TÜRKİYE:TÜRKİYE NEDEN IRAK'IN KUZEYİNE GİREMİYOR?

Türkiye Neden Irak'ın Kuzeyine Giremiyor?
Sedat Laçiner
3 / 9 / 2007

Son günlerde İran'ın Kandil Dağı ve çevresine dönük saldırıları yoğunlaştı. İran havan atışları ve bazen de hava saldırıları ile Kandil Dağı ve çevresini yoğun bir şekilde dövüyor. Saldırılar bazen kesiliyor, bazen artıyor. Ayrıca karadan da nokta saldırıları ve indirmeler yapıldığı iddiaları var. Ancak bu kısımda detaylar oldukça eksik. İçeride kaç İran askeri var, belli değil. Saldırının gücü ve etkisini de kestirmek kolay değil. Haberler daha çok Barzani, Talabani ve PKK-PJAK kaynaklarından geliyor. Onlar da saldırıların sivil köylülere zarar verdiğini, yüzlerce Kürdün köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını iddia ediyorlar. Kürt parlamentosunun verilerine göre 20 köyden 450 kadar aile köylerini terk etmiş. Bölgeden kaçtığı söylenen köylülerin ifadelerine göre İran'ın bölgeye attığı toplar sınırdan 30 km içerilere kadar ulaşmış. Reuters, Associated Press gibi saygın görünen haber ajansları dahi tüm bilgileri İran kanadından çok Iraklı Kürt kanadından alıyorlar ve adeta Talabani-Barzani propaganda makinesi gibi çalışıyorlar.

 

Bu saldırı İran'ın bölgeye ilk saldırısı değil. Geçtiğimiz yıl da daha küçük çaplı bir saldırı operasyonu düzenlenmişti. Bazı PKK üst düzey yöneticilerinin bu saldırılarda yaralandığı da biliniyor. İran'ı bu tür saldırılara yönelten nedenler ise çok net:

 

PKK ve onun İran'a dönük kolu olan PJAK İsrail ve ABD tarafından destekleniyor. Bu destek bazen göz yumma oluyor, bazense silah ve mühimmata kolay ulaşım. Üstelik bu sadece bizim iddiamız da değil. Nedeni ise son derece basit: ABD'nin İran'ı zayıflatmak istemesi. Şu anda bile Pentagon'da çok sayıda saldırı planı hep İran üzerine. Bu ortamda PKK-PJAK da maliyetleri azaltabilecek bir araç olarak görülüyor. ABD ve İsrail'in PKK-PJAK'ı desteklediğini bölgedeki tüm istihbarat birimleri biliyor. Dahası Amerikalı gazeteci Hersh de New Yorker'da 2006 yılında bu konuyu açıkça işlemişti. Konu İsrail medyasında da 2006'da yer aldı. Teröristlerin üzerinden Amerikan silahları çıkması da bir diğer işaret. Dolayısıyla İran'ın PJAK'a saldırması son derece doğal. Olası bir savaşta arkadan vurulmak istemiyor. Bir de PJAK teröristleri ile uğraşmak istemiyor.
PJAK son dönemde yoğun bir şekilde İran içlerine silah taşıyor. Bu silahların mühim bir kısmı Amerikan yapımı. Pentagon'un da açıkça kabul ettiği 190.000 tüfek dışında başka silah ve patlayıcılar da var. Özellikle sınırdan geçen C4'ün haddi hesabı yok. Bu silahların olası bir savaş esnasında İran'ı arkadan vurmak üzere çıkarılacak bir isyanda kullanılmak istendiği sanılıyor.
PJAK Irak Savaşı'ndan bu yana İran içlerinde çok sayıda güvenlik görevlisini öldürdü. Kamuoyuna açıklanmayan bazı önemli suikastların arkasında da PJAK'ın olduğu sanılıyor.
 

Kısacası İran'ın PKK ve PJAK kamplarına saldırması için nedenleri oldukça güçlü. Böyle bir durumla hangi devlet karşılaşsa meşru müdafaa hakkı çerçevesinde gerekli karşılığı verir. Çünkü bölgenin meşru idaresi İran'a karşı saldırılar konusunda üzerine düşeni yapmamıştır.

 

İran'ın müdahalesinin Türkiye'yi de memnun ettiği açıkça görülebiliyor. İran saldırılarını arttırdıkça Türkiye de sınır boyunca kontrollerini arttırarak teröristlerin sınırı geçmemesi için her türlü önlemi alıyor. Hatta sınır boyunca bazı noktalarda Türkiye'nin de teröristlere dönük baskı uyguladığı ve Kandil bölgesini İran ve Türkiye'nin iki koldan izole etmeye çalıştığı anlaşılıyor.

 

Bu manzara karşısında Türkiye'de bazı kesimler ise "İran Kuzey Irak'a müdahalede bulunuyor, biz neden sınır ötesi operasyon yapmıyoruz ?" diyorlar. Hatta bazıları soruyu daha da ileri götürüyor ve "ABD'den İran'a hiçbir tepki yok, peki Türkiye neden engelleniyor?" diyor.

 

İlk başta bu tür sorular mantıklı görünse de aslında elma ile armudu toplamaktan hiç farkı yok. Çünkü,

 

Bir: Türkiye zaten Irak topraklarının içinde. İran'ın yeni yapmaya başladığı hava ve top saldırılarını Türkiye 1990'lı yıllardan bu yana sürekli olarak yapıyor. Geçmişte çok sayıda büyük çaplı sınır ötesi operasyon yapan Türkiye küçük çaplı hava saldırılarını neredeyse kesintisiz uyguluyor. Top atışları Türkiye için neredeyse sıradan bir önlem. Dahası içeride kalıcı askerlerimiz de var.

 

İki: İran'dan önemli bir diğer farkımız Kandil Dağı'nın Türkiye'nin sınır çizgisi üzerinde olmayışı. Dağ ve üzerindeki terör kampları İran-Irak sınırının tam üzerinde ve İran'ın uzaktan saldırılar ile bir noktaya kadar sonuç alabileceği bir mesafede. Bu arada PKK'nın dağa inşa ettiği sığınakları İranlılar bizden çok daha iyi bilirler. Nihayetinde binayı yapan işçi oturan kadar oraya vakıftır değil mi. Bu bağlamda Türkiye sadece uzaktan atışlar ve sınırlı hava operasyonları ile istediği sonuçları alamıyor. Kendisini daha büyük çaplı operasyonlara zorunlu hissediyor. Diğer bir deyişle Türkiye için bahsettiğimiz sınır ötesi operasyon İran'ın şu anda yapmakta olduğu tarzda olmayacaktır. Daha kapsamlı ve daha maliyetli olacaktır.

 

Üç: ABD'nin İran'a Kuzey Irak saldırısı nedeniyle en azından şu ana kadar çok sert bir tepki göstermediği doğrudur. Hatta Irak'ın tepkisi dahi son derece çekingen olmuştur. Iraklı Kürtler dahi açıkça İran'ı tehdit eder tarzda konuşamamışlardır. Örneğin Türkiye'ye karşı kullandıkları sert dili İran'a karşı kullanamamış, bunun yerine uluslar arası kamuoyunun dikkatini propaganda kanalları ile çekmeye çalışmışlardır. Çünkü İran, Irak içinde çok etkili bir aktördür. Kürtlerin İran'ı tam anlamıyla karşılarına almalarının Irak içindeki maliyeti oldukça büyük olur. İran doğrudan Barzani ve Talabani'nin çevresine maddi zarar dahi verebilecek bir güce ve yaklaşıma sahiptir. ABD'ye gelince, İran'a tepki göstermediğini, saldırıları 'hoş karşıladığını' söylemek gülünç olacaktır. Çünkü Pentagon gece gündüz İran'ı nasıl vuracağının hesaplarını yapmaktadır. Bush'un son dönemdeki İran söylemi çok sert bir savaş söylemidir. İran ile ABD'nin ilişkileri olabilecek en kötü düzeylerden birindedir. Böyle bir ilişkiyi Türkiye-ABD ilişkisi ile karıştırmak doğru olmaz. Bu arada Türkiye'nin Irak'ın kuzeyine askeri operasyon yapmamasının nedenini sadece ABD'ye bağlamak da yanlıştır. Bana sorarsanız ABD özellikle Şubat 2007'den bu yana sınırlı bir operasyonun kendisini rahatsız etmeyeceğini defalarca belli etti. Zaten yapabileceği pek bir şey de yoktu. Ama operasyon büyür ve kuzeydeki tüm dengeleri alt üst ederse elbette ABD işin içine girer. Bu İran için de geçerlidir. Örneğin İran saldırıları Erbil'e ya da Kerkük'e uzanacak olur ise ABD'nin sessizliğini muhafaza edeceğini düşünmek doğru olmaz. Diğer bir deyişle ABD zaten sorunlar yaşadığı Irak'ta bir de kuzeyin karışmasını istemiyor. Bu arada Amerika'nın PKK'ya olan desteğinin sınırı da iyi bilinmeli. ABD de, İsrail de PKK'yı İran'a karşı destekliyor, Türkiye'ye karşı değil. Ayrıca İran'a karşı bile vazgeçilmeyecek bir güç değil. Hatta ilk feda edilecekler arasında. Amerika'nın Kürt kartını oynamak için PKK gibi sonu gelmiş, uzatmaları oynayan bir örgüte mahkûm olduğunu sanmak yanlış olur. Aksine PKK ayakta kalmak için ABD'ye muhtaç ve onun işine nasıl yarayabileceğini kanıtlamanın telaşı içinde. Özetle, Türkiye Irak'taki PKK terör kamplarına karşı hedefe odaklı bir operasyon yapacak olur ise ABD'nin buna makul sınırları aşan bir tepkisi olmayacaktır. Operasyonun şu ana kadar yapılmamasının nedeni tek başına ABD hiç değildir.

 

Dört: Türkiye'nin büyük bir Kürt sorunu, büyük bir Güneydoğu Anadolu Bölgesi sorunu ve büyük bir terör sorunu bulunmaktadır. Bu üç sorun aynı dönemde ve çok güçlü bir şekilde Türkiye'nin karşısındadır. Birbirleriyle ilintili olsalar da tek bir sorun sayılamazlar ve her biri Türkiye'yi inanılmaz derecede yormakta ve adeta gücünü emmektedir. Oysa İran'ın PJAK ile sorunu bu kadar kapsamlı değildir. Sorun son derece marjinaldir. İran'ın kendine özgü yapısı içinde Kürtlerin yaşadığı bölgenin adı 'Kürdistan'dır ve PJAK'ın bölücü saldırıları Tahran için baş edilmesi güç bir kitlesel hareket oluşturabilmiş değildir. Bu bağlamda İran, Kürtleri ile olan sorunlarını daha geçici önlemler ile çözmeye çalışabilir belki. Ancak Türkiye için tablo daha karmaşıktır. Biraz önce saydığımız sorunlar kronik bir hal almıştır. Bu nedenle Türkiye sorunlara tek boyutlu bakamamaktadır. Irak'ın kuzeyine yapılacak bir operasyonda yüzlerce teröristi öldürmek mümkündür. Ancak bunun siyasi sonuçları ne olacaktır. İran'ın Irak'ta PKK kamplarını vurması ile Türkiye'nin vurması aynı sonuçları mı doğurur? Eğer askeri sahada kazandığımız zaferler bize siyasi alanda PKK'nın güçlenmesi olarak geri dönerse ne olacaktır. Demek istediğimiz Irak'ın kuzeyine askeri operasyon yapmayalım değildir. Ancak Türkiye bu tür operasyonları İran'dan daha kapsamlı düşünmek ve çok sayıda alanda eşgüdümlü olarak yapmak zorundadır. Türkiye ekonomisi İran'ınki gibi sadece petrole dayanmamaktadır. Türkiye, İran gibi ABD ile köprüleri yakmış bir ülke değildir. İran'ın aksine Türkiye Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakereleri yapmaktadır... ve daha nice farklı boyut daha vardır. Yani Türkiye zücaciyeci dükkânına fil ile dalamaz. Dalacaksa bunun maliyeti getirisine değmelidir. Siyasi ve ekonomik maliyetleri bir yana bırakalım Türkiye'nin teröristler ile savaşının asıl içeride bir derinliği bulunmaktadır. Terör örgütü yüzlerce kilometrelik bir derinlikte Türkiye içinde saldırılarda bulunabilmektedir ve buna bir de Irak'ın kuzeyini eklemek İran'ın attığı birkaç parça top güllesi ya da havadan bombalama ile bir tutulamaz. Başka bir deyişle Türkiye çok daha kapsamlı ve çok daha fazla boyutta operasyonlar zincirini neredeyse hatasız gerçekleştirmek zorundadır. Bu nedenle şu ana kadar diplomasi ile ve diğer maliyeti nispeten daha düşük araçlar ile sonuç alınmaya çalışılmıştır.

 

Beş: İran ile Türkiye arasındaki bir diğer fark ise yönetimlerindedir. İran'da devrim yönetimi vardır ve tüm iç rekabetlere rağmen Tahran idaresi kararlarını bir tür kara kutu gibi alır. Türkiye'de ise en hayati kurumlar dahi birbirine düşmüş ve Irak'a sınır ötesi operasyon kurumsal ve bireysel çekişmelerde bir tür malzeme haline gelmiştir. Başka bir deyişle Türkiye'nin Irak'a girmemesinin/girememesinin nedeni güç yetmemesinden değil, içeride en temel konularda dahi mutabakat eksikliği yaşanmasından kaynaklanmaktadır. Elbette dış güvenlik sorunlarını iç siyasi hedeflerine araç yapan az sayıda, ama etkili kişilerin de bulunduğunu ve operasyonun yapılmasını güçleştirdiğini ekleyelim. Geçmişte Çankaya, Başbakanlık ve ordu arasında rekabet varmış gibi bir algının dışa yansıtılmasının bedeli ağır olmuştur. Hatırlayınız, eğer Kuzey Irak'a girilirse Türkiye'de seçim yapılamayacağını söyleyenleri.

 

Tüm bu verilerin ardından denebilir ki İran'ın top atışlarına bakarak Türkiye'nin neden sınır ötesi operasyon yapmadığını anlamak mümkün değildir.

 

4 Eylül 2007

slaciner@gmail.com
 
Sedat Laçiner

slaciner@gmail.com
Tel: 0 312 2122886-87
Fax: 0 312 2122584

****************

Yorum Yaz