • ozgan ca • paratoner • karsittez • hazanseli • cumhuriyethalkpartisi • barometre • fcinar55 • prewar • onurlu1turk • kerkukunsesi • candanof • aliuluc • skurt • pistols
----
-------
---
|