YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILIN KISA TARİHİ: DÜNYA DÜZDÜR

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILIN KISA TARİHİ: DÜNYA DÜZDÜR

 

Bahri ÇABUK
                                            Ahmet Yesevi Üniversitesi
                                                Uzaktan Eğitim Fakültesi
                           Eğitim Yönetimi Ve Denetimi Yüksek Lisans Programı
 
 
                                 Eğitim Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar
 
                                     Danışman: Selahattin TURAN
                                                Aralık, 2009
 
1- KİTABIN KİMLİK BİGİLERİ
 Kitabın Adı: YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILIN KISA TARİHİ: DÜNYA DÜZDÜR

Kitabın Temel Ve Alt Başlıları:
A-Dünya Nasıl Düz Oldu?
 A1- Ben Uyurken   
A2-Dünyayı Düzleştiren On Güç
 A3-Üçlü Yakınlaşma
 A4-Büyük Saflaşma
B- Amerika Ve Düz Dünya
B1-Amerika Ve Serbest Ticaret
B2-Dokunulmazlar
B3-Sessiz Kriz
B4-Bu Bir Tatbikat Değil
C-Gelişmekte Olan Ülkeler Ve Düz Dünya
C1-Guadaupe Bakiresi
D-Şirketler Ve Düz Dünya
D1-Şirketler Ne Yapıyor?
E- Jeopolitik Ve Düz Dünya
E1-Düz Olmayan Dünya
E2-Dell Çatışma Önleme Teorisi
F-Sonuç: Hayal Gücü
F1–9/11’e Karşı 11/9
G-Teşekkür
H- Dizin
2 –KİTABIN YAZARI: Thomas L. FRIEDMAN
3- ÇEVİRENİN ADI SOYADI: Levent CİNEMRE
4- YAYIMLAMA YERİ: Eski Büyükdere Cad. Park Plaza 22, Maslak/ İstanbul
5- YAYIM ADI VE TARİHİ: Boyner Yayınları, Nisan 2006
6- BASKI SAYISI: 2. Baskı
7-SAYFA SAYISI: 477 Sf.
8- FİYATI: 24 TL.
9-ISBN: 975–7004–50–2

10- KAPAK TASARIM VE BASKI: Rafineri Reklâmcılık, Atan Matbaa Ltd.
11- ELEŞTİRİYİ YAZANIN KİMLİK BİGİLERİ:
11.1- ADI- SOYADI: Bahri ÇABUK
11.2-KURUM ADI: Ahmet Yesevi Üniversitesi
11.3-BÖLÜM ADI: Uzaktan Eğitim Fakültesi-  Eğitim Yönetimi Ve Denetimi Yüksek Lisans Programı
11.4-ÖĞRENCİ NUMARASI: 0977G065
11.5-DERS ADI: Eğitim Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar
11.6-DANIŞMANIN ADI-SOYADI:  Selahattin TURAN
12- KİTABIN YAZILIŞ AMACI:

Galileo, dünyanın düz olmadığını savundu; kelleyi aldılar. Mahkeme tarafından idam ettirildi. Dünyanın eskiden de düz olduğuna inanılıyordu; ama farklı bir pencereden bakılıyordu dünyaya. Henüz; Ciga baytlık lezzet’le bakılmıyordu dünyaya.   
(Friedman T.L, 1.sf)
 
 
İki binli yılarda internetin tüm dünyada hızla yayılmaya başlaması ve diğer bütün güçlerin de etkisiyle yepyeni bir çağa girildiğini, küreselleşmeyi farklı bir boyuta taşıyan bu yeniçağda dünyanın çok küçük bir yer haline geldiğini, oyun sahansın düzleştiğini, bu gelişmeyle birlikte sadece dünyanın gelişmiş ülkelerdeki değil en ücra köşelerdeki tek tek bireylerin de küresel düzeyde önemli birer oyuncu olduklarını, bu bireylerin önemli bir güce sahip olduklarını, bu güçlerini işbirliği ve rekabet etmek için düzleşen sahaya korkusuzca çıkabileceklerini veya çıkmış olduklarını savunmaktadır. Bu savunularını kanıtlamak için; çarpıcı tarihi dönemeçlere ve anlamlı sembolik kaynaklara başvurmaktadır.

Friedman, 21.yüzyılın kısa, hızlı, sessiz ve derin ekonomik tarihine ışık tutmak istemektedir;  bu günkü küçülen ve düzleşen dünyayı iyi tanımamız gerektiğini düşünmektedir. Dünya, bizim bildiğimiz yuvarlak değil düzleşen dünyadır. Dünya düzleşmekte, bu düzleşmede yerimizin değiştiğini incelemektedir.

Yazar: ‘’Yerimizde kalmak için daha hızlı koşmamızı gerektirecek biçimde ‘düzleşen’ dünyamız, acaba insanoğlunun istikrarlı bir şekilde uyum sağlayamayacağı kadar küçük ve hızlı bir dünya haline mi geldi?’’  Sorusunun cevabını arayarak, okuyucucuda kendi yolculuğuna katarak, sırlı yollarda örtülü sırlarımız açık hale getirmek amacıyla yolara düşmüştür. Yollar düzleşmiş, sırlar çoğalmış, dünya bildiğimiz yuvarlak dünya olmadığını göstermek isteğiyle tutuşmaktadır.

Friedman, değişen ve düzleşen yenidünyayı anlamak isteyenlere; yeni yollarda eskimeyen keşifleri, yeniden yenilenen yolları, baytlaşan arsız patikaları göstermek, düzüşen/düzleşen sahada oyuncu olmak isteyenleri kışkırtmak istemektedir. Bu kışkırtmayı bir ölçüde başardığını düşünüyorum. Tıpkı benim yuvarlak dünyamı nerdeyse düzleştirecek hale getirdi kitabın son sayfalarını kapatırken.

Yazar bu kitapla yapmak isteğini başardığın düşünüyorum. Çünkü kapaktaki Best seller damgası bunun kanıtıdır.

13-KİTABIN İÇERİĞİ:
Günümüzün dünyası; değişken ve hızlı ekonomik ilişkilerin, farklılaşmış araçların, kaynakların, paylaşımın, üretim biçiminin durumuna göre belirlendiği bir dünyadır. Friedman,  kitabın ana sütunlarını tarihin birikimleri üzerine kurmuştur. 21. yüzyılın kısa tarihini, belki de insanlığın en yorgun iki yüz yılının yolculuklarını temel alarak kurgulamıştır.

Coğrafi keşiflerle başlatmış, yeni bir keşif için aynı mekânı hedefleyerek kesintisiz bir ilişki kurmuştur. Günümüzün iş dünyasına, ekonomik hayatın ana kaynağının ne olduğunu, bir yandan gazeteci kimliği, bir yandan bir bilim adamı kimliği, bir yandan heyecanlı bir edebiyatçı, öbür yandan bir anı yazarı,  meraklı bir gezgin olarak ve önemlisi popüler bir düşünür edasıyla kitabın içeriğini oluşturmuştur.

Friedman; disiplinler arası bir yaklaşımla, küreselleşme paradigmasına uygun, ekonomik hayatı temel alarak bir bütün hayatı, dünyayı sonsuz parçalara ayırarak bizim hissetmeyeceğimiz bir ustalıkla yeniden bütünsel bir fotoğrafla yeryüzünü bize göstermeye çalışmaktadır. Ucuz emek nerdeyse, üretim orda olmalıdır algısıyla küresel aktörlerin sosyal yaşama yansıyan bakış açılarını benimsemiş, ulus-devlet bitmiştir desturuyla politik kabullerini dile getirmektedir.

Okuyucuyu ikna etmek için gazetecilik maharetini kullanarak, olgusal kabulleri sistematize edilmiş teorik yeterliğiyle harmanlayarak yapmaktadır. Şöyle ki; küreselleşme artık kabul edilmiş bir olgu oluğunu; bilgi, sermaye, üretim ve kaynakların kullanımı zamandan ve mekândan bağımsız olduğunu kanıtlarıyla anlatmaktadır. Sınırlar yok olmuş, dünya düzleşmiş, sınırlar bizim görmediğimiz bir şekilde ortandan kaldırılmış, düşmanlar dost, doğru bildiğimiz şeyler yanlış, yanlış bildiğimiz şeyler doğru olmuştur.

Yazar; popüler bir gazeteci olması ve derin bir edebi kurgu anlayışına sahip olması, hissetini, gördüğünü ve gittiği yerlerdeki insanlara ve yaşama ilişkin anlatımlarının açıklayıcı ve duru anlatımını, dünyaya yüklediği anlam, kullandığı sembol değerler, bilgiyi anlama, kullanma ve ürüne dönüştürme becerisi iyi bir analist olduğunun göstergesidir.

Dünyanın nasıl düzleştiğini on temel düzleştirici güçle, dünyanın nasıl düzleştirildiğinin temel teorik ikna edici önermelerinin tartışıldığı bölüm; kitabın ana teması olarak düşünülebilir; Dünyayı Düzleştiren On güç: ‘’Müthiş bir maliyet baskısı vardı ve dünya düzleşiyordu. Ekonomi, insanları, asla yapamayacakları veya yapamayacakları şeyleri yapmaya zorluyordu... Küreselleşme müthiş bir hamle yapmıştı. Hem bilişim hem de üretim için doğruydu bu.’’ (Friedman T.L, Sf: 115- 5. düzleştirici)
 
21. Yüzyılın kısa tarihinde Amerikan’ın dünyanın düzleştirilmesinde oynadığı rolü; Amerika ve Düz Dünya bölümünde, bütün detaylarıyla bir Amerikalı bakış açısıyla yazıldığını söylemek abartı sayılmaz.

Dünyanın düzleştirilmesinde şaşkınlığı geçmemiş ülkeleri; ‘Guaulupe Bakiresi’ alt başlığıyla, kutsal sembollerin bile kolayca pazarlanabilmesi, Gelişmekte Olan Ülkeler Ve Düz Dünya bölümünde ironi yaparcasına, kitabın satır aralarına gizlenmiş niyetlerin açıklandığı bölüm olduğunu düşünüyorum; her şey pazarlanabilir ve her şeyin bir değişim değeri var!

Evet. Asıl dünyayı düzleştiren temel güçlerin şirketler olduğu gerçeğini,Şirketler Ve Düz Dünya bölümüyle şirketlerin düzleştirici rollerinin neler olduğu açıklanmaktadır.

Jeopolitik stratejinin, düzleşen dünyada aldığı yeni anlamının açıklandığı ve düz olmayan dünyada jeopolitik duruşun, Dell Çatışma Önleme Teorisiyle harmanlayarak, Sonuç- Hayal Gücü’nün sınırlarını zorlayarak kitabın son iki bölümüyle tamamlanmış olmaktadır.

Thomas L. Friedman’ın ortaya koyduğu ve savunduğu temel fikir; 21.yüzyılda bilgi ve bilişim alanındaki gelişme ve ilerlemeler sonucu yepyeni bir çağa girildiği, bu çağda dünyaya ilişkin algılamalarımızdan başlayarak, her şeyin değiştiğini, yeni anlam ve algılamalara ihtiyaç olduğunu ileri sürerek kanıtlarıyla bu düşüncesini sistematik bir kavramsallaştırmaya dönüştürmektedir. Bunu yaptığı araştırmalar, geziler, incelemeler ve mülakatlarla desteklemekte, bir gazeteci derinliği ve edebiyatçı kurgusuyla ikna edici olmakta, bölümler arasındaki ustaca geçişi ve dağınık gibi duran fikirlerin bir bilim adam kimliğiyle uyumlaştırmaktadır.

Dizin bölümü incelendiğinde yararlandığı kaynakların genişliği yaptığı çalışmamanın birçok alanla ilgi olması dikkat çekmekte, titiz bir araştırmacı olduğu görülmektedir.

14- KULLANILAN DİL VE USLUP:
Yazar, ilgili olduğu alan itibariyle popüler bir dil ve akademik bir üslup kullanmıştır. Zira yer yer bir edebiyat kurgusuyla bu akademik yapıdan kurtardığı söylenebilir. Aynı zamanda bir çeviri olması nedeniyle oluşan anlam ve dil değişimleri önemli bir etken olduğu bilinmelidir. Fikirler çarpıcı ve etkileyici oluşturulmuş; gazeteci olması bundan etkili olması kaçınılmazdır.

15-DEĞERENDİRME:
 Thomas L. Friedman, bir gazetecidir. Hem de dünyaca ünlü bir gazetenin köşe yazarıdır. Günümüz dünyasının temel değişim dinamiklerini iyi kavramış bir gazetecinin rahatlığı ve güveniyle dünyanın gidişatını bütün boyutlarıyla değerlendirmektedir.

Yazar dünyayı düzleştirirken başvurduğu temel argümanları çarpıcı, etkili bir şekilde hazırlayarak sunmaktadır.

 Günümüzde yeni uluslar arası sistemi biçimlendirmekte olan küreselleşmeyi, dünya çapında uluslararası ilişkileri ve iç politikaları belirleyen güçleri anlamadan ne günün haberlerini yorumlayabilir, ne de paramızı en iyi nereye yatıracağımızı bilebiliriz.

Thomas Friedman Çinli köylülerden Endonezya`deki yeni girişimcilere,  Hindistan taşeron yazılım işçilerinden, İslamcı öğrencilerden Wall Street ve Silikon Vadisi`ndeki finans sihirbazlarına kadar çok çeşitli insanlarla görüşerek, dünyanın birçok yerini gezerek bu kitabı yazdığı görülmektedir.

Finansal piyasalar, şirketler, ulus-devletler ile teknoloji arasındaki dünya çapındaki benzeri görülmedik bütünleşme giderek daha da hız kazanıyor ve bir yandan muazzam zenginlikler yaratırken diğer yandan da yıkıcı sonuçlara yol açıyor. Kimine dev ödüller sunarken kimine de ağır cezalar kesiyor.

Thomas Friedman çarpıcı örnekler ve dudak uçuklatıcı öykülerle bu sonuçları gözler önüne seriyor. Küreselleşme ile kültür, coğrafya ve geleneğin kadim kuvvetleri arasındaki etkileşim hayatımıza hükmediyor.

Lexus otomobil ile zeytin ağacı arasındaki uygun dengeyi bulmak, Friedman`ın birçok ülkede 1999`un en çok satan kitapları arasında yer alan bu eserinin ana temasını oluşturuyor. Bu kitabi ise düzleşen dünya ile dünyanın düzleşmesini engelleyen unsurların yarattığı gerilim arasında denge kurmaya çalışmaktadır. Küreselleşme sorununu çeşitli boyutlarıyla kendine sorun yapan Friedman, küreselleşmeye yönelik önemli birikimleri olduğu görülmektedir. İki eser birbirini tamamlayıcı mahiyete olduğu söylenebilir.

Dünyanın bir kısmı düzleşirken, diğer bir kısmının düzleşmeye direnmesi; geçmişten günümüze değişmeyen doğu batı, medeni barbar, zengin fakir, gelişmiş gelişmemiş gibi kavramlaştırmalarını andırmaktadır. Bu kitabın en önemli handikabı olduğunu düşünüyorum.

Eserin temel ve vurgulu tezi dünyanın düzleştiği yani küreselleştiği üzerine kurulurken, Jeopolitik Ve Düz Dünya bölümüyle temel ve vurgulu tezin aslında bir kurgudan oluştuğu izlemini yaratmaktadır.

16-ANALİZ VE DEĞERLENDİRME:
Küreselleşme baskısıyla birlikte yeni bir biçim alan ulus- devlet çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle sanki çan çekiştiğini söylemeye çalışan yazar, insan iradesi dışındaki başka etkenlerin belirleyici olduğunu mesajların arasında kendini gösteriyordu. Şöyle ki; ‘’Müthiş bir maliyet baskısı vardı ve dünya düzleşiyordu. Ekonomi, insanları, asla yapamayacakları veya yapamayacakları şeyleri yapmaya zorluyordu... Küreselleşme müthiş bir hamle yapmıştı. Hem bilişim hem de üretim için doğruydu bu.’’ (Sf: 115- 5. düzleştirici)

Yaşam sonuçta bir mücadele, yeryüzü bir savaş alanını andırıyor. Bu savaşta daha hızlı olan önde bitiriyordu. Aslan ya da Ceylan olmak fark etmiyor. Aslanın hırçınlığı, Ceylanın masumiyeti yaşamın anlamını değiştirmiyor. Güneşin doğuşu, yeryüzünün her hangi bir noktasında mücadeleyi başlatıyor. Hızlı olmak şarttır yaşamak için.  Yaşam hızlanıyor, dünya düzleşiyor. Yaşam hızlanıyor, yaşamın hızına yetişen yaşayabiliyor. Dünya düzleşiyor, düz alana en hızlı inebilen öne geçiyor.  Friedman bu gerçeği bir Afrika şiiriyle anlatıyor:

‘’Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır,
Bilir ki en hızlı koşan aslandan hızlı koşmazsa ölecek.
Her sabah bir aslan uyanır Afrika’da,
Bilir ki en yavaş koşan ceylan yakalayamazsa açlıktan ölecek.
İster aslan olsun ister ceylan,
En iyisi siz güneş doğar doğmaz koşmaya balayın.’’
(Sf:117- 6. düzleştirici)

Küreselleşme dünyayı düzleştiriyor.  Fakat düzleşmeye karşı direniş var. Bu direnişin sorumlusu Friedman’a göre ulus-devlettir.

Ben, kürselleşmenin dünyayı düzleştirmesine engel olan gücün Küreselleşmenin kendisi olduğunu düşünüyorum. Küreselleşme dünyayı düzleştirirken farkında olmadığı gerçek, dünyayı düzdüğüdür.

Ulus devlet nedir? Kim yarattı? Hangi tarihsel şartların sonucudur?
Sorularına cevap vermeden saldırıyor ulus-devlete Friedman:‘’Ebette en büyük direnç kaynağı, gayet açık tanımlanmış sınırlarıyla ve yasalarıyla ulus devlettir. Düzleştirici güçler, dirençleri ve engelleri azalttıkça, ulus devlete ve belirli kültürel değerlere, ulusal kimliklere, demokratik geleneklere ve tarihsel olarak işçilere ve çeşitli topluluklara koruma ve tampon görevi yapan bağlılıklara yönelik daha büyük bir tehlike olarak ortaya çıkacak.’’ ( Friedman T.L,sf:202)

Kitabın düzleşen dünyada yukarda değinilen hızlı yaşam mücadelesinde kaybeden olmadığının ahlaki formülasyonunu da ortaya koymadan edemeyeceğinin bilincindedir: ‘’Düz dünyada birinin ekonomik kurtuluşu, bir başkasının işsiz kalması anlamına gelmiyor.’’ ( Friedman, T.L. sf:203)

Düzleşen bir dünyada herkesin kazanacağının garantisi hızlı olmaktır. Peki, zaten bir kısmı düzleşen dünya böyle olmadığını yazarın kendiside söylediğine göre, ne demeli bilemiyorum.

Doğrusu, Eğitim Yönetimde Yeni Yaklaşımlar dersi açısında bana göre kitabın en önemli bölümü ‘’Sessiz Kriz’’ diye nitelendiren kısmıydı. Bu bölümde yazılanlar asıl üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gerekir. Çünkü birçok sorunun temelinde yatan gerçeklerin eğitim sistemimizin içinde olduğu durumdur. Söz konusu sorunların dünyanın diğer ülkelerinde de olması, bir yandan bize nefes aldırırken diğer yandan da yeni fırsatlardan yaralanabileceğimizdir.

Düzleştirici güçlerin öncüsü Amerika Birleşik Devletlerinin eğitim sisteminin kriz olması gerçeğidir: ‘’Amerikan eğitim sisteminin sessiz bir kriz içinde olduğunu tartışmaktadır. Kendinizden fazla memnun kaldınız ve yavaşladınız.’’ (Friedman, T.L. sf:247)

Gökyüzü bugün başımıza çökmüyor olabilir, ama gidişatı değiştirmesek önümüzdeki on onbeş- yirmi yılda bu olacaktır. Gidişatı değiştirmediğimizin tüm göstergeleri orta, özellilikle devlet okullarında. Bu konuda bir şey yapılmıyor. Amerikan eğitim sistemi, anasınıfından on ikinci sınıfa kadar yeterince öğrenciyi fen, matematik ve mühendislik alanlarına yönlendirilmiyor. ( Friedman, T.L. sf:266)

Friedman’ın yukarda söyledikleri bizim içinde geçerli gerçeklerdir.
Friedman’a göre, düz dünyada en ideal ülke, hiçbir doğal kaynağa sahip olmayan ülkedir. Çünkü düz dünyada yatay yükselmenin temel enerjisi, hiçbir doğal kaynağının olmamaya bağlıdır. Bir petrol kuyusunun kazılacağına yaratıcılığın ve zekâsını harekete geçirilmesi daha makuldür.

16- SONUÇ:
 Dünyanın düzleşmesi, tüm bilgi havuzlarını birbirine bağlıyor. Havuza ne kadar uzmanlık alanı uzman olursa, onların varyasyonlarla bir araya gelmesinde o kadar çok bulu ve yenik doğuyor. Kitap, şirketler, ülkeler ve bireylerin düz dünyada Başarlı olmak için yapabileceği ve yapması gereken şeylerin yeni ve büyük bir evreni olduğunu göstermeye çalışıyor.

Gelişen teknolojileri kullanmak insanları modern, kurnaz, ahlaklı, akıllı, hoş ya da nazik yapmaz. Yalnızca iletişim kurmalarına, rekabet etmelerine ve daha ileri, daha hızlı işbirliği yapmalarına olanak sağlar.

 Kısacası; Düz Dünya ne yazık ki hem Infocys’in hem de El Kaide’nin dostudur.                       
( Friedman, T.L. sf:416)

***

Meritokrasi (Liyakat sistemi).

Yorum Yaz