Mehmet Ali Birand, devleti dolandırmaktan hükümlü

Obama, Erdoğan ile pazarlık etmiyor…/M.Ali Birand
"Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar zengin bir ülkedir" M.Ali Birand
Cüneyt Ülsever kendi köşesinde, Mehmet Ali Birand´da Viyana´da bir seminerde bizzat gözümüzün içine bakarak söylediler.

**************

Çölaşan'dan Birand'a büyük tepki!

Emin Çölaşan / Sözcü

Sevgili okuyucularım, Mehmet Ali Birand isimli bir gazeteci (!) var. Bu adam AKP iktidarının en büyük destekçisi, liboşların en önde geleni. Türkiye yakın geçmişte en kanlı terör olaylarını yaşarken PKK’ya destek veren, PKK’nın sesi olan bir şahıs. Kamuoyunda CNN-Kürt adıyla bilinen CNN-Türk isimli televizyon kanalının yöneticisi.

Türk medyası ne acıdır ki, bu Mehmet Ali gibilerin elinde.

Şimdi bu yazıyı niçin yazdığımı merak etmiş olabilirsiniz. Dünkü Taraf gazetesinde kendisiyle yapılan bir söyleşi vardı. 1990’lı yıllarda terörün zirvede olduğu günlerde yazdığı yazılar ve televizyon programlarıyla teröre, bölücülüğe, PKK ve Kürtçülüğe en büyük desteği veren bu şahıs söyleşide aynen şöyle diyordu:

“32. Gün’de sürekli Kürt meselesini işliyorduk. TSK, Kuzey Irak’a büyük bir operasyon düzenlemişti. Ben de bölgeye Mithat Bereket’i gönderdim. Osman Öcalan’la konuştu ve biz yayınladık. PKK’nın bittiği falan yok, işte yerlerinde duruyorlar sonucu çıktı. Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş hakkımızda dava açtırdı.

Emin Çölaşan’a yazı üstüne yazı yazdırdılar.

En azgın dönemdi ve ben liberal duruşumu koruyordum.”

Bu adama şunu bildirmek isterim:

Ben geçmişte ne yazdıysam, ne söylediysem, bugün de aynı şeyleri yazıp söylüyorum. Ben geçmişte ayyıldızlı bayraklara sarılı şehit cenazeleri toprağa verilirken neyi savunduysam, bugün de aynı şeyleri savunuyorum.

Beni parayla satın alamadılar, devşiremediler, liboşlar ve hainler sınıfına ithal edemediler…

Ve ömrüm boyunca hiç kimse bana yazı yazdırmadı, yazdıramadı. Benim bütün yazılarım o zaman da, şimdi de, aklımın, gazetecilik sezgilerimin ve yurtseverliğimin süzgecinden geçen, özgür, bağımsız yazılardır.

Eğer bu Mehmet Ali’nin elinde birilerinin bana yazı yazdırdığına ilişkin herhangi bir belge, bilgi, hatta sezgi varsa, bunu açıklamasını kendisinden beklerim!

Her gün nice terör olayları yaşanır ve ülke kan ağlarken, bu Mehmet Ali’nin önderliğinde toplanan ihanet korosu yaygara yapar, PKK ve Kürtçülükten yana tavır koyar, onların propaganda mekanizması olarak çalışırdı. Bugün de öyle.

Günün birinde bu dayanamayıp bu adamı Genelkurmay’dan aradılar:

“Bak Mehmet Ali, çok kritik günlerden geçiyoruz ve PKK seni kullanıyor. Bunu içine nasıl sindiriyorsun?”

Verdiği ve bantlarda kayıtlı yanıt muhteşemdi:

“Beni siz de kullanın paşam!”

Çünkü kullanılmaya hazır bir aletti. Parayı bastıran, ona çıkar sağlayan herkes, dolandırıcılıktan hüküm giyen bu adamı kullanabilirdi.

VE DOLANDIRICILIK OLAYI

Mehmet Ali Birand isimli bu şahıs, devleti dolandırmaktan hüküm giymiş, hapis cezası almıştı. Olayı bilmeyenler için kısaca anımsatayım. Bu adam Belçika’da yaşayan bir Belçika vatandaşı idi ve TRT’ye yurtdışından program yapardı. Yaptığı harcamaların fatura ve makbuzlarını TRT’ye gönderir, parasını tahsil ederdi. Günün birinde bu kurumun yönetimi duruma uyandı:

Mehmet Ali, TRT’nin içindeki şebeke ile işbirliği yapmış, kurumu dolandırıyordu.

TRT’ye sahte faturalar, düzmece belgeler gönderip büyük miktarda paraları cukkalıyordu. Bazı faturaların üzerinde değişiklik yapıyordu. Örneğin 100 dolarlık faturanın başına 1 koyup 1.100 dolar tahsil ediyordu.

Devreye TRT Teftiş Kurulu girdi. Bu adamın bütün belgeleri incelendi, irdelendi ve ortaya korkunç bir dolandırıcılık olayı –belgelerle- çıkarıldı. Müfettişler Belçika gibi bazı ülkelere gidip inceleme yaptılar. Fatura ve makbuzların alındığı bazı yerler hayali idi. Bunları Mehmet Ali kendisi üretmiş, paraları TRT’den çekmeyi başarmıştı. Mehmet Ali’nin düzmece belgeleri polis laboratuvarı tarafından incelendi ve rezalet bir kez daha belgelendi.

O sırada TRT’nin başında, kamuoyunda Bizanslı Tayfun diye bilinen Tayfun Akgüner vardı ve Mehmet Ali’nin en yakın adamı idi. Bizanslı Tayfun bu soruşturmaları yaptırmamak için büyük çaba harcadı ama başaramadı…Ve Teftiş Kurulu tarafından belgelenen yolsuzluk ve vurgunlar mahkemeye taşındı. Teftiş Kurulu raporundan kısa bir alıntı:

“Mehmet Ali Birand’ın mevcut olmayan firmalar adına kendi el yazısıyla sahte faturalar ve belgeler düzenlediği, firmalarca düzenlenen faturaları tahrif ettiği, bedelini TRT’den tahsil ettiği faturaların bir süre sonra ikinci nüshasını veya fotokopisini ibraz ederek bir defa yapmış olduğu harcamayı Kurum’dan ikinci kez tahsil ettiği, ödenmesi mümkün olmayan harcama kalemlerine ait belgeleri program harcaması gibi gösterip bir kez daha tahsil ettiği, kendisinin, eşinin ve çocuğunun özel harcamalarını da (Giysi, çamaşır, ev eşyası) eşinin belgelerdeki adını silerek tahsil ettiği anlaşılmıştır.

Bu durum Brüksel ve Paris Ticaret Sicili Dairelerinin kayıtları, Brüksel Büyükelçiliğimizin resmi yazıları ve Polis laboratuarları raporlarıyla da kesin olarak saptanmıştır.”

Belçika, Almanya, Avusturya, İngiltere, ABD, Rusya, İtalya, İsviçre, Fransa…Rapora göre, hangi ülkeye gitse orada para cukkalamış, TRT’yi yıllarca dolandırmıştır.

X X X

Bu durum mahkemeye intikal etti ve Mehmet Ali hakkında evrakta sahtecilik, dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldı. İlk karar Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinden çıktı ve bu adam 11 ay 20 gün hapis cezası aldı, cezası paraya çevrildi. (Dosya No. Esas 1994/1315.) Karar Yargıtay tarafından onandı ve kesinleşti. 10 gün fazla ceza alsa içeri girecekti. Fakat adam uyanık çıktı!

Dava devam ederken TRT’den tırtıkladığı paraların tümünü iade etti ve bu yolla, cezada indirimden yararlanmayı başardı.

Gerekçeli karardan bir cümle: “TRT’nin zararını ödemesi ve sanığın hal ve tutumu lehine indirim olarak değerlendirilmiş olmakla, cezasından 1/6 indirim yapılarak 11 ay 20 gün hapsine…”

Hakkında ikinci dolandırıcılık davasına Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde bakıldı. Genel Müdür Bizanslı Tayfun’un dosyaları geciktirmesi nedeniyle, bu kez değişik bir karar çıktı:

“Suçu sabit görülmüştür, ancak dava zamanaşımı nedeniyle düşmüştür.”

İkinci dolandırıcılık davasından böyle kılpayı yırtmayı başardı!

X X X

Bu Mehmet Ali Birand isimli adamın bu rezil olayı daha sonra bütün belgeleriyle kitap yapıldı: “Birand Dosyası.” Yazarı Burak Reis Sat. (Kuvayı Medya Yayınları.)

Onu iyi tanıyın. Yıllardır karşınıza çıkıp ahkam kesen, bir gazetede köşe yazarı olan adam işte budur! Dolandırıcılıktan hüküm giymiş bir gazeteci bozmasıdır.

Şimdi bu yazıyı yazarken kesinlikle biliyorum, insanlar bu olayı unuttu. Genç okurlar hiç bilmiyor. O yüzden bunları bir kez daha gündeme taşıyorum ki, herkes kimin ne olduğunu bilsin.

İnsan biraz utanır, haddini bilir canım! Sen yüz kızartıcı suçtan hüküm giymiş olacaksın, sonra başkalarına bulaşacaksın, laf sokuşturacaksın!

Bu Mehmet Ali’de hiç utanma sıkılma duygusu olmadığı da bilinir. Olmasın da, devletten yıllarcı para tırtıklayan bu adamın kendi karısının, çoluk çocuğunun suratına yıllardır nasıl baktığını ben anlayabilmiş değilim. Acaba onlardan da utanmaz mı! Düşünün ki, rahmetli büyüğümüz Çetin Emeç’in cenazesine gönderdiği çelenkin parasını bile üçkağıt yöntemiyle TRT’ten tahsil etmeyi başarmıştı.

Bu adam gibi yakalanıp hapis cezası alan bir gazeteci başka ülkelerde olsaydı, onun suratına kimse bakmazdı. Ama bizde öyle değil. Devleti yönetenler bile onun programına çıkıp karşısına oturmaktan –yıllardan beri- utanmıyorlar.

İşte böyle aslanım Mehmet Ali!..Yüz kızartıcı suçtan hüküm giymiş Mehmet Ali…Madem bana da yalanlarınla bulaşmaya kalkıştın, senin hakkında bir yazı yetmez! Önümüzdeki günlerde belki birkaç küçük şey daha yazarım. Sen de ekranda veya yazında dersin ki “Emin Çölaşan yalan yazıyor, ben kimseyi dolandırmadım, hapis cezası almadım!”

Yeniden birlikte olmak umuduyla bugünlük hoşçakalın sayın seyirciler!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !