Mustafa Kemal ve Dr. Hüseyin Hüsnü Doğu Cephesi’nde

Mustafa Kemal ve Dr. Hüseyin Hüsnü Doğu Cephesi’nde

Dr. Hüseyin Hüsnü Balkan Harbinde
 Dr. Hüseyin Hüsnü Trablusgarp’tan döndükten sonra  Balkan Savası patlak verir.  Hüseyin Hüsnü bu defa Malkara, Çatalca ve Hadımköy’de askerlerin yaralarını sarmak için büyük bir görev aşkıyla çalışmaya baslar.  1329 (1913) yılında Dr. Hüseyin Hüsnü’nün tuttuğu cep muhtırası 22 küçük yaprak olup 1 Mart–30 Haziran 1329 (1913) tarihlerini kapsamaktadır. Tarihçi Necdet Sakaoglu’nun okuduğu bu notların İkinci Balkan Harbiyle ilgili olduğu ve özellikle Malkara Muharebesine ait bilgiler verdiği saptanmıştır. Bu defterden bazı alıntılar şöyledir.

 29 Mayıs (11 Haziran) Çarşamba: ‘’Mahmut Şevket Paşa’nın katledildiği işitildi’’.
25 Haziran (7 Temmuz 1913): ‘’Teftiş: Enver beyle birlikte tayyare ile Kumburgaz’a geçtik. Geç vakit avdet ettik. 30 Haziran (13 Temmuz): ‘’Bu gece ileri harekete emir verilmiştir. Sabahleyin saat beste yürünecektir’’.  Hüseyin Hüsnü Bey Balkan Harbinde gösterdiği basarılar nedeniyle bir sene kıdem zammı ve dördüncü rütbeden Mecid-i Nişanı ile ödüllendirilmiştir.  Dr. Hüseyin Hüsnü Bey,  aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen Balkan Savası sonunda bağlı olduğu komutanlığa başvurarak Yemen’den Trablusgarp’a giderken kendisine verilen yolluk parasının farkını geri vermek istemiş ve bu durum kabul edilerek maaşından kesilmiştir.

 Hüseyin Hüsnü Bey Balkan Savaşı’ndan sonra Birinci Dünya Harbi’ne iştirak etmiş ve bu dönemde Üçüncü Ordu cerrahi müşavirliği görevinde bulunmuştur.

Dr. Hüseyin Hüsnü’nün Evliliği
 Dr. Hüseyin Hüsnü 19 Temmuz 1330 (1914) tarihinde aldığı izinle Bubikzade Hacı Salih Ağanın kızı Sıdıka hanımla evlenmiş ve bu evliliğinden Perihan Balcı (halen İstanbul Feneryolu’nda ikamet etmektedir) isimli kızı ve piyade subayı olan Kemal Oncu isimli oğlu dünyaya gelmiştir.

Mustafa Kemal ve Hüseyin Hüsnü Çanakkale Savaşı’nda

Yarbay Mustafa Kemal, 20 Ocak 1915 tarihinde Sofya Askeri Ataşeliği’nden ayrılarak Tekirdağ bölgesinde yeni kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığı’na atanır.  Bu tümenin sertabibi Dr. Hüseyin Hüsnü’dür.  24 Ocak 1915 günü Mustafa Kemal Tekirdağ’a varır, ancak ortada tümen yoktur, arkasından 25 Şubat tarihinde Çanakkale savunmasına katılmak üzere Paydos’a (Eceabat) gider. Burada 3. Kolordu Komutanı Esad Paşa’ya bağlı olarak çalışmaya baslar ve 25 Şubat 1915 tarihinde Ece Limanı-Seddulbahir-Morto Limanı kıyısını korumakla görevlendirilir.
Çanakkale Savaşı’nın başlangıcında Alman General Liman Von Sanders’in yanlış stratejisi yüzünden kıyılar iyi korunamayacak ve İngilizler karaya kolayca çıkarma yapacaktır. Bunun başlıca nedeniyse Liman Von Sanders’in, birliklerinin çoğunu geri bölgelerde konuşlandırması, kıyılarda ise az bir kuvvet bırakmasıydı. Mustafa Kemal bu savunma planına her zaman karşı çıkmış, öncelikle düşmanın kıyılarda karşılanmasını istemişse de onun görüşlerini dinleyen olmamıştı.
Böylece düşman rahatlıkla Arıburnu, Seddulbahir ve Kumkale bölgesine 25 Nisan 1915 sabahı çıkarma yaptı ve arkasından Conkbayırı ve Kocaçimen bölgelerine kolayca ilerledi. Sekiz bucuk ay sürecek olan Çanakkale kara muharebeleri böylece başlamış oldu. Düşmanı ilk olarak Yarbay Mehmet Şefik Bey komutasındaki 27. Alay karşılamış ve kahramanca savaşmaya başlamıştı.
27. Alay’ın başhekimliğini bu sırada Dr. Binbaşı Rakım Bey yapıyordu.7 Saat 6.30’da 9. Tümen’den Mustafa Kemal’e yardım çağrısı geldi. Mustafa Kemal durumun kötüye gittiğini anlayıp ihtiyatta olmasına rağmen 19. Tümeni harekete geçirmek istemim; ancak General Liman Von Sanders’den bir türlü emir alamamıştı.
Bunun üzerine kendisi emir beklemeden inisiyatifi üzerine alarak kendine bağlı alaylarıyla birlikte harekete geçti. Bu sırada düşmanın sağ kolunun karşısında Albay Halil Sami Bey komutasındaki 9. Tümen vardı.
Mustafa Kemal tek güvendiği alayı olan 57. Alay ve bir batarya topla düşmanın sol koluna doğru Bigalı Koyu’ndan başlayarak Conkbayırı’na doğru birliklerini hareket ettirdi. Amacı stratejik öneme sahip olan Conkbayırı ve Kocaçimendağı silsilesini düşmana kaptırmamaktı.

Conkbayırı’na ulaştığı sırada 9. Tümen’e bağlı 27. Alay’a ait ufak bir birliğin geri çekildiğini gördü ve sordu:

“Niçin kaçıyorsunuz?”
“Efendim, düşman!”
“Nerede?”
“İşte!” diyerek 261 rakımlı tepeyi gösterirler.
“Düşmandan kaçılmaz!”
“Cephanemiz kalmadı.”
Cephaneniz yoksa sungunuz var,”
der ve bağırarak süngüyü taktırır.

Türk askeri yere yatınca düşman askeri de yere yatar. Böylece Conkbayırı’nın düşman eline geçmesi önlenir. Daha sonra Yarbay Manastırlı Hüseyin Avni komutasındaki 57. Alay’ın yardımıyla düşman geri püskürtülür. 628 kişiden oluşan bu kahraman 57. Alayı’nın subay ve erleri tamamen şehit olur.
Mustafa Kemal’in emir almadan kendi inisiyatifiyle yaptığı ve basarı kazandığı bu taarruz sayesinde büyük bir yıkımın önüne geçilmiş ve Gelibolu yarımadasının en hâkim tepesi olan Kocaçimen’e ilerleyen İngiliz birlikleri durdurularak kıyıya kadar sürüklenmiştir. Mustafa Kemal’in Arıburnu Savaşları’nı yönettiği ve karargâhını kurduğu yere de Fahrettin Altay’ın önerisiyle 10 Mayıs 1915 tarihinde “Kemalyeri” adi verilmiştir.
Mustafa Kemal, 1 Haziran 1915’te albay oldu. O, düşmanın Suvla Koyu’ndan çıkarma yapacağını söylemiş; ancak, Kolordu Komutanlığı buna önem göstermeyerek birlikleri başka yerlere yerleştirmişti.
Düşman, Mustafa Kemal’in tahmin ettiği gibi Suvla Koyu’ndan 6 Ağustos’ta çıkarma yaptı ve kolayca ilerleyerek Conkbayırı’ni aldı; çünkü önlerinde sadece 2500 kişilik bir Türk kuvveti vardı. Bunun üzerine birçok Türk birlimi oraya sevk edildi; ancak, herhangi bir nizam ve intizam yoktu. General Liman Von Sanders, bunun üzerine Mustafa Kemal’i arayarak durum hakkındaki görüsünü sordu.
Mustafa Kemal, Anafartalar bölgesinde durumun çok kritik olduğunu, basarı sağlamak için bu bölgedeki tüm kuvvetlerin kendi kumandasına verilmesini istedi. Liman Von Sanders, bunun üzerine “Çok gelmez mi?” diye sorunca, Mustafa Kemal karşılığında “Az gelir” diye cevapladı. Daha üç aylık albay olan Mustafa Kemal’in bu büyüklükteki bir birliği “az gelir” diyerek kumanda etmek istemesi, onun kendine olan özgüveninin bir ifadesidir ki, bunun temelinde yıllarca kendini çok iyi yetiştirmesinin ve donanımlı olmasının etkisi vardır.

 Bunun uzarına, verilen emirle Mustafa Kemal 8–9 Ağustos gecesi Anafartalar Grup Komutanı oldu ve 9 Ağustos’ta İngilizlere saldırma emrini aldı.


Mustafa Kemal, “Arıburnu Muharebeleri Raporu”nda teşekkür ettiği subaylar arasında Hüseyin Hüsnü’nün adi su şekilde geçer:
“...Sıhhiye hizmetlerini hakkıyla yerine getirmek hususunda fedakârca mesai sarf eden Tümen Baştabibi Hüseyin Bey’e, binlerce yaralıyı kabul ederek iyi tedavi edilmelerini sağlamayı başaran 19. Tümen Sıhhiye Bölük Baştabibi Kıdemli Yüzbaşı İbrahim Efendi’ye... Teşekkürlerimi alenen belirtmeyi vecibeden sayarım,”  M. Kemal


Mustafa Kemal, verilen emir üzerine 19. Tümen Komutanlığı’nı bırakıp ayni gece bin bir güçlükle Anafartalar Grubu’nu aramaya baslar ve onun başına geçer. Mustafa Kemal, yanına bir süvari subayı ve çok sevdiği arkadaşı Dr. Hüseyin Hüsnü’yü de alır.  Dr. Hüseyin Hüsnü artik Anafartalar Grubu sertabibi olarak Mustafa Kemal’in yanında çalışmaya devam eder.  Mustafa Kemal, anılarında Dr. Hüseyin Hüsnü Bey’i yanında götürmek istemesinin nedenini şöyle anlatır.


“... 24 Temmuz’dan (6 Ağustos 1915) beri devam eden muharebeler beni üç gün ve üç gece uykusuzluğa ve durmadan çalışmaya mecbur etmişti. Adeta hasta bir haldeydim, zaten üç dört aydan beri Arıburnu cephesinin kanlı muharebeleri beni o kadar yormuş, o kadar zayıf düşürmüştü ki, bu son günlerin yorgunluğu olmasaydı da gene hasta denecek bir halde idim. Bunun için; fakat bundan daha önemli bir sebep için, Tümen Baştabibi Hüseyin Bey’i yanıma almak istedim.
Bu sebep suydu:
Hüseyin Bey gayet metin, muktedir, vazifesini seven, emsalsiz, gayretli ve takipçi bir askeri doktordur. Pekâlâ tahmin ediyordum ki, Anafartalar Grubu’nda cereyan eden ve edecek olan muharebelerde fevkalade yaralılarımız meydanlarda yığılmış ve yığılacaktır. İşte bu kahraman yaralıların hayatini kurtarmak ve onların gösterdikleri kahramanlıklardan pişmanlık duymamaları için fevkalade bir sıhhiye başkanına ihtiyacım açıktı. Bu zat da bence Hüseyin Bey olabilirdi. Dolayısıyla Hüseyin Beyi ve bir de o gün şehit olan kahraman yaverim Teğmen Kazım Efendi’nin yerine bir süvari subayı alarak gece yarısından yarım saat evvel 19. Tümen Karargâhı’ndan Camlı Tekke’ye hareket ettim...”



Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı’na gelince Dr. Hüseyin Hüsnü’yü hemen Grup Sıhhiye Baştabibi olarak görevlendirir. Mustafa Kemal, anılarında bu konuya şöyle değinir.

“Yapılacak taarruz sırasında sıhhiye hizmetleri, iaşe ve muhabere bakımından acil tedbirler almak lazımdı. Beraber getirdiğim 19. Tümen Baştabibi Hüseyin Bey’i Grup Sıhhiye Başkanlığı ile görevlendirdim. Kendisine gerekli talimatı verip hemen ise başlattım.”
 
Mustafa Kemal, 9 Ağustos sabahı Dora İngiliz tümenine saldırır ve İngilizleri Anafartalar’dan geri püskürtür. Bu savaşta Mustafa Kemal bir albay olmasına rağmen 11 tümen ve bir etli tugayı komuta etmişti. Conkbayırı’nın geri alınması için saldırıyı bizzat yöneten Mustafa Kemal askerlerin önüne geçerek sabah 4.30’da kırbacıyla işaret verir. Conkbayırı alınır; ancak düşman karadan ve denizden Conkbayırı’nı top ateşine tutar. Şarapnel parçalarından biri Mustafa Kemal’in göğsüne çarpar, ancak parça saatine rastladığı için Mustafa Kemal kurtulur.


Anafartalar Komutanı Mustafa Kemal’in yanında o zaman çalışan subaylar İzzettin Çalışlar, Yüzbaşı Tevfik, Dr. Hüseyin Hüsnü, Levazım Yüzbaşı Pertev, Kurmay Yüzbaşı Neşet ve Yüzbaşı Hamit’tir.


1915’in Aralık ayında İstanbul’daki Osmanlı Meclisi Çanakkale Savaşı nedeniyle Meclisi temsilen bir grubun cepheyi ziyaret etmesine karar verir. Fethi (Okyar), Dr. Bahattin Şakir ve Dr. Tevfik Rüştü’den (Aras) oluşan heyet 8 Aralık 1915 aksamı Mustafa Kemal’in misafiri olarak Anafartalar Grubu Karargâhı’na gelir. Ayni gün Mustafa Kemal’in hava değişimi alması nedeniyle komutanlığı devralmak için Fevzi (Çakmak) Pasa da Anafartalar Grubu Karargâhı’nda bulunuyordu. Izzeddin Çalışlar kendi odasını Fevzi Paşa’ya vererek Dr. Hüseyin Hüsnü’yle birlikte misafir odasında kalır.
 Komutanlık devrinden önce 9 Aralık 1915 günü Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak’la beraber cepheyi görmek için 7. Tümen’e giderler.


Mustafa Kemal, akşam baş başa kalınca arkadaşı Dr. Tevfik Rüştü’ye “Durum o ki İngilizlerin burada kalmasında artik fayda yok, dolayısıyla çekilip gideceklerdir. Onlar çekilirken ben buna seyirci kalamam. Bu benim için ayıp olur,” diyerek durumla ilgili düşüncelerini acar.
Ayni heyet 10 Aralık 1915’te yanlarına Mustafa Kemal’i ve Sertabip Hüseyin Hüsnü’yü de alarak Çanakkale’den İstanbul’a hareket eder.
Mustafa Kemal Çanakkale’den ayrılırken birlikte çalıştığı subaylara teşekkür mesajı gönderir. Bu mesajda teşekkür ettiği subaylar arasında Dr. Hüseyin Hüsnü’de vardır.


“... Sıhhiye hizmetlerini tam bir düzen içinde yürütmek, sağlamak ve durmadan sıhhiye kurumları yapılmasıyla bulaşıcı hastalığın ortaya çıkmaması hususunda fedakârca hizmetlerini esirgemeyen Grup Baştabibi Hüseyin Bey ile (...) teşekkür ve takdirlerimi özellikle beyan ederim.”

Albay Mustafa Kemal Çanakkale’den İstanbul’a döndükten sonra izninin birkaç gününü geçirmek için Sofya’da elci olarak çalışan arkadaşı Fethi Okyar’ın yanına gider.  Dr. Hüseyin Hüsnü ise Harbiye Nezareti’nde göreve baslar. Hüseyin Hüsnü Çanakkale Savaşı nedeniyle Harb madalyası, bir sene kıdem zammı, Harb Gümüş Liyakat Madalyası ile taltif edilir.



14 Ocak 1916 günü Çanakkale’den İstanbul’a gelen Izzeddin Çalışlar (sonradan orgeneral olmuştur) Harbiye Nezareti’ne gider ve orada çalışmakta olan Doktor Hüseyin Hüsnü’yle görüşür; ondan Mustafa Kemal’in 16. Kolordu’ya atanmasının muhtemel olduğunu öğrenir.

Mustafa Kemal ve Dr. Hüseyin Hüsnü Doğu Cephesi’nde
Çanakkale Savası’ndan arta kalan birliklerden oluşturulan 16. Kolordu’nun komutanlığına Mustafa Kemal atanır.   Edirne’de bulunan bu Kolordu daha sonra Doğu’ya kaydırılır ve bu defa tarih kitaplarında yeterince yer verilmeyen Çapakcur* (cebel-u cur) Savaşlarına katılır.  Mustafa Kemal’in kumandanlığını yaptığı 16. Kolordu’nun kurmay başkanı Yarbay İzzeddin Çalışlar, baştabibiyse yine Dr. Hüseyin Hüsnü’dür. Bu sırada 2. Ordu Sağlık Daire Başkanlığını Dr. İbrahim Tali, 2. Ordu Komutanlığı’nı da İzzet Paşa yürütmektedir.

*Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümünde yer alan Bingöl, adına ilişkin pek çok efsane ile tanınır. Tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin egemenliğinde kalan il daha önce "ÇEVLİK" ya da halk dilinde "ÇOLİG" adıyla Palu ilçesine bağlı bir bucaktı. 1872 yılında ise "Çapakçur" adıyla ilçe 1936 yılında da yine aynı isimle 4.01.1930 tarihli 3197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2885 sayılı kanunla il haline getirilir. İl merkezi "Çapakçur" adı altında 1945'e kadar bu isimle anıldı. 1945 yılında BİNGÖL adı verilir ve bu isimle anıla gelir.
Mustafa Kemal 27 Mart 1916 tarihinde, Diyarbakır’dan hareketle Bitlis Cephesi’ne giderken yanında erkânıharbiye reisi Yarbay İzzettin (Çalışlar), diğer subaylar ve sıhhiye reisi yarbay Dr. Hüseyin Hüsnü vardır.   Daha sonra Mustafa Kemal 2. Ordu Komutanı olur ve Ordu Sıhhiye Reisi Hüseyin Hüsnü’dür.


Mustafa Kemal, Madam Corinne’ye yazdığı 6 Mart 1916 tarihli mektupta Dr. Hüseyin’den bahseder. Bu mektupta Dr. Hüseyin’le ilgili satırlar şöyledir. “Bu satırları yazarken Doktor Hüseyin Bey, yanımda, size ne yazdığımı soruyor ve bunların Matmazel Edith’e ait olacak kısımlarını anlamakta ısrar ediyor(...) Doktor, Matmazel Edith için yazdığım cümleyi dinledikten sonra beni yalnız bıraktı.” 


29 Temmuz 1916 günü M. Kemal, Yarbay İzzeddin Çalışlar, Baştabip Hüseyin ve Cevat Abbas, ordu kumandanı İzzet Paşa’yı karşılamak icin Azlık Koyu’na giderler. İzzet Paşa’yla Dr. İbrahim Tali (Öngören) birlikte gelirler. İzzet Paşa’nın otomobiline Mustafa Kemal, Dr. Hüseyin ve Dr. İbrahim Tali biner, 16. Kolordu otomobiline ise İzzeddin Çalışlar, İsmet İnönü ve Cevat Abbas binerek 2. Ordu Karargâhı’nın bulunduğu Silvan’a giderler.24 1 Haziran 1917 günü Dr. Hüseyin Bey hasta olur ve 2 Haziran’da ameliyat olunca Mustafa Kemal ve İzzeddin Çalışlar onu ziyarete giderler. 


  Dr. Hüseyin Hüsnü 16. Kolordu sertabipliğinden sonra sırasıyla ilave-i memuriyet Suriye ikinci kolordu sertabipliği, İkinci Ordu Sıhhiye Reisliğine ve sonra Yedinci Ordu Sıhhiye Reisliğine tayin edilmiştir. Dr. Hüseyin Hüsnü Mart 332’den (1916) 333 (1917) Ağustos’una kadar Yedinci Orduda görev alır.  Dr. Hüseyin Hüsnü 16. Kolordudaki görevi nedeniyle Mecid-i Gümüş İmtiyaz Madalyası ve bir sene kıdem zammıyla taltif edilmiş, İkinci Ordudaki başarısı nedeniyle Avusturya-Macaristan Fransuva Josef nisanı almıştır.

Dr. Hüseyin Hüsnü’nün Mustafa Kemal’i Pera Palas’ta Ziyaret Etmesi
Veliahtla Almanya’ya giderken hasta olan Mustafa Kemal 4 Ocak 1918’de İstanbul’a döner; ancak dönüş yolunda böbreklerinden yine rahatsızlanır. Mustafa Kemal, Pera Palas’ın 101 no’lu odasında ağrılar içinde yatmaya baslar ve bir ay yatağından çıkamaz.
 Kendisini muayene eden doktorlar sol böbreğinde kolibasiline bağlı iltihap saptarlar. Bu sırada arkadaşı Dr. Hüseyin Hüsnü onu ziyarete gelir. Bu ziyaret, Mustafa Kemal’in 29 Ocak 1918’de arkadaki Ali Fuat’a (Cebesoy) Mirliva (general) olması nedeniyle yazdığı bir tebrik mektubunda şöyle yer alır.

 “... Burada pek aksi olarak rahatsızlıktan bas alamıyorum. Veliaht hazretleriyle Almanya seyahatine yataktan kalkıp gittim. 20 gün seyahat esnasında bir şey yok, tam avdette trende yeniden hastalandım. Bir aydır gene yataktayım. Bu mektubu, eski arkadaşım ordunuz sıhhiye reisi Hüseyin Bey’in hareketinden bilistifade yazabiliyorum.”
 

Dr. Hüseyin Hüsnü ve Mustafa Kemal daha sonra Yıldırım Orduları Grubu’nda tekrar bir araya gelirler.  Dr. Hüseyin Hüsnü 1 Mart 1334 (1918) de yarbay olur.


Dr. Hüseyin Hüsnü’nün İstiklal Savası’ndaki Hizmetleri

Dr. Hüseyin Hüsnü 1919 yılında Konya’da bulunan 12. Fırka’nın Sıhhiye Reisliğini yapmaya baslar.  Diğer bir görevi de Konya’da Menzil Hastanesi kurmaktır.   Dr. Yarbay Hüseyin Hüsnü’nün Konya’da bulunduğu sırada Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal ile haberleşmeleri olur.  Atatürk, bir mektubunda Dr. Hüseyin Hüsnü’nün Konya’da Menzil Hastanesini kurmasından dolayı memnun olduğunu ve yakinde Ankara’ya geçeceğinin işaretini vermektedir.
  Atatürk’ün Dr. Hüseyin Hüsnü’ye yazdığı bu mektupta Atatürk’e ait  ‘’M.K.’’ imzası vardır ve 30.11.35 (1919) tarihini taşımaktadır. Bu mektup aynen şöyledir.


‘’Kardeşim Hüseyin Bey,
Mektubunuzu memnuniyetle aldım. En müşkil evanda refekat eden arkadaşların vatan halâs-ı na matuf mesaide dahi bana refik olacaklarından mutmainim. Mesai-yi  vatanperveranenizi büyük takdirlerle karşıladım. Yakında size daha yakın bir merkeze geleceğim. O zaman belki görüşürüz. Gözlerinizden öper, temadi-yi afiyetinizi dilerim kardeşim. Mustafa Kemal’’



Dr. Hüseyin Hüsnü Ordu Sağlık Teşkilatının ilk kurucuları arasındadır. Ankara’da Askeri Sağlık Genel Müdürlüğü 1920 Temmuz’una kadar Dr. İbrahim Tali Öngören tarafından Ordu Sağlık Başkanlığı adi altında idare edilmiş ve bu tarihten itibaren Ankara Sultani Mektebi’nin istasyona bakan bir tek odasında faaliyete geçmişti.
Bu dairede hizmetler Akhisarlı Dr. Enver Celal, Çankırılı Akif (sonradan milletvekili), Dr. Yarbay Hüseyin Hüsnü, Dr. Yusuf Kenan ve Dr. Talat Arif Bey (cildiye hocası) tarafından yürütülmeye çalışıldı. Sağlık Dairesi’nin istatistik şubesindeyse Dr. Bnb. Hilmi, Dr. Yzb. Celal Apti, Dr. Yzb. Kadri ve Dr. Bnb. Hasan Kadri (Dirim tıp dergisi) ve Dr. Üstgm. Hamza Vahit (Gogen) Bey (sonraları Gülhane’de profesör tümgeneral) görev yapıyordu.28 Ankara’da Zat İsleri Sıhhiye Şubesi’nde çalışan Dr. Abdullah Üresin ise İstanbul’daki Sıhhiye Şubesi’ne ait bütün evrakları ve defterleri Ankara’ya getirerek büyük bir hizmette bulunmuştu.

  Dr. Hüseyin Hüsnü Ordu Sağlık dairesindeki bu görevi sırasında üç aylığına Amasya’ya gider. Oradaki Ordu lağv edilince Ankara’ya donar. Ordunun taarruz harekâtında Konya’da Sihçiye müfettişi olarak görev yapar. Bu sırada Afyon ve Adana hastanelerini tanzim eder ve yaralıların bakımıyla uğraşır.  Dr. Hüseyin Hüsnü İstiklal Savası’ndaki hizmetleri nedeniyle 4159 nolu İstiklal Madalyası ile taltif edilir.
 İstiklal Savaşı sonrası Ankara’da Sıhhiye Dairesinde şube müdürlüğü yapan Dr. Hüseyin Hüsnü 30 Ağustos’da,  terfi tarihi bir yıl önceye alınarak, Albaylığa terfi eder.  Bir sure Paris’te eğitim gören Dr. Hüseyin Hüsnü yine 30 Ağustos tarihinde Tuğgeneralliğe (Mirlivalığa)terfi etmiştir.
 Dr. Hüseyin Hüsnü Paşa bir ziyafet sırasında rahatsızlanarak Cebeci Hastanesine yatar. Sağ böbreği civarında oluşan cerahat ameliyat edilmesine rağmen vücuda yayılması sonucu 16 Mart 1930 günü vefat eder. Cenazesi askeri törenle Cebeci mezarlığına defnedilir. Madalya ve nişanları halen Harbiye’deki Askeri Müze’de teshir edilmekte olup Ankara’da GATA Tip Tarihi Müzesi’nde anısını yaşatmak üzere bir köşe kurulmuştur.




Sonuç:
 Cumhuriyeti kuran kadrodan olan Dr. Hüseyin Hüsnü Paşanın 47 yıllık kısa ömrünün 17 yivi cephelerde geçmiştir.    Gönüllü olarak katıldığı Trablusgarp’ta Mustafa Kemal ile tanışan Dr. Hüseyin Hüsnü, bundan sonra Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Arıburnu’nda, Anafartalar’da, Bitlis Savası’nda ve 2. Ordu Komutanlığında hep yanında olmuştur.  İstiklal Savaşı’nda Ankara’daki Ordu Sağlık Teşkilatını ilk kuranlardan olan Dr. Hüseyin Hüsnü Konya Menzil Hastanesini kurmuş ve Büyük Taarruz sırasında Afyon ve Adana hastanelerini tanzim ederek yaralı Mehmetçiklerin yardımına koşmuştur. Atatürk, Dr. Hüseyin Hüsnü’yü şöyle takdir etmiştir: ‘’ Hüseyin Bey gayet metin, muktedir, vazifeşinas, emsalsiz, gayyur ve muakkip bir asker doktordur.’’

Operatör Hüseyin Hüsnü Paşa (1883-1930)

Necdet Sakaoğlu-Popüler Tarih / Ağustos 2000
-------------------------------

M. A. Aybar'in büyükbabası Hüseyin Hüsnü pasa 1908 de Selanik'ten İstanbul’a giden Hareket ordusunun kumandanıdır. Zekâsı, çalışkanlığı ve bilhassa organizasyonluğu bakımından Hüseyin Hüsnü paşanın dikkatini çeker onu kendine yaver edinir. Askerler trene binerken Kolağası Mustafa Kemal ile birlikte Selanik tren istasyonunda birlikte çektirdikleri o ender resmin orijinali M. A. Aybar'da vardı, istisnai olarak bana bir kopyasını yaptırıp verdi. Asli herhalde simdi kızında olsa gerek.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=13883.0

-------------------------
1918 - Birinci Dünya Savaşı sona erdi.
Almanya ile Müttefikler, I. Dünya Savaşı'nı bitiren anlaşmayı imzaladı.
Ahmet İzzet Paşa'nın istifası üzerine Tevfik Paşanın kabine kuruşu.

Tevfik Paşa kabinesinin kuruluşu, İngilizlerin Osmanlı hükümetinden Kars, Ardahan ve Batum'un boşaltılmasını istemesi.

Aralarında İsmail Canbulat, Tevfik Rüştü (Araş) Yunus Nadi  ve Hüseyin Hüsnü Paşa'nın bulunduğu Teceddüt Fırkası resmen kuruldu.
-------------------
Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü
CUMHURİYET TARİHİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ için bakınız…
http://www.ait.hacettepe.edu.tr/akademik/ctad7.pdf
----------------------------

 Mustafa Kemal ATATÜRK (1881-10 Kasım 1938)
Dr. Hüseyin AĞCA
http://www.akmb.gov.tr/templates/resimler/File/ATATURK%20(1881-1938).pdf
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !