Göğüsleri tomurcuklanmış kadınlar yalanı

Göğüsleri tomurcuklanmış kadınlar yalanı

 

SAD SURESİ: 52 Yanlarında, bakışlarını eşlerine yöneltmiş yaşıt dilberler vardır.

VÂKIA SURESI: 18 Sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde.

VÂKIA SURESI: 37 Yaşıt cilveli dilberler halinde,

NEBE’ SURESİ: 33 Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar,

NEBE’ SURESİ: 34 Dopdolu kadehler vardır.

SAFFAT SURESİ: 45 Kaynaktan doldurulmuş kadehler dolandırılır çevrelerinde.

SAFFAT SURESİ: 46 Bembeyaz, içenlere lezzet sunan kadehler.

ZÜHRUF SURESI: 71 Çevrelerinde altın tepsiler, kadehler dolaştırılır. Orada, nefislerin arzu duyacağı, gözlerin zevkleneceği her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.

ĞAŞİYE (Gaşiye) SURESİ: 14 Hizmete sunulmuş kadehler,

DÜHÂN SURESI :  54 İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle de eşleştirmişizdir.

TUR SURESİ :  20 Art arda dizilmiş koltuklar üzerinde yaslanmış olarak." Ve biz onları parlak, iri gözlü hurilerle eşleştirmişizdir.

RAHMAN SURESİ :  72 Çadırlar içinde bekletilen huriler var.


MEŞHUR NEBE SURESİ ÇEVİRİLERİ
http://receppiskin.blogcu.com/nebe-31-40/1477193

Dikkat ederseniz sadece bir Türk çevirmen ve İngilizce çevirilerde göğüsleri tomurcuklanmış olarak çevirmemiş harika eşler kelimesini.

Nebe suresi Hatalı Çeviriyi Ortaya Çıkaran Muhammed Esed.

Bu konuda Muhammed Esed’in de çok güzel açıklanmış bir tefsirî dipnotu şöyledir:
Kevâib’i harika eşler olarak çevirmem konusunda ise, hatırlanmalıdır ki keb teriminin -kâib isim-fiili buradan türetilmiştir- birçok anlamı vardır ve bu anlamlardan birisi, çarpıcı olma, göz alıcı olma, üstünlük yahut ihtişamdır (lisânu"l-arab). Böylece keabe fiili, insan için kullanıldığında, o, [başka bir kişiyi] göz alıcı/çarpıcı veya muhteşem veya harika yaptı anlamına gelir (aynı yer).

Hem keabe fiilinin, hem de keb isminin bu mecazî anlamına bağlı olarak kâib isim-fiili, halk dilinde göğüsleri göz alıcı hale gelen veya tomurcuklanan kız anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle birçok müfessir, bu ifadede, cennetin (erkek olduğu varsayılan) sakinlerine hoşnutluk verecek olan bir tür genç dişi-eşlere bir atıf görürler. Ancak, öncelikle belirtmeliyiz ki, kuran’ın cennetin güzellikleri ile ilgili bütün teşbîhleri aynı ölçüde hem erkek hem de kadın için geçerli bulunmaktadır.
Diğer taraftan kevâib’in bu anlamı, yukarıdaki gündelik kullanışın türediği kökü -ki keb isminin taşıdığı mecazî göz alıcılık anlamına dayanmaktadır- göz ardı etmekte ve bu açık mecazın yerine maddî olarak göz alıcı bir şey için geçerli olan lafzî karşılığını geçirmektedir.

Bu, bana göre tamamen temelsiz bir yorumdur.
Cennetin nimetleri ile ilgili kurânî tasvirlerin daima müteşabih olduklarını hatırlarsak, kevâib teriminin, yukarıdaki bağlamda, hiçbir cinsiyet ayrımı yapmaksızın, muhteşem [veya harika] varlıklar anlamına geldiğini ve etrâb terimi ile birlikte müthiş uyumlu harika eşleri gösterdiğini anlarız -böylece kutsanmış kimselerin birbirleriyle ilişkilerine işaret edilmiş ve onların tümünün karşılıklı tamamlayıcılıkları ve eşit ölçüdeki değerleri vurgulanmış olmaktadır.
http://www.facebook.com/topic.php?uid=50683021776&topic=5611
 
Kürşat Demirci - Dinler Tarihi Üzerine-1 ; Kürşat Demirci - Dinler Tarihi Üzerine-2 ; Kürşat Demirci - Dinler Tarihi Üzerine-3 ; ISLAM'DA DEĞİŞTİRİLEN AYETLER ; TEK GÖZ İZAHI ; Cennette Huri Kıyağı Yok ; Göğüsleri tomurcuklanmış kadınlar yalanı  ; Kilise 11 Eylül’de Kuran yakacak KURAN'IN ORİJİNALLERİ YAKILDIĞI İÇİN YOK http://www.turandursun.com/index.php?categoryid=14&p2001_articleid=10 ; KUR'AN:AKIL KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=614.0
--------------
BENİM TANRIM SENİN TANRINI DÖVER.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=626.0
---------------
UÇKUR TANRILARI,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=304.0
------------
Laiklik,obur peygamber,Türban
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=322.0
----------
KUR'AN DA BAŞ ÖRTMEK NEDİR NASILDIR?
Evrensel  ÇAĞRI/KUR'AN MEÃLİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=616.0
--------------
KUR'AN:SÜS KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/kur-an-sus-kelimesinin-gectigi-ayetler/1033748
------------
KUR'AN:DA BAŞ KELİMESİNİN GEÇTİĞİ  AYETLER
http://ahmetdursun374.blogcu.com/kur-an-da-bas-kelimesinin-gectigi-bazi-ayetler/559601
----------------
KUR'AN:DA ÖRTÜ KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER
http://ahmetdursun374.blogcu.com/kur-an-kur-an-da-ortu-kelimesinin-gectigi-ayetler/7027899
---------------
Kutsal Metinlerde başını tıraş,tıraş etmek
http://ahmetdursun374.blogcu.com/kutsal-metinlerde-basini-tiras-tiras-etmek/7819345

 

Tefsir kaynaklarının hemen hepsi, "yaşıt" manasına gelen "etrab" kelimesini kızlar için kullanmışlardır. Bu kelime şu ayetlerde geçmektedir:

"Şüphesiz Allah"a karşı gelmekten sakınanlar için büyük başarı ve mutluluk vardır. Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var."(Nebe,78/31-34)

"Onların beraberinde, gözleri kocalarından başkasını görmeyen yumuşak bakışlı, aynı yaşta güzeller vardır."(Sad, 38/52).

"Ve onlar yükseltilmiş döşekler/mobilyalar üzerindedirler. Biz oradaki kadınları, yepyeni bir yaratılışla yaratıp, sûret ve sîretlerini son derece güzelleştirdik. Böylece onları, ashab-ı yemin için bakire kızlar, kocalarına âşık yaşıtlar kıldık."(Vakıa, 56/34-38).

Bu kelimenin kadınlar / kızlar için kullanılmasında anlaşılmayan bir taraf yoktur. Bu yorumlar, değişik hadislerde yer alan "Cennet halkının hepsi 33 yaşlarında olur." mealindeki ifadeye de uygundur.


Kadınların / kızların yaşının cennette on altı-yirmi civarında olması, Nebe suresinde yer alan "Kevaib" kavramına daha uygundur. Çünkü, "Kevaib" Kaib veya Kaibet"in çoğuludur. Bu kelime hem kalıbı hem de manası itibariyle "Nahid/Nahidet/Nevahid" kelimesiyle aynıdır. Erkek için "NAHİD" denildiği zaman, onun ergenlik çağına giren bir delikanlı olduğuna işaret edilmiş olur. Kadın için "NAHİDET"  denildiğinde ise, onun göğüslerinin tomurcuklandığı anlamına gelir.
Taberî, Razî,  İbn Kesir, Şevkanî, Alusî.

İmam Maverdi"ye göre, "Kevaib" iki manaya gelir. Birincisi İbn Abbas"a ait olup "Nevahid = Erginlik çağına girmiş kızlar" manasına;  diğeri Dahhak"a ait olup "Azârâ = bakire kızlar" manasına gelir.
 Maverdi, ilgili ayetin tefsiri.

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Nebe suresindeki ayette "göğüsleri tomurcuklu" şeklinde tercüme edilen "kevaib"in asıl manası erginlik çağına ermiş, bakire genç kızlar demektir. Erginlik çağına girmiş kızların bu erginlik çağının ilk belirtisi göğüslerinin tomurcuklanması olduğu için, kaynaklarda daha çok bu mana verilmiştir. Halbuki asıl mana "ergenlik yaşına ermek" tir; "göğüslerin tomurcuklanması" ise asıl mana değil, lazım-ı manadır. Nitekim İbn Aşur"a göre de "Kevaib", Kaib"in çoğuludur, on beş ve civarındaki yaşa girmiş (erginlik çağına girmiş) kızlar içi kullanılır. Çünkü, o çağa ayak basmış kızların göğüsleri tomurcuklanır.
İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri.

"Kevaib"in asıl manası olan "ergenlik çağı" ifadesi yerine, ikinci derecede bir mana olan ve asıl mananın bir gereği olan "tomurcuklu göğüsler..." ifadesi tercih edilmiştir.
Açıklayıcı bilgi alıntıdır.

Değişik haldeki görüşler için...
http://www.sorularlaislamiyet.com/index.php?s=show_qna&id=23465


***

ALDATAN KOCAYA DAYANMAK İBADETTİR

http://ahmetdursun374.blogcu.com/aldatan-kocaya-dayanmak-ibadettir/12727534

 

Cennete giden erkeklerin tenasül uzuvları eğilmez.

http://ahmetdursun374.blogcu.com/cennete-giden-erkeklerin-tenasul-uzuvlari-egilmez/8451897

 

DIŞKI BİRİKTİRME HASTALIĞI

http://ahmetdursun374.blogcu.com/diski-biriktirme-hastaligi/9028267

 

Cennette Dünya Kadınlarının Durumu

 

Huri ile ilgili yukarıda geniş bilgi vermiştik. Konunun içinde kısaca tekrar değineceğiz. Şimdi gılman/ gulam hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

Lugatte "gulam": genç, delikanlı, bıyığı henüz bitmemiş genç şeklinde geçerken, "gılman" ise: bıyığı yeni bitmiş gençler, cennette hizmet gören delikanlılar şeklinde ele alınmıştır.

Gılman için cennet"te yaşayıp hizmet gören yakışıklı delikanlıya verilen addır diyebiliriz.

Gulam"ın, Arapçadaki kelime anlamı erkek çocuk manasındadır ve "gılman" kelimesinin tekilidir. Dolayısıyla, Kuran"da geçen "gılman" sözcüğü "erkek çocuklar" manasına gelmektedir.

Şu "imtihan yeri" dünyada, imtihanı geçip cennete gidecek erkekleri, güzellikleriyle dikkat çekici, ceylan gözlü, beyaz tenli huriler, şarap ırmakları, soğuk sular, meyveler ve de "gılmanlar" bekliyor...

Daha önce cennet nimetlerinden olan huri ile ilgili ayetlere değinmiştik. Şimdide cennette gılmandan bahseden ayetlere bakalım:

"Sedefteki inciler gibi olan gılman yanlarında dolaşırlar."

"Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.

Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar, ama orada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır ne de günaha girme.

"Ölümsüz çocuklar; yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kâseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler ve arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar." 

"İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir."

"Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder.

Tamamı ektedir.

Cennette Dünya Kadınlarının Durumu.pdf

***


İslam kültüründe bulunan "gılman" sözcüğü !

 

İslam kültüründe bulunan "gılman" sözcüğü, Sanskritçe"den geçme ve zevk çocuğu anlamına geliyor. (Yukarıdaki metinden)

---

Hindistan"ın kökeninde ilkeler ve fenomenler Sanskritçe metinler aracılığıyla yasaklanmıştır.

Bu dili aslında Rahipler kullanmıştır. Ama rahiplerin verdiği vaazlar sonunda Sanskritçe halk diline uyarlanmış ve yaygınlaşmıştır. Rahiplerin kullandığı bilim dili olan Sanskritçe giderek bir halk diline dönüşüvermiştir.

Sanskritçe metinler hakkında, Ektedir.

Sanskritçe metinler.rar

 



Cennette Huri Kıyağı Yok

 

***

 

Hz. Havva'nın Cennetten Çıkarılışı

 

Mekki surelerde kadın konusunu araştırmamızın temel nedeni kadını ontolojik ve antropolojik bir varlık olarak ele almak isteğimizden kaynaklanmaktadır.

Çünkü ilk olarak Mekki ayetlerde, kadının değerli bir varlık olduğu ortaya konulmuş, daha sonra Medeni ayetlerde hukuki hakları açıklanmıştır.

Kur"an"ın nazil olmaya başlamasından önce Arap toplumunda kadınlar saygın bir yere sahip değildi. Bunun yanında önceki ilahi dinlerin sunduğu erkekten yaratılan ve cennetten çıkma sebebi olan kadın imgesi de kadını değersiz kılıyordu.

Kur"an tüm bu telakkileri Mekki surelerde değiştirmiş, kadının saygın bir konuma gelmesini sağlamıştır.


Araştırmamızda Fahreddin Razi"nin tefsirini örneklem olarak seçme nedenimiz ise Razi"nin tefsirinin pek çok ilimle donatılmış, kendinden sonra gelenleri etkileyerek emsal teşkil etmiş, rivayete de önem veren bir dirayet tefsiri olmasından kaynaklanmaktadır.

Tefsir-i Kebir"de Kur"an ayetleri pek çok yönden irdelenmiş, ayetler tafsilatlı bir şekilde açıklanmıştır.

Ayrıca yaşadığı dönem itibariyle de Razi vahyin nazil olduğu dönem ile günümüz arasında bir çağda yaşamıştır. Şüphesiz vahyin nazil olduğu dönem, Razi"nin yaşadığı dönem ve günümüzde sosyal hayat, iktisadi sistem, teknoloji ve kültür gibi pek çok alanda değişimler olmuştur.

Bu değişimlerin anlamlandırmaya etkisi de inkâr edilemez bir gerçektir. Razi tefsirinde kadın konusunu ele alarak bu anlamlandırmanın tarihsel bir süreçte nasıl gerçekleştiğini de görmüş olacağız.

Ektedir.

Cennetten Hz. Havva'nın Çıkarılışı.pdf

 

***

Cennetin Varlıgının Kur'an daki Delilleri

Ölüm ötesi hayat, insan idrâkini asan bir alan olup bu alan hakkındaki tek bilgi kaynağı vahiydir.

Âhiret âleminin hakikati ve mahiyeti ile ilgili hususlar, insanın kavrayış ve tecrübe sınırını asan metafizik bir alan olduğundan dinin bu konuda müntesiplerinden beklediği tavır, vahiyle bildirilen bilgileri kabullenmeleri ve bunlara teslim olmalarıdır. Yani bu metafizik âlemin varlığı öncelikle bir inanç ve kabul meselesi olup aklî delillerle değil naklî delillerle ispatlanması mümkündür.

Âhiret âlemi hakkındaki naklî delillerin basında gelen Kur"an, cennet hayatının kıyametten sonra yaşanacak hakikatlerden biri olduğunu çok açık ve net ifadelerle haber vermektedir.

Bu sebeple vahye teslim olan kişi için kıyamet sonrasında bir cennet hayatının varlığını kabul etmekte hiçbir problem yoktur. Fakat bunun dışında tartışmaya yol açan bir husus vardır ki o da, cennetin hâlihazırda mevcut olup olmadığıdır.

İlgili ayet ve hadisler cennetin hâlihazırda mevcut olduğu fikrini desteklese de konu farklı itikadî gruplar arasında tartışmalara sebep olmuş, kahir ekseriyet cennetin hâlihazırda mevcut olduğunu savunurken bazı gruplar cennetin mevcut olmadığını, onun ancak kıyametten sonra yaratılacağını savunmuştur.

Biz tartışmanın ayrıntısına girmeyip burada sadece cennetin hâlihazırda mevcut olduğuna dair Kur"an ve hadislerden çıkarılabilecek bazı delilleri sunmaya çalışacağız.

Ektedir.

Cennetin Varlıgının Kur'an daki Delilleri.pdf

 

***

 

İslamiyet'in Varaka bin Nevfel'e borcu.

 

Hz. Muhammed (s.a.s.) Kur"ân"ın bu ilk ayetlerini Cebrail"in öğretmesiyle okudu, kalbine iyice yerleştirdi ve ezberledi; ancak heyecanı ve korkusu sürüyordu.

Aldığı vahyin etkisiyle titreyerek hızla evine geldi. Yatağına girdi ve eşi Hatice"ye "Beni örtünüz, beni örtünüz" dedi.

Derin bir uykuya daldı. Uyanınca başından geçenleri eşine anlattı ve "Kendimden korktum" dedi. Hatice onu sakinleştirici şu sözleri söyledi: "Korkma, Allah"a yemin ederim ki, O hiç bir zaman seni utandırmaz. Çünkü sen akraba hakkına riayet edersin, doğru konuşursun; âciz olanların işini yüklenirsin. Fakiri doyurur, misafiri ağırlar, halka yardım edersin".

Hz. Muhammed (s.a.s.)"in endişe ve korkusu mahiyetini bilmediği bir durumla karşılaşmasından kaynaklanıyordu. O nedenle bunun bir cinnet alameti, bir kehanet başlangıcı olabileceği kaygısını taşıdığını belirtiyordu.[104]

Eşi Hatice onu teselli etmeye çalıştıktan sonra amcasının oğlu Varaka b. Nevfel"e götürdü. Kaynaklarda Hz. Muhammed (s.a.s.)"i götürmeyip bizzat kendisinin giderek durumu Varaka"ya anlattığı da kaydedilmektedir.[105]

Gerçekten Hz. Hatice, bu nâzik durumda izlenebilecek en güzel yolu seçmiştir. Her şeyden evvel olayı gizlememiş; kendisini ve kocasını şaşkınlık ve korku içinde ve sürüncemede bırakmamıştır. Danışacağı kimseyi de çok iyi seçmiştir. Varaka b. Nevfel yerine bir başkasına gidebilirdi.

Fakat o böyle yapmamıştır. Danışmak için kendilerini rahatlatacak ve samîmî bir şekilde yardımcı olabilecek kişiyi seçmiştir. Çünkü Varaka, Yahudilik ve Hristiyanlık hakkında bilgisi olan, Tevrat ve İncil gibi kitapları okuyan, bunları bilen kimselerin sözlerini dinlemiş olan bir bilgindi.

Putlara tapmaktan nefret ettiği için hak dini aramak amacıyla Zeyd b. Amr ile birlikte Suriye"ye gitmişti. Onun Hristiyanlığı kabul ettiği de söylenmektedir.

Okuma-yazma biliyordu. Kitâb-ı Mukaddesi çok incelemiş, onu İbrânîce harflerle Arapçaya çevirmişti. Gözleri görmeyen Varaka, Hz. Muhammed (s.a.s.)"den başından geçenleri dinleyince şunları söyledi: "Bu gördüğün, Allah"ın Mûsâ"ya indirdiği Cebrâîl (Nâmûs)"dir. Keşke davet günlerinde genç olsaydım! Keşke kabilenin seni yurdundan çıkaracağı günler hayatta bulunsaydım."

Varaka"nın bu sözlerini işiten Hz. Muhammed (s.a.s.) "Onlar beni buradan çıkaracaklar mı?" diye sordu. O da "Evet, çünkü senin getirdiğin şeyi getiren herkes, bu düşmanlığa uğramıştır. Eğer o günlere yetişirsem sana mutlaka yardım ederim" şeklinde cevap verdi.[106]

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=5&yid=28



Yani İslamiyeti bu gün Varaka bin Nevfel"e borçlu olduğunu Müslümanlar biliyor mu dersiniz?

A. Dursun



Hz.İsa"ya verilen ilâhî kitabın Kur"an"daki adı.
www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4226.msg7334#msg7334

İNCİL DOSYASI
www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1197.msg1596#msg1596

Hz. Hatice"nin Kimliği-3
www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=10847.msg18946#msg18946

Hatice"nin babası Huveylid"in içki içirilerek sarhoş edilmesi.
www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=11262.msg19889#msg19889

 

Hz. Muhammed'in öropsikiyatrik Rahatsızlığı

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !