Embed

Osmanlı cinsellik metinleri...

Osmanlı cinsellik metinleri...

 

 

[ Resim için not: Abdülaziz döneminde,1864'den itibaren 12 yıl boyunca İstanbul’da Saray'da kalan Stanislaus Von Chlebowski'nin 1879 tarihli büyük boy bir yağlıboya tablosu. 'İstanbul'da Bir Esir Satışı'(üstte). Bir 'Valide Sultan' gravürü (sağ üstte). ]

 


Yüzlerce yıl boyunca itinayla saklanan, elden ele gizlice dolaşan, kulaktan kulağa fısıldanan metinler, bu kitapla ilk kez günışığına çıkıyor... Kitaplıkların tozlu raflarında kalmış, elyazmalarının sararmış sayfalarında unutulmuş yazılar bunlar...

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekli. Bu kitapta yer alan metinlerin hiçbiri bize ait değil. Bunları biz yazmadık, sadece bugüne kadar ele alınmayan cinsellikle ilgili Osmanlıca yazmaların bazı bölümlerini, bugünün diline çevirip naklettik. Yüzlerce yıl önce söylenmiş, yazılmış, çizilmiş konulardı bunlar... Ve en önemlisi, hepsi "bizim" öykümüzdü.

Ama günümüzde her nedense üzerlerinde pek durulmamış, incelenmemişlerdi... O zamanlarda, bugünün "muzır" kavramı yoktu. "Uygunsuz" kadın ve erkekler yine iş başındaydı ve hatta hem nüfusa göre oranları daha fazlaydı, hem de faaliyet sahaları daha genişti galiba. Kolluk kuvvetleri "uygunsuzlar" ı o zaman da toplar, şehir dışına sürer mahallenin namusunun temizlenmesine çalışılırdı. Ama günümüzde sık yaşanan bir şey geçmişte pek bilinmezdi.

Cinselliği yazan kaleme yasak yoktu... Hoşgörü, topluma bugünden daha fazla egemendi. Siyaset uğruna nice başlar uçuran, din adına sıra sıra darağaçları dizen Osmanlı, gerçi iktidara karşı söz söyleyeni baş kaldıranı bağışlamamıştı ama cinsellikten bahseden kaleme ses çıkartmamıştı.

Bu serbestlik, "halk siyasetle uğraşmasın da ne yaparsa yapsın..." düşüncesinden mi kaynaklanıyordu, yoksa başka bir sebepten mi, bilmiyoruz... Ama görünen o ki, günümüzden çok daha fazla bir serbestlik vardı...

Örneğin cinsel sağlıkla güç arttırıcı ilaçlardan, aşk teknikleriyle fizyolojik bilgilerden bahseden "Bahnameler"... Hepsi, padişahından sıradan vatandaşına kadar, isteyenin elinin altındaydı...

Veya bir Fazıl Bey...

Türk Edebiyatında, onun kadar açık sözlü bir şair herhalde gelmemiş, hatta ondan sonra da çıkmamıştı... Yahut bir Türk Galip... İmparatorluğun bir paşasıydı. Bir yandan vilâyetler yönetip Babıâli’ye idari raporlar yazarken, bir yandan da Anadolu'nun Kezban’ının, Himmet'inin "çok özel" ilişkilerini anlatmış, cinsel folkloru konu alan dizeler döktürmüştü...

Yüzyıllar öncesinden kalma metinler, okunduklarında cinsel tahrike sebep olmalarının aksine bir mizah duygusu uyandıracak, hatta bazı bölümleri kahkahalar yaratacak şekildedir. Üstelik bunlar, Hintlilerin "Kama Sutra" sı veya Arapların "Kokulu Bahçe"si gibi, doğunun cinsellik klasikleriyle boy ölçüşebilecek zenginlikte bir cinsellik edebiyatına sahip olduğumuzu da kanıtlamaktadır. Okuyucuyu dedelerimizin, büyük dedelerimizin, hatta nesiller önceki atalarımızın okuyup zevk aldığı cinsel metinlerle baş başa bırakmadan önce tekrar söyleyelim... Kitapta yer alan metinler ve anlatılan olaylar, bazı çevrelere aykırı gelecek olsa bile yüzyıllar öncesinden günümüze kadar uzanan bir geleneğin halkalarıdır ve "bizim" öykümüzdür.

Murat Bardakçı Teşvikiye, 1992

Yaz olunca avradlara meylet, kışın oğlanlara ki...

http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=13361.0

 


***

The Death of the Prince of Orange 1861
Stanislaus Von Chlebowski

Ayrıca, Stanislas Chelebowski, “Kağıthane”, tuval üzerine yağlıboya için bakınız 

 

***

okullarda zikir partileri başlıyor. 

prof. dr. abdülaziz bayındır evlatlıkla evlenmek caiz midir? 

taş atan çocuklara tecavüz, 'duvar' filmi değil pozantı

hadım etme geleneği. 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !