Embed

Devleti ele geçiren Cemaatin Otopark mafyası iş başında.

 Devleti ele geçiren Cemaatin Otopark mafyası iş başında.

Yasalar değil ama Mahkemeler de onları sanki koruyor. Yasal düzenleme de yakında gelecek...

İşte gerçekler...

Bir mektup, hukuk ve devlet!



Mehmet Akkaya

Aydınlık Gazetesi / 13 Eylül 2012

Bugün, Antalya’dan yazan Sayın Orhan Kahyaoğlu’nun mektubunu özetleyeceğim.

Muratpaşa Belediyesi’nin, Antalya Valiliği’nin ve İçişleri Bakanlığı’nın dikkate alacağını umuyorum.

“Türkiye'de kalan son kalelerden birisi olduğunuz için sizinle paylaşmak istedim. Birçok yere bildirdim, cevap alamadım. Hala bir umudum var, o da sizsiniz.

5.8.2009 tarihinde, Muratpaşa Belediyesine, evimin önünde ruhsatsız faaliyet gösteren bir otoparkın, tozu ve gürültüsü nedeniyle kapatılması için şikâyet ettim. Bundan sonra yaşadıklarım, Türkiye Cumhuriyeti'nin ne durumda olduğunu gözler önüne seriyor.

Otoparkçılar, “sen misin bizi şikâyet eden” babında evimi bastılar, kendimi korumak için ateş etmek zorunda kaldım. Cezaevine düştüm, 6 ay yattım. Dosyam Yargıtay’da.

Bundan sonrası daha vahim… Savcılık, otoparkın içindeki küçük bir kulübeye mühür vurarak geçiştirmek istedi. Belediyenin yargılanmasına valilik izin vermedi. Bunun üzerine Bölge İdare Mahkemesine dava açtım. Otopark işletmecisi 5 yıldır ruhsatsız çalışıyordu ve sahipleri, iki ayrı cemaatin mensuplarıydı. Otopark da bu arada faaliyetine devam ediyordu. Mahkeme valilikten bu konuda bilgi istedi, Valilik ön incelemeci görevlendirdi.

İkinci suç burada başlıyor. Belediye, başka bir otoparka ait resimleri, ilgili otoparka ait olduğunu göstererek, otoparkın aslında kapalı olduğunu beyan etti. Ön inceleme görevlisi de olay yerini incelemeden, söz konusu belgeleri esas alarak “otopark kapalıdır” şeklinde rapor hazırladı. Ben de, suçüstü tespiti için, otoparka araç park ederek bir fiş aldım. Valiliğe dilekçe ile fişi sundum. Buna rağmen mahkeme bu davayı reddetti. Çünkü valilik gerekeni yapmamıştı. Oysa ön incelemeciye bu durumu telefonda da açıklamıştım. Bu sefer denetçi hakkında Savcılığı başvuruda bulundum. Valilik izin vermeyince, dosya bölge idare mahkemesine geliyor. Valilik ön incelemeci için başka bir ön incelemeci görevlendiriyor. Görevlendirilen ön incelemeci ise, öncekinin mesai arkadaşı…

Delillere rağmen idare mahkemesinin ret kararı vermesi beni şüphelendirdi. Bölge idare mahkemesine başvurarak, belediyenin verdiği sahte resimleri ve benim dilekçeyle verdiğim otoparkın faal olduğunu gösteren fişin örneklerinin bana verilmesini istedim. Bir de ne göreyim. Dosyadaki deliller yok olmuş. Ne resim var ne de fiş. Davalar bu nedenle reddedilmiş.

TBMM Dilekçe Komisyonu'na, Antalya Valiliği'nin Anayasayı ihlal ettiği suçlamasıyla müracaat ettim. Bölge İdare Mahkemesi de olayı inceleyeceğini söyledi. Evime yapılan baskını açıklamak için, olay yerinde bulunan iki adet kameranın görüntülerini polisten isteyen mahkemeye polis, 3 ay sonra cevap vererek, “görüntülerin elde edilemediğini” bildirdi. “Delilleri muhafaza altına almayarak görevini kötüye kullandığı için” 5 polis, Sulh Ceza Mahkemesinde yargılanıyor.

Bu olay neden örtbas edilmek istendi? Otopark işletmecileri cemaat mensubu ve Antalya Müm-Der Başkanı. Şahsın 3 tane otoparkı var ve yıllık kazancı, sadece otoparklardan 350 000 TL’yi geçmektedir.

Belediyeye gelince, CHP'li Belediye adeta bu şahsın elinde. Antalya Büyükşehir Meclis Üyesi dostları sayesinde bugün otopark ruhsatlandırılmıştır.

CHP-AKP-cemaat kardeşliği, bütün hızıyla sürüyor!

Peki ben?

Evimi terk etmek zorunda kaldım, bir otel odasında, borçlanarak hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum.

Güzel Türkiye’min vatandaşına verdiği değer işte bu...
Saygılarımla, Orhan Kahyaoğlu”

Mektup böyle. Yorumsuz ve katkısız aktardım.

Durumu İçişleri Bakanlığına da yazan Orhan Kahyaoğlu soruyor:
“HUKUK DEVLETİ DENİLEN BU MUDUR?”

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !