19/8/2009 - SODA KÜLÜ VE EKONOMİSİ/Erdoğan'ın gizli BOR PAZARLIĞI
SODA KÜLÜ VE EKONOMİSİ Dr. Ahmet ÜNSAL Eti Holding A.Ş. Tesis Mühendislik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Başuzman
ÖZET Soda külü; kimya sanayiinde gerek üretim miktarı, gerekse kullanım alanı açısından asit veamonyaktan sonra gelmektedir. Endüstride kullanım açısından, hafif, orta ve ağır soda külü olmaküzere üç türde üretimi söz konusudur. Soda külü (Na2CO3); beyaz, kristal yapıda, nem çekici ve kuvvetli alkalin reaksiyon veren birkimyasaldır. Erime noktası 8510C'dir.Dünyadaki soda külü tüketimi 35 milyon Ton/Yıl olup parasal değeri ise 4,5 milyar $/Yıl civarındadır. Bir ülkenin GSMH’sı ile yakından ilgili olan cam ve deterjan üretiminde kullanılan soda külü tüketimi, o ülkenin refah seviyesinin önemli bir göstergesidir.
Dünya soda üretim kapasitesi 2001 yılı için yaklaşık 45 milyon ton olup 35 milyon ton civarında üretim gerçekleşmiştir. Dünyada üretilen sodanın % 65,44‘ü sentetik yollarla, % 34,46'si ise doğal sodadan üretilmektedir. Önümüzdeki yıllarda soda külüne olan yeni taleplerin sentetik sodadan çokdoğal sodaya olacağı tahmin edilmektedir. Üretilen sodanın 6-8 milyon tonu ithalat-ihracatyapılmakta diğerleri ise iç pazarlarda tüketilmektedir. Türkiye’de soda külü sektöründe tek üretici olan Soda Sanayii AŞ. 750.000 ton/yıl kapasitesi ile Dünya soda külü kapasitesinin (2001) % 1,67'sine sahiptir. Şişe Cam Holding AŞ.’nin Bulgaristan Sodi’deki payı olan 300.000 ton ile bu oran % 2,34’e çıkmıştır. 1999 yılında Soda Sanayii AŞ. tarafından 726.000 ton soda ve bikarbonat üretimi gerçekleştirilmiştir.
Dünyanın en büyük trona rezervine sahip ABD’den sonra ikinci büyük trona rezervlerine sahip olan ülkemizdeki trona yatağını değerlendirecek olan Beypazarı Trona Projesi kapsamında 2002-2008 yılları arasında 300 milyon $ lık yatırım yapılacaktır.
Bu yatırım ile yer altı işletmecilikyöntemleri ile 1.8 milyon Ton/yıl civarında trona madeni çıkartılıp, 1 milyon ton doğal soda külü elde edilecektir.ABSTRACTIn chemical industry with regard to production and usage, soda ash follows acid and amonium.In industrial usage, there are three different kinds of soda ash production, namely light, mediumand heavy. Tamamı için bakınız... http://www.metalurji.org.tr/dergi/dergi129/d129_2835.pdf ********************** Sayısız girişimine rağmen bor yataklarının işletilmesinde kamu tekelini kıramayan Rio Tinto,uzun vadeli senaryosunu daha önceden yazmıştır. En azından deterjan sektöründe borun yerine geçebilecek, cam sektörünün ana hammaddesi, Avrupa’ya yakın, zengin Trona-SodaKülü yataklarımıza egemen olmayı başarmıştır.
Trona-Soda Külü nedir? Soda külünün en önemli kullanım alanları cam, kimya ve deterjan endüstrileri olup;-Cam soda külü üretiminin %50’sini, -Kimya %25 ‘ini, -Deterjan %15’ini, -Kağıt, su arıtma ve baca gazı desülfürizasyonu ise %10’unu oluşturmaktadır.
Dünya soda külü üretimi kapasitesi yaklaşık olarak yılda 45,1 milyon tondur. Bunun; -29,5 milyon tonu sentetik, -15,6 milyon tonu ise doğal üretimdir.Ancak Dünya doğal soda külü üretim kapasitesi giderek artmaktadır. Bu artışın temel sebebidoğal soda külü üretim işlemlerinin maliyetinin düşük olmasıdır.
Türkiye’de şu anda soda külü ile ilgili 3 şirket bulunmaktadır. Doğal soda külü şirketleri Rio Tinto ve Park Holding-Eti Maden İşletmeleri dir (%26’lık hisse ile).
Mersin Soda Sanayii A.Ş. ise yılda yaklaşık 800.000 ton sentetik soda üretimi yapmaktadır. Buüretimin yaklaşık %32'si kendi şirketleri bünyesinde tüketilmekte, yaklaşık %14'ü diğer yurtiçi müşterilere satılmakta ve yaklaşık %54'ü ihraç edilmektedir.
TRONA’ da Rio Tinto Egemenliği Türkiye’deki büyük trona rezervi 1979 yılında tespit edilmiştir. Beypazarı’nda bulunan bu trona madenleri 1983’te 2840 sayılı yasa ile “Devletçe İşletilecek Madenler” kapsamına alınmış ve Etibank’a devredilmiştir. Hemen akabinde dünya trona tekelini oluşturan Amerikan şirketleri ve sentetik soda külü üreticisi Avrupa şirketleri (FMC WYoming Corporation, Solvayve Rio Tinto), Etibank ile resmi görüşmelere başlayarak trona çıkartılmasında gönüllüolduklarını bildirmişlerdir. Tamamı için bakınız... http://www.metalurji.org.tr/dergi/dergi140/d140_2027.pdf ********************* Erdoğan'ın gizli BOR PAZARLIĞI
Türkiye-Avustralya Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması Taslağı'nın 10'uncu maddesi *Başbakan Tayyip Erdoğan dünyanın bir ucu Avusturalya'da, Türkiye'nin bor madenlerini ABD sermayeli Rio Tinto'nun kontrolündeki madencilik tekeli BHP-Billiton'a pazarladığı ileri sürüldü. MMO tarafından yayınlanan (http://www.maden.org.tr]www.maden.org.tr) sitesinde yeralan bir habere göre Avusturalyalı madencilik tekeli BHP-Billiton Türkiye'nin bor madenlerine sahip olacak.................. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4018.0
İlgili yazılar için... KÜRESEL KATİL RIO TINTO. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2164.0 ---------- BOR MADENİ VE TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=47.0 ---------- TAYYİP ERDOĞAN'A GÖNDERİLEN CFR PLANI http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=355.0 ---------- Rio Tinto ve Bor Pazar yapısı - Galip TÜRKMEN ( Eti holding Müfettişi) http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=267.0 ---------- İngiliz Egemenliğinin Amiral Gemisi Rio Tinto ve Kartele Terkedilen Bor Pazarı http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3396.0 ------------- Bir dostumuzun konu hakkındaki yorumundan ilgiç bir cümle. Bir iyice arastiriverin ve ogrenin bunlarin perde arkasi GERCEK sahipleri kimlermis. 1) Petrol ve enerji kaynaklarını elinde bulunduran karteller (örn: Esson-Mobil, BP, Royal Dutch Shell, Rio Tinto gibi) 2) Menkul Değer piyasalarında oynayan büyük oyuncular. ( örn: Meryl Lynch,Soros eliyle oynayan Rothschild ailesi vb.) 3) Silah sanayi ve tüccarları. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1639.0 *************** Ciner medyasına el kondu (bakınız sabah-atv olayı), karşılığında Beypazarı hediye edildi ve Ciner sustu.Var mı Habertürk gazetesinin bir muhalefeti akp'ye? Ben göremiyorum,ya siz? Y.Öztürk ---------------- Irak casusluğundan 15 seneye mahkum edilince Almanya'ya kaçan ve orada ölen eski ZAMAN gazetesi yazarı İLHAN BARDAKÇI'nın oğlu MURAT BARDAKÇI'yı boşuna mı Habertürk TV ve Gazetede işe aldı?
CİN,ciner sanıyorsunuz? Ciner'in Beypazarı soda külü-(madenin jeolojideki kimyasal adı Trona) madenini ele geçirip 15 yıl sonra üretime açması tam bir,çok ayaklı;ballı medyatik-ekonomik-stratejik-mutlaka siyasal olay.. Zamanlamaya çok dikkat! Medyatik : -Ciner medyada atağa geçiyor, -Aydın Doğan'a nakavt yumruğu çakılıyor. Ekonomik-Siyasal; -Soda üretimini madenden değil daha pahalı sentetik Solvey ile üreten İş Bankası'na çok büyük tokat atuılıyor.İş.B.'nın Mersin Soda'sı en az % 30 pahalı kalacak ve kapanacak .. -Soda'da asıl ihtisas ve teknik kadro İş B.-Mersin Soda'da olmasına rağmen İş B. CHP ilişkisi nedeniyle harcandı.İşin gecikmesi de aslında bu kavga yüzünden! Ciner'in medyasını iyi izleyin,gazete,tv,internet'de istihdam ettiği dansözleri,en az,dansöz asena,dansöz hadise kadar konjonktörel düm-tek, düm-teklemeleri gerekecek! Fatih Altaylı bu işin zaten piri. Habertürk TV son aylarda kürtçüler,entel aydınlara,beyin yıkayıcı programlara damardan girişe zaten hazırlık yaptı.. Ciner gelecek günleri de hesaba katarak dansedecek.. Yapılan yatırım ciner'i büyük borç ve risk altına soktu.. Soda külünde de rakibi meşhur belçika Solvey tröstü. Amerika'nın en büyük trona-soda külü dağını birkaç yıl önce ele geçirdi.. Ciner'i Türkiye içine hapsedebilir. Çook ilginç olaylar,sambalar,dansözlükler seyredeceğiz.. Türkiye'de deterjan ve tekstil ve kullanılan soda miktarı sanıldığı kadar büyük ve çok, çok önemli değil.
Cam sanayii daha önemli soda satıcıları için,zaten İş B.şişe-cam mersin sodayı bu amaçla kurmuştu!
Yani soda külü olayı ile İş B.vurulacak,Ciner kullanılarak! Gerisini olaylar geliştikçe yazarız. Gündemi 12'den yakalamışsın Değerli Ahmet Dursun. B.Savaş. ----------------- Irak ve Libya casusluğu... O davanın ayrıntılarına vakıf olmak istedim ama acaip bir sis perdesi ile karşılaştım. Ankara'nın ünlü bir avukatına teklif götürülüyor,avukat dosyayı inceliyor, "ben casusluktan suçlanan birini savunmam" diye reddediyor. Bir başka avukat temsil ediyor ama o da hukuki hatalar yapıyor. Peki bu casusluktan hükümlü İlhan Bardakçı,İlhan Murad mahlası ile nerede yazılar yazıyordu? F tipinin resmi yayın organı Zaman gazetesinde! Tesadüf diyor ve geçiyorum. Y.Öztürk ********** İlhan Bardakçı kimdir?
Milli Mücadele kahramanlarından Konya Valiliğinden emekli Cemal Bardakçı ve Merhume Fatma Nuriye hanımefendinin çocuğu olarak İstanbul' da dünyaya geldi. İstanbul Hukuk Fakültesi' nden mezun oldu. 1948 yılında gazeteciliğe başladı.
Yeni Sabah Milliyet Havadis ve Cumhuriyet gazetelerinde mesleğin her seviyesinde çalıştı. 1956 yılında Macar İhtilalini tek Türk gazetecisi olarak izlediği ve dizi yazı olarak yayınladığı bu röportajı ile Türkiye'de ve Avrupa'da ödüller aldı.
Fransızca İngilizce ve İtalyanca dillerini bilen yazar bu dillerde birçok eserler ve konferanslar vermiştir. Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Okulu'nda "Mukayeseli Devlet Fikir ve Rejimieri" dersini okutmuştur. Basın Şeref Kartı sahibi 35 senedir Tülay Bardakçı ile evlidir.Yazar Murat Bardakçı'nın da babasıdır.
HAKKINDA YAZILANLAR HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI MURAT BARDAKÇI'NIN ''CASUSLUKLA SUÇLANDIĞI'' İÇİN YILLARDIR YURTDIŞINDA YAŞAYAN BABASI İLHAN BARDAKÇI ÖLÜM DÖŞEĞİNDE... AİLESİ AFFEDİLİP TÜRKİYE'YE DÖNMESİNİN SAĞLANMASI İÇİN CUMHURBAŞKANI SEZER'E BAŞVURDU !!! Bardakçı Ailesi
Uğur İpekçi Hürriyet 25 Mayıs 2001 Bu topraklardaki insan öyküleri hep trajik olmak zorunda mıdır?... O beylik lafları kullanmak istemiyorum ama bizim insanımızın öyküsü öyle her ülkede görülecek gibi değil hani. Size yakın tarihimizden birkaç örnek vermek istiyorum.... Kaçımız bilebilirdik; 2. Abdülhamit'in torunu Şehzade Abdülkadir Efendi'nin Paris'te Amerikan Askeri Mezarlığı'nda bekçilik yaptığını... Keza yine 2. Abdülhamit'in torunu Şehzade Abdülkerim Efendi'nin 1930 yılında Japonya'nın desteğiyle Moğol İmparatoru ilan edilmesi söz konusu iken New York'ta bir otel odasında cesedinin bulunduğunu... Padişah Mehmet Reşat'ın torunu Şehzade Mahmut Namık'ın bir zenci torunu olduğunu ve halen Londra'da yaşayan Mahmut adındaki bu zencinin Osmanlı Hanedanı'ndaki ilk siyah şehzade olduğunu... Peki bizler o kadar İkinci Dünya Savaşı hikayesi okuduk seyrettik. Kaçımız biliyorduk; 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlara karşı oluşturulan Paris'teki direniş komitelerinin birinde Padişah Mehmet Reşat'ın torunu Şehzade Fevzi Efendi'nin de bulunduğunu ve üstelik bildiri dağıtırken yakalanıp hapis yattığını... 1944 Ocak ayında Alman uçaklarının Bulgaristan başkenti Sofya'yı bombalaması sonucu ölen siviller arasında 60 yaşındaki Şehzade Mehmet Abdülkadir'in de bulunduğu....
Sürgünde yaşayan "Son Osmanlılar" ın yaşam öykülerini ne güzel anlatır gazeteci Murat Bardakçı...
"Son Osmanlılar" atalarının "diyetlerini" ödemektedirler. O günlerde yeni bir Türkiye yaratmak isteyenler tarafından topraklarından sürğüne gönderildilerin hepsi 144 kişiydi. "Borçlarını" fazlasıyla ödediler. Öyleki cenazeleri bile ülkeye sokulmadı... "Şartlar öyle gerektiyordu bu nedenle yapılanlar doğruydu" da diyebilirsiniz karşı da savunabilirsiniz. Ben bu yazıda bunu tartışmak istemiyorum. Ben olayın sadece insani boyutuyla ilgiliyim.
Tüm bu girişi bir noktaya gelmek için yazdım: Sürgündeki insanların hikayelerini kaleme alan Murat Bardakçı'nın babası da bugün "sürgündedir." Gazetecidir tarihcidir.
Ne yazık ki her insan gibi o da yaşamında hatalar yapmıştır. 1985 yılında Türkiye hakkındaki bilgi ve belgeleri Irak ve Libya'ya sızdırdığı iddiasıyla yargılanmış ve 15 yıla mahkum olmuştur. Cezaevine girmemek için Almanya'ya kaçmıştır. Murat Bardakçı'nın yazdıklarına kızanlar ona hemen babasının başına gelen bu talihsiz olayı hatırlatırlar.
Benim öyle bir amacım yok. bugün Almanya'da ağır hasta. Gözlerini Anadolu toprağında kapatmak istemektedir. Yakınları ve dostları Cumhurbaşkanı Sezer'e başvurdular cezasını affetmesi için. Sezer bugünlerde Bardakçı'nın sağlık raporlarını inceletiyor. Eğer Cumhurbaşkanı Sezer affederse; oğlu Murat Bardakçı'nın yazdığı gibi cenazeleri bile ülkelerine sokulmayan "Son Osmanlılar" la aynı kaderi paylaşmayacak... Dedim ya beni olayın sadece insani yönü ilgilendiriyor. Umut ederim Cumhurbaşkanı Sezer'le benzer duyguyu paylaşıyoruzdur… ------ Aşkına ulaşamadan dünyası değişti Latif Çelik (Almanya) Aksiyon YIL:10 | SAYI: 499 | 30 Haziran 2004 Yeni Türk devletinin temeline harç koyan bir aileden geliyordu . Kelimenin tam anlamıyla bir Türkiye aşığıydı ama büyük aşkına kavuşamadan dünyasını değiştirdi.
Bir vatansever sessizce dünyasını değiştirdi. Sürgün idi ama küsmedi devletine. Çünkü o devleti kuran bir aileden geliyordu. Babası Cemal Bardakçı Mustafa Kemal ve arkadaşları daha Ankara’ya gelmeden siyasi konjonktüre etki eden asayişi sağlayan kısacası Kuvay—ı Milliye ruhunu diri tutan biriydi.
Sivas’tan yola çıkan Heyet—i Temsiliye’nin Ankara’ya geleceği Anadolu’da konuşulurken herkes bir hazırlık içindeydi.
Osmanlı zaptiye teşkilatından Cemal Bardakçı'da işgal altındaki şehirde bir şeylerin yapılmayacağını anlamış ve bir grup İttihatçı arkadaşı ile beraber iki ay evvel bu şehre gelip Emniyet Müdürü olarak göreve başlamıştı.
Osmanlı yönetiminin Ankara’daki son ve aynı zamanda Mustafa Kemal yönetimindeki Ankara’nın ilk Emniyet Müdürü olan Cemal Bardakçı Dikmen sırtlarından Ankara’ya giren Mustafa Kemal Refet Bele Rauf Orbay ve İsmet İnönü’yü ilk karşılayanlardandı. Cumhuriyet ilan edildikten sonra Mustafa Kemal’in valilik kararnamesine ilk imza attığı insandı. Konya’da Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk valisi olarak göreve başladığında 26 yaşındaydı.
Aile şeceresinden 1820 yılına kadar Balıkesir Burhaniye bölgesinde yaşadığı kesin olan Bardakçı ailesini Osmanlı’nın son döneminde devlet katında görüyoruz. İttihat ve Terakki’de kısa zamanda sivrilen Cemal Bardakçı Cumhuriyet Türkiyesi’nin başlangıcındaki bütün zorlukları yaşayan biridir. Konya’da vali iken aldığı maaş 4 liradır. Oğlu İlhan ise bu yıllarda iki yaşındadır. 7 yaşından itibaren İlhan artık dost sohbetinde misafir karşılamada hep babasının yanındadır.
İmparatorluktan Cumhuriyet’e geçiş yıllarının Türk milletine getirdiği ağır yük Bardakçı ailesinde de hissediliyordu. Baba Bardakçı devlet işlerinin yanında oğlu İlhan’ın eğitimine çok titizlik gösteriyordu. 1944’te 19 yaşında iken çocuk kitapları çıkarmaya başladı. Yazarlıktaki başarısı yıllarla beraber hızla yükseldi. Özellikle tarihi ve milli konuları ele alma şekline konuya hakimiyetine basın yayın organları hemen ilgi gösterdi. Kitaplarından en önemlileri “İmparatorluğa Veda” “Taşhan’dan Kadifekale’ye” “Bir İmparatorluğun Yağması” ve “İnsanlık Zelzelesi”dir. Çeşitli yayınevlerinde 24 eseri yayınlanan Bardakçı’yı uzun yıllar Tercüman Gazetesi’nde tarih sohbetleri yazarken görüyoruz.
60’lı yılların başında Milliyet Gazetesi’ndeki yazı dizisi ile Cumhuriyet’in başlangıç yıllarını en iyi anlatan yazar seçildi. Basın yayın yüksek okulunda öğretim üyeliği yaptığı sıralarda devlet adamı olmanın iyi bir insan olmanın ve gerçek bir gazeteci olmanın ilk şartının devleti sevmek olduğunu söylerdi. Onun derslerini dinleyen ve çizgisini takip eden birçok mezun Türk basınında kalem oynatıyor bugün.
TRT’de radyo programlarında Çanakkale’yi İstiklal Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu kendi sesiyle anlattı. 70’li yıllarda televizyonun hayata girmesiyle Bardakçı’yı birkaç idealist arkadaşı ile beraber ellerindeki kamerayla görüyoruz. “1206 Gün” adlı programında Cumhuriyet Ankara’sının en sancılı saatlerini ekrana aktarmaya çalışıyordu. Bu programın çekimi sırasında tutuklandı ve cezaevine kondu iki yıla mahkum edildi. Sonra salıverildi. Sonra tekrar mahkumiyet kararı verildiği halde tutuklanmadı. Sanki bir nevi Türkiye’den gitmesi isteniyordu.
Mahkum olduğu davada verilen kararın siyasi boyutunun olduğu yıllarca söylendi. Çünkü savcının beraat talebine karşılık mahkum edilmişti. Kendisini ülkesinden ayıran olaylar sonrasında Bardakçı’nın Avrupa’da sürgün yılları başladı. 1990 yılı başında Almanya’ya gelen İlhan Hoca’yı gurbetteki Türkler bağırlarına bastı. Toplam 400 ayrı konferansta vatan sevgisini konu alan seminer veren Bardakçı vatan sevgisi ve milliyetçilik bilincinin canlı tutulmasında önemli çalışmalarda bulundu. Osmanlı’nın 700’üncü kuruluş yıldönümü sempozyumlarında tarihseverlere veciz konuşmalar yaptı. Özellikle ATİB ve Türk Federasyon dernekleri kendisine sürekli kürsüler vererek gençlere ruh aşılamasına yardımcı oldular. Hoca’nın yanında iki önemli isim gördük hep; Musa Serdar Çelebi ve Dr. Yaşar Bilgin. Biri siyasi ve sosyal olarak diğeri de sağlık açısından son saniyede bile yalnız bırakmadı.
Bardakçı’ya Avrupa’da kucak açan kurumlardan biri de Zaman gazetesi oldu. 1992’den itibaren Zaman gazetesinde yazmaya başlayan ve vefatından birkaç gün öncesine kadar da Avrupa Zaman’da yazılarını ara vermeden sürdüren çeşitli Türk derneklerinde sohbet toplantıları yaparak insanları aydınlattı. Bir seferinde Çanakkale Zaferi kutlanacaktı. Koca salonda 23 kişi vardı. Bardakçı az sayıda kişi olmasını hiç problem yapmadı. Konuşmasını aynı aşk ve heyecanla yaptı. Arkadaşları onun moralinin bozuk olabileceğini düşünürken o “Müjdeler olsun Çanakkale Zaferini andık” dedi.
Rahmetli kimseyi kırmamaya insanları bilgilendirmeye çalışırdı. Yargıtay’ın bozduğu mahkumiyet kararını kendine yediremediği için hiç bir zaman dilekçe ile şahsi başvuru yapmadı. Vakar sahibi idi. Hiçbir zaman hatta yürümekte zorlandığı son anlarında bile “Beni affedin” diye eğilmek istemedi. “Kimliğini taşımakla gurur duyduğum devlet benden yaptığı hata ve ortadaki iftira için özür dilesin” dediğine şahit oldum. İstiyordu ki devlet yaptığı hatayı kendisi düzeltsin. Bu devlet düzeltip özür dileyeceklerini sıraya koysa sana zor sıra gelir hocam diyemedik kendisine. Cumhurbaşkanı Sezer’in incelemekte olduğunu basından öğrendiğimiz dosyanın Türkiye âşığı bu insanın lehine bir kararla neticeleneceğine inanıyoruz.
Çok garip Türkiye’nin sevdalıları dünyanın dört bir yanına neden savruluyor demek geçiyor içimde. Frankfurt’tan New York’a Moskova’dan Yeni Delhi’ye kadar bu vatanseverler ülkelerinden neden uzak tutulmaya çalışılıyor sahi? yaşadığı sürece kalemini hep milletinin lehine kullandı. Onun satırlarını okuyanlardan hiç kimse devlete kırgınlığına şahit olmadı. Hastaneden yazdığı son yazılarında bile “Son Türk devletine sahip çıkalım” diye üzerine basarak yazdı. Bir gün kendisine karşı yapılan hatanın düzeltileceğine hep inandı. Fakat emr—i Hak vaki oldu ve Türkiye’nin bu muhteşem âşığı sevdiğine kavuşamadı. Sevenlerin sevdiğine kavuşamaması insana acı geliyor. ülkesini çok seviyordu. Keşke kavuşsaydı. Allah rahmet eylesin. Alıntıdır. ************ Murat Bardakçı'yı KINIYORUM. http://ahmetdursun374.blogcu.com/murat-bardakci-yi-kiniyorum_49494871.html
|
|
Yorum
yaz!
|
|
Hakkımda
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP
OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
Eflatun,
HUKUK
a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa, mad. 24/3/
b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/
c) Herkes düşünce ve kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26
Arkadaşlarım
• okay YILDIZ • ercan şen • necaticavdar • seden s. • yagmurvetoprak • laleninbahcesi • sennurozturk • aktifus • mustafabaygin • saraykoy • tulaybilgin • cihateri • İnsiyaki Milli • Sezgin KOŞAR • yildizlarvegece • paratoner • karsittez • hazanseli • cumhuriyethalkpartisi • barometre • sanatyeri • erenyemi • fcinar55 • erginbay • prewar • dogpol • onurlu1turk • kerkukunsesi • candanof • aliuluc • skurt • pistols • livanca • leventgeckalanlar • leventburda • Blogcu Yardım • alevidostlar • sue • Angel Dream • hukuksal • alisevgi • Kitap Özeti • 93busra • dilsizmutercim • benyaziyorum • cem38 • ALİ ÖZTÜRK • sakirmgk • loji • hocaileessek • snecateren • yuceltanay53 • benyaziyorumsiyaset • zeynep03 • vakanuvis • rizelli • romanozeti • gencsblog • benyaziyorumflashheader • aheng • Pelin Zeybek • tatilvakti • E. Demirel • tuncaytemiz • turkeyphotogallery • aylin toygun • hilalliler • MATEMATİK ÖĞRETMENİ RAGIP ŞAHİN • kristinaodonnelly • karya35 • ECECE BİR YAKLAŞIM • busraustaomer • kurucafe • barbibarbieoyunlari • futuristar • drsaglik • zalim ...
----
-------
---
|